Türkiye, her bakımdan AKP’nin iktidar süresi olan 21 yılın en kritik, en tehlikeli sürecine girdi. Aslında beka yönünden düşünürsek Cumhuriyet döneminin en kaygan, tehlikeli ve kırılgan süreci de diyebiliriz.

Nedenlerini Millî Görüş sözcüleri hep dile getiriyorlar. Ama artık sıkıntıları yaşayan herkes de hissetmeye ve görmeye başladı, feryatları can yakıyor. Bizzat Cumhurbaşkanı bile bugüne kadar her şeyi güllük gülistanlık olarak gösterme gayretinde iken, bu defa “kötü gidiş” itirafında bulunmak ama bu gidişle imkânsız olan çözümünü de bilmem kaçıncı defa olarak bir yıl sonraya ertelemek mecburiyetinde kaldı. Ama artık aldatılan kesim de buna asla inanmayacak durumdadır.

En başından beri; yaşadığı sürece Erbakan Hocamız, Millî Görüş yöneticilerimiz, sözcülerimiz, medyamız ve bu satırların yazarı olarak hep uyardık, hep sarstık, hep yol gösterdik, halen de bunu yapmanın gayretindeyiz. Ama maalesef “ben bilirim, işimize karışmayın, aklınızı kendinize saklayın” türü yaklaşımlarla ve çoğu kerede alay ederek karşılandık, karşılanıyoruz.

Bugün gelinen feci durumun sorumlusu, istişaresiz ve keyfi yönetimleri ile elbette Sayın Cumhurbaşkanı ve onun ekibi olan AKP iktidarıdır.

Peki oy verenler hakkında ne diyebiliriz?

Büyük çoğunluk yanıltılarak, yalanlara inandırılarak, uyduruk belgeler kullanılarak ve gaza getirilerek oy verdi. Bu yanıltma ve yanlış yönlendirme son seçimlerde daha belirgin ve sonuç alıcı olarak yapıldı.

Gaflet de, dalalet de diyemeyeceğimiz, ama vasfını demeye dilimizin varmadığı öyle kesimler var ki, halkımızın büyük çoğunluğunu bunlar yanılttılar. Bunların en başında gelenlerden bir iki grup ve kişileri sayalım:

Başta “ak troll” olarak isimlendirilen, halkı uyarıcı her söze, her yazıya, her tavra alay ederek, hakaret ederek, küfrederek, gereğinde tehdit dili kullanarak, kişileri ve sözlerini itibarsız hale getirmekle görevli olanlar. Bunlar üç kuruş dünya menfaati için şuursuzca üstünü örterek kötü gidişi hızlandırmışlar, bunu durduracak oluşumları da “belden aşağı” vuruşları ile frenleme görevi yapmışlardır.

Bu çıkmazın sorumlularından biri de, medyaya çarşaf çarşaf ilanlar vererek, cemaatlerinin görüşlerini belirtme adı altında halkı iktidara oy vermeye teşvik eden, kendilerini “ehli tarik” olarak gösteren kesimdir. Dikkat ederseniz bunu da “halkın gerçek olarak kabul ettiği tarikatların” adını kullanıp taklit ederek, halkın din sembolü olarak gördüğü “cübbe, sarık” gibi kıyafetlere bürünerek yaptılar. Bunların ağızlarından kaçırdıkları “kazanımların kaybedilme tehlikesi” gibi oldukça muğlak bir gerekçedir. Sanki kazan-kazan prensibi ile çalışıyorlarmış da, kazanlar dolusu kazanımları birikmiş gibi. İslami kazanım kastedilmiş ise bunlara “Beka tehlikesi olduğu bu ortamda, gök kubbemiz yıkılma aşamasına gelmişken, neyi kazanım olarak kabul ediyorsunuz?” diye sormak gerek.

“Efendim beka tehlikesi yok, siz uyduruyorsunuz!” gibi bir itiraz gelirse bunlara deriz ki; soyadından dolayı belki Millî Görüş’ü parçalayabilir, gerekçesi ile Cumhur İttifakı’na adeta iteleyerek yamadığınız bir partinin genel başkanının, seçimden sonra gerçekleri yakından gördüğünde, “kızgın ampule konmuş kelebekler” gibi “yandım Allah!” modunda yapmak mecburiyetinde kaldığı açıklamalarına bir kulak verin. Verin de, çatırdayan gök kubbemizin beka sorunu var mı yok mu görün. Yıllardır ne Erbakan Hocamıza ne de Millî Görüş’ün sözcülerine inanmadınız, kendi avucunuzdaki adamınıza da mı inanmayacaksınız?

Bu “yıkım sath-ı mailine” girildiği süreçte bir ümit olarak ortaya çıkan, fren ve gaz itibarıyla Millî Görüş’ün kontrolünde olan geçici bir çözümü siz önlediniz.

Tarih sizi nasıl anacak bilemeyiz ama bizler birtakım yersiz korkular pompalayarak sebep olduğunuz bu sefalet ve çıkmazları gördükçe, sizi sık sık anıyoruz. Kulaklarınız çınlıyor mu acaba?

Sizler hâlâ bu yıkımları durduracak ve devletimizi selamete çıkaracak tek programın Millî Görüş’te olduğunu anlamazlıktan gelmeye devam ediyorsunuz.

Kulakları çınlayasıcalar sizi!

TARİHİN BORUSU

Tarih feryat eden antika gramofon,

Kulağa dönüktür, üstteki borusu;

Bizlerse ağzımız açık dinliyoruz,

Kulağı koruyor, östaki borusu...