Artık insanlar konfordan çok zor vazgeçecek, Çehov un
deyişi ile konforu hor görmek imkânsız hale gelecek. Sineklerle çevrili bir
çevrede sade birkaç parça eşya ile yaşamak artık insanlara ölümle eş anlamlı
bir mana ifade etmekte. Normal evlerin ihtimali bile pek çok kadın için yıkım
olup çıkabilmekte ille lüks siteler akıllı evlerin hayalini kuranlar,
konforlarından ödün vermek istememekte.
Rahatı için her şeye razı, hatta erdeme ahlaka da fazla
gereksinim duymayan insanoğlu, insan olmanın gereği olan hasletlerinden
gittikçe uzaklaşmakta.
Haber hepimizi sarstı:
Cenazede bir kişi bile olmayınca imam ağladı. Hayatını
kaybeden 9 Suriyeli mültecinin cenazesi İzmir Bayraklı daki kimsesizler
mezarlığında toprağa verildi. Al Jazeera Türk, İzmir de hayatını kaybeden
mültecilerin cenaze törenine gider, Suriyeli mültecilerin cenazesine imamdan
başka kimsenin katılmadığını görür. İmam cenazesiyle bir başına Arkasında
namaza duran hiçbir cemaat yok. Dua etmekte zorlanıyor. Zaten, çok fazla da
dayanamıyor. Cebinden çıkardığı kâğıt mendille gözyaşlarını siliyor. Duaya
geçmeden İmam Altan ın ağzından tek bir cümle dökülüyor: Çocuk olunca dayanmak
çok zor .
Sekiz cenaze daha var. Onlar da cemaatsiz Saf tutanlar,
sırt verenler de imamlar, mezarlık görevlileri. Haklarında yaşları ve
yolculuklarının nerede sonlandığı dışında bir bilgi yok. Cansız bedenleri
Çeşme, Didim ve Kuşadası nda bulunur. Yunanistan ın Sakız Adası na geçmeye
çalışırken boğularak hayatlarını kaybedenler. Dokuz Suriyeli mültecinin
cenazesi Doğançay Mezarlığı nda toprağa defnedilir. Mezarlığın 412. adasına
Gerçekten çok zor bu işi yapmak. Ama manevi yönü ağır
basıyor. Dünya maalesef gözünü kapatmış seyrediyor, çok yazık. Ama ister
Hıristiyan, ister Musevi, isterse Müslüman olsun insan insandır. İnsana değer
vermek lazım. İnsanlar o kadar gaddarlaşmış ki... Ayak ayaküstüne atmışlar
seyrediyorlar. Şu masum yavrunun günahı neydi
Türkiye üzerinden Avrupa ya gitmeye çalışan yolda
hayatlarını kaybeden mültecilerin cenazeleri, otopsi yapıldıktan sonra 15 gün
morgda bekletiliyor. Bu süre içinde bir yakını tarafından alınmayan cenazeler,
DNA örnekleri alındıktan sonra kimsesizler mezarlığına defnediliyorlar.
İnsanlık seyretmekte ya gözünü kapatarak ya da ayak ayak üzerine atarak.
Korkarım ki öyle bir vakit gelecek ki artık seyretmeye bile gerek görmeyecek,
başını çevirecek, İyi ki öldü, bir kişi daha eksildi diye parmak hesabı bile
yapabilecek. Bu kez annelik gibi harika bir makamı bile vuran haber:
Annesi Garam bebeğin cenazesini bırakıp gitti.
Suriye de Rus bombardımanından kaçarken Adana Otogarı nda ölen 1 yaşındaki
Garam bebeğin cenazesini annesi almadan Ankara ya gidince cenazeyi belediye
yetkilileri ve 3 Suriyeli alarak kimsesizler mezarlığına defnetti. Annenin
evladından kaçtığı o cehennem sahnesine çevrilen dünya. Bebeğinin cenazesini
bırakacak kadar pembe bir geleceğe yelken açtığını mı sanmaktadır anne.
Paris e, Brüksel e, Viyana ya git, hatta şansın varsa saraylarda otur,
pırlantalara bat, konfor denizinde boğul. Değer mi, en kıymetlini bile arkanda
bırakıp gidiyorsan neye yaşıyorsun ki. İnsanlar artık allı yeşilli, pırıltılı,
tın tın teknolojik aksanlı iyi yaşam koşulları için bütün değerlerinden
vazgeçmeye hazır.
Ne için yaşayacaklarsa.
Çocuklarının en ufak hastalığında, Ben ölem diye
ağlayan annelerden sonra konforlu hayaller için öz bebeklerin cenazeleri bile
çiğnenecekmiş meğer.