Avustralya’da on binlerce deve katledildi. Milyonlarca insan göçmen. . . Müslümanlar birbirimizi boğazlıyoruz, parçalanıyoruz. İslam düşmanları hem İslam’la hem Müslümanlarla savaşıyor. Kaynaklarımızı yağmalıyorlar. İslam ile insanlar arasında engeller var. İslam yanlış tanıtılıyor. Ekonomik dengesizlikler, uçurumlar, ırk, mezhep çatışmaları. . . İslam’dan uzaklaşma, sömürü, dünyevileşme. . . İşbirlikçi yönetimler Fuhuş (zina) vb. haramlar korumada, yaygınlaşıyor. . .
Korona, tüm insanlığa ilahi bir uyarı. Bize “Nereye gidiyorsunuz? “ayetini okuyor. (Tekvir/26) Arkası daha şiddetle gelebilir. Korona ile ilgili yorum farklılıkları, çelişkiler ne kadar aciz olduğumuzu gösteriyor. Farkında olamadığımız iman, sünnet, Kur’an, özgürlük, aile, adalet, sağlık, zaman. . . gibi nimetlerin farkına varmaya, düşünmeye başladık.
Allah dilemeden hiçbir şey olmaz, olamaz. Haramları terk ederek, istiğfarda, duada bulunmalıyız. Haramları terk etmeden, O’nunla savaşarak, hiçbir sorunu çözemeyiz. O dilemeden ne olabilir ki? Korona da her şey de O’nun (C.C.) emrinde, izninde, iradesinde. Savaşı haramlara karşı yapmalıyız.
Küresel zulüm düzeninin sağlık çözümlerine (DSÖ/WHO) mahkumuz. Sorunları üretenler çözüm bulamazlar! DSÖ de küresel düzenin denetiminde değil mi? Yani ırkçı emperyalizmin/Siyonizm’in. . . Neden alternatif tıp/nebevi/bitkisel çözümlere kapalıyız?!
İtalya’da, İspanya’da, Almanya’da olumlu tepkiler, işaretler geliyor. Ezanlar, tekbirler yükseliyor.
Tavaf durdu. Camiler mahzun. Kâbe, Mescid-i Nebevi, Mescid-i Aksa. . . Tutsak. . .
Bilim Kurulu üyesinin testi pozitif çıktı. Bir dahiliye profesörü koronadan öldü. Eczacı da. . . Birçok devlet adamı koronaya yakalandı. Panikler?! Savaş, mücadele biyolojik. . . Siyonizm nüfus planlaması yapıyor. Projeler, tuzaklar. . .
Çözüm: Öncelikle haramları terk etmek, öteki beşeri çözümleri terk etmek, O’nun (C.C.) yoluna girmek, O’ndan yardım istemek, alabilmekte. . . İstikamete girmeden çözüm yok.
O’nu bilmek, tanımak ilmin üstünü; herşeyden önemli.
Her şeyi anlamak O’nu bilmekle mümkün.
O (C.C.) dilemeden, bilmeden, yaratmadan, izin vermeden evrende hiçbir şey olamaz. O (C.C.) Melikun Muktedir’dir. Tüm insanlar bir araya gelseler sinek bile yaratamazlar. Yaratan ancak O’dur. O dilemeden yaprak kımıldamaz, dişi gebe kalamaz. Hayra rızası, şerre cezası var. Sınavdayız.
Halife olarak dünya adası/gezegeni/misafirhanesine gönderildik. Talimatlarının aksine bir yaşantımız var. Sözleşmemizin ihlalleri, vekaletlerimizin kötüye kullanılması, emanetlere, nimetlere hıyanetler. . . yüzünden karada ve denizde fesatlar oluşuyor. İmar yerine ifsad, adalet yerine zulüm, kulluk yerine tağutluk/isyan yapıyoruz. Musibetler bundan.
O’nun (C.C.) evinde, mülkünde malik gibi yaşıyoruz. Misafiri gibi değil. Her şey O’nun (C.C.).
Talimatlarına uyabilsek dünyada huzur, güvenlik, refah olur. (Nahl/112) Rızıklandıran Rezzak O (C.C.) Kuvvet, Kudret O’nun. (C.C.)
O dilemeden zarar da yarar da olamaz. O (C.C.) Rahman, Rahim, Adil-i mutlak. Zulüm yok. Şer görünenlerden hayır çıkartandır. Cezalarında da nice hikmetler, maslahatlar, adaletler vardır.
O’nu bilebilsek, O’na hakkıyla inanabilsek, tanıyabilsek O’na teslim olabilsek dünya bir başka dünya olur. Teslim olmadığımız için dertleri yaşıyoruz. O (C.C.) bizi “hayat veren şeylere (Kur’an, sünnet) çağırıyor. “ (Enfal/24) İşitmiyoruz, yüz çeviriyoruz. İlaçtan, şifadan kaçıyoruz. . . .
Melik, Şafi, Fettah, Veli, Vekil, Nasir O (C.C.) değil mi? Yardım, şifa O’ndan gelebilir, ancak.
O’na dönmek (yoluna) O’na yeniden tevbelerle teslim olarak, O’ndan yardım dilemek zorundayız. Cümle işler Halikin; kul eliyle işleniyor. O’ndan daha güzel düzenleyen, hükmeden, yöneten var mıdır? O’nunkilerini kabul etmemek, beğenmemek akıl kârı mı? Neye yarıyor?
Korkulardan/korktuklarımızdan nereye, kime sığınacağız ki, korunalım, güvende olabilelim?! En güvenli İslam binasına sığınmayacak mıyız? Koronadan, hastalanmaktan, ölmekten korktuğumuz için korkarız. Kimse eceli gelmeden ölmez. Koronasız ölüm yok mu? Ölmemeye çare de yok. Ölüm ayetini inkar eden de yok. Ölümden kaçılmaz. Akıllılar, ölüme hazırlıklı olanlardır. Haramlara düşmekten korkmak ne güzel korkudur. Haramlar, koronadan tehlikelidir. Korkuyu, güveni, derdi, dermanı, koronayı, şifayı, hastalığı, sağlığı, ölümü, hayatı. . . her şeyi yaratan Allahu Teala’dır. O (C.C.) anlamsız, yararsız, amaçsız, hikmetsiz bir şey yaratmaktan münezzehtir; Hâkîm’dir. Bu sebepler aleminde her şeyi sebeplere bağlamıştır. Bunları da bildirmiştir. Özetle tüm sıkıntılarımızın sebebi, isyanlarımız/günahlarımız/ zulümdür. (Şûra/30) Allah’a itaat ederek, yolunda O’ndan yardım alabiliriz. Batıl yollarda alamayız. Yardımı da sadece O’ndan isteriz. “La havle vela kuvvete illa billah. Sadece O’na kulluk ederek. Hem de birlikte/cemaat olarak (Fatiha). “Aldığımız nefesi bile geri veriyorsak, hiçbir şeyin sahibi değiliz.” N. F. K. İzinsiz hiçbir şey olamaz. Ne itaat, ne de isyan. Ne yarar, ne de zarar. . . Tüm kuvvet Allah-u Teala’nındır. Her an her şeyde tasarruf etmektedir.
Örneğimiz, önderimiz (S. A.V.) İbn-i Abbas’a (R.A.) öğüdünde buyurduğu gibi: “Sen Allah-u Teala’nın buyruklarını korursan (itaat eder, isyanı terk edersen) O (C.C.) da seni korur. Sana yardım eder. O (C.C.) seni korursa tüm insanlar birleşseler sana izinsiz bir zarar veremezler, yarar da sağlayamazlar. Bir şey istediğinde Allah’tan iste. Yardımı da O’ndan iste. . . “
“Allah’ın yardımı muttakilerle beraberdir.” (Nahl/128) “Eğer Allah (C.C.) size yardım ederse, size üstün gelecek hiç kimse (güç) yoktur. O (C.C.) sizi yardımsız bırakırsa size hiç kimse yardım edemez.” (Al-i İmran/160)
“Sabreder, takvaya sarılırsanız düşmanlarınızın planları/hileleri size zarar veremez. (Al-i İmran/120) Allah-u Teala Hz. Musa’yı Firavun’dan/sudan, Hz. İbrahim’i Nemrud’dan/ateşten, Hz. Yusuf’u (A.S.) zindandan/kuyudan, Hz. Nuh’u (A.S.) kavminden korumuş değil midir?
Günahlarımız bize korku, yoksulluk olarak dönüyor. (Nahl/112)
“Kadere iman, kederden/korkudan emin kılar. “(S.A.V.) “Allah’tan korkan, hiçbir şeyden korkmaz.”
Baştabibimiz (S.A.V.): “İki ilaç/şifa vardır: Kur’an ve bal. İlki müminlere, ikincisi insanlara şifadır.” Neden nebevi/bitkisel tedavi yöntemine kapalıyız? Mevzuat müsait değil. Kur’an-ı Kerim hükümleri de öyle değil mi? Yasak. Bu durumda dertlerimize şifa mümkün mü? Dertlerimiz giderek çoğalıyor. İlaç yasak, tehlikeli sayılınca. . . Hastalıklarımızı artıran kimyasal, sentetik ilaçlara mahkum muyuz?
O’nun (C.C.) velayetine sığınacak, vekaletine güveneceğiz. Öteki sığınaklar (AB, ABD, vb. ) örümcek/ankebut yuvası gibi çürük, zayıf, güvensizdir. (Ankebut/41) Eğer biz Allah’ın dinine yardım edersek, O (C.C.) da bize yardım eder, ayaklarımızı da sabit kılar.” (Muhammed/7) “Allah, tuzakları/düzenleri bozandır” zulme rızası yoktur.
Kur’an bizim için şifa değil mi? (İsra/82)
Bize şifa olan, bize hayat verecek olan İslam’a yeniden dönmek zorundayız. Vesselam.