Hafta başında hükümet ekonomik krizin neden olduğu durgunluğu aşmak adına yeni bir konut kredi faizi indirim paketi açıkladı. Yapılan açıklamaya göre ilk defa ev alacak kişilere 2 milyon TL’ye kadar 10 yıl vadeli düşük faizli kredi sağlanacağı ifade edildi. Nas var diyerek faiz indirme politikasını savunan iktidarın, faizli krediyi müjde olarak sunması tezat olarak görülebilir. Ancak iktidar çevreleri yıllardan beri yüksek faizin sakıncalarını ifade etmekte, faizin varlığı ile değil yüksek olması ile mücadele eder görüntüsü vermektedir. Bu durum ise İslami açıdan yeterli bilgi sahibi olmayan geniş toplum kesimlerinin zihninde düşük faizin normalleşmesine, düşük faizli işlemlerin insanları rahatsız etmez hale gelmesine katkı sağlamaktadır. Bu son konut faiz indiriminin müjde olarak sunulması da düşük faizle ilgili oluşturulan bu algının bir parçasıdır. Elbette faiz hangi oranda olursa olsun kesin olarak haramdır ve şuurlu bir Müslüman’ın Kur’an-ı Kerim’de Allah ve Resulüne savaş açma olarak ifade edilen faize bulaşmamak adına azami gayret göstermesi gerekir. Ancak bu yazının konusu faizin haram olma boyutu değil, konut kredisi faizinin indirilmesinin ekonomik açıdan anlamı ve etkilerinin değerlendirilmesi olacaktır. Açıklanan bu paket her şeyden önce iktidarın göreve başladığı günden beri ekonominin lokomotif sektörü olarak inşaat sektörünü görme takıntısının değişmediğinin göstergesidir. İktidar ilk günden beri ülke ekonomisini reel olarak güçlendirecek sanayi üretimine değil, inşaat sektörüne öncelik vermiş, ekonomik kaynakların önemli bir bölümünü inşaat yatırımlarına yönlendirmiştir. Ülkenin içinde bulunduğu hassas ekonomik süreçlerde ekonomimizin ayağa kalkması için iç talebin desteklenmesi, sanayide çarkın daha hızlı dönmesi ve üretimde katma değer dönüşümünün sağlanması öncelikli ele alınması gereken konular olarak önümüzde dururken, iktidarın yine inşaat sektörüne yönelik olarak konut faizi indirim paketi açıklaması aslında ekonomiyi bugünkü olumsuz koşullara taşıyan anlayışın değişmediğinin göstergesidir.
Konut kredilerinde yapılan faiz indirimi meselesinde değerlendirilmesi gereken konu başlıklarından birisi de daha önce yapılan kredi faiz indirimlerinin sonuçları ve ekonomiye etkileridir. Özellikle partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçişten sonra yapılan tüm faiz indirimlerinin sonrasında yaşanan süreçlerde ülkede kur şoku yaşanmıştır. Kasım 2021’de başlayan süreçte yaşanan döviz kuru artışından sonra yaşanan hayat pahalılığı sonrası halkın da, piyasanın da yeni bir kur şokunun oluşturacağı maliyete katlanma gücünün kalmadığı göz önüne alınırsa, alınan kararın oluşturduğu risk ve sakıncalar daha net görülecektir. Ayrıca düşük faizli konut kredileri kamu bankaları tarafından sağlanmaktadır ve kamu bankalarının görev zararları kredi paketlerinin açıklandığı dönemlerden sonra kayda değer şekilde artmaktadır. Kamu bankalarının görev zararı hem kamuya aktarılacak gelirin kaybına hem de önemli ölçüde vergi kaybına neden olmaktadır. Gelir ve vergi kaybı ise neticede vergi ve zamlar olarak vatandaşa yansımakta, alınan yanlış kararın faturası yine geniş halk kesimleri tarafından ödenmektedir.
Müjde olarak sunulan kredi faiz indirimi sonrasındaki dönemlerde konut fiyatlarında kayda değer artışlar yaşanmıştır. Faiz indirim paketinin açıklanması sonrası hiçbir şey değişmediği halde konut fiyatları sanal olarak artmakta, orta ve alt gelir grubunun konut sahibi olması her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Nitekim konut faizi indirimine ilişkin bilginin paylaşıldığı akşam konut satışının yapıldığı internet sitelerinde fiyatlarda %10-%25 aralığında artış yaşandığı gözlemlenmiştir. Bu sanal artış sadece belirli zaman diliminde yaşanan bir artış olmanın ötesine gitmekte ve konut fiyatları sonraki dönemler için de yükselen fiyat rayici üzerinden belirlenmektedir. Bununla birlikte konut fiyatlarının bu şekilde sanal olarak artması kendi birikimleri ile, faizle kredi almadan, Allah’ın kesin olarak yasakladığı faize bulaşmadan ev almak isteyen insanların ev alma hayalinin sürekli olarak ertelenmesine neden olmaktadır. Bu konut kredisi faiz indiriminin, konut kiralarının fiyatlarında yaşanan fahiş fiyat artışlarının gündemde olduğu, yöneticilerden bu konuda fahiş fiyat artışının önüne geçecek düzenlemeler yapmalarının beklendiği bir döneme denk gelmesi de ilginçtir. Konut fiyatlarında yaşanacak artışların konutlardan gelecek gelir beklentisini yükseltmesinin sonucu olarak kira fiyatlarının da artması olasıdır. Yani kira fiyatlarında yaşanan fahiş fiyat artışının önlenmesi bir yana, kira fiyatlarını daha da artıracak bir adım atılmış ve alınan yanlış bir kararın faturasını ödemek büyük ihtimalle yine, zaten hayatını idame ettirmekte zorlanan geniş halk kitlelerine düşecektir. Bu konuda iktidar cenahından yapılan konut fiyatlarında fahiş fiyat artışlarına müsaade edilmeyeceği şeklindeki açıklamaların karşılığının olmadığı piyasayı tanıyan insanların iyi bildiği bir gerçektir. Zira gıda fiyatlarında fahiş fiyat artışına müsaade edilmeyeceği şeklindeki açıklamalar birkaç denetlemenin ötesinde bir sonuç vermemiştir. Bu konuda da etkili bir denetimin sağlanacağını beklemek hayalci bir yaklaşım olacaktır.