Piyasadaki eğitim kitapları sadece kadınların iyi yetiştirilmeleri gerektiğini akla getirmekte. Yıllardır cami kürsülerinde hatipler iyi zevcelerin özelliklerini anlattılar. Kadın ne kadar çok itaatli olursa, o yuvanın cennetten köşe olacağını ilan ettiler. Erkeklerin yuvaya, yâre, yavrulara maddi katkıları olduğuna göre; mana katkı sadece kadına bırakıldı. Kocası için süslenen, onu güzel karşılayan, isteklerine uyan kadının; din tarafından kutsandığı yıllarca nakledildi.
Aradan geçen bunca zamanda halis bir kadın cinsi oluştu. Karşı taraf için aynı şeyi söylemek oldukça güç işte. Gün geçmesin ki "Kızımı iyi yetiştiriyorum" isimli, farklı bir yazarın kitabı piyasaya çıkmasın. Ben de umutla bekliyorum hâlâ, biri kalkıp da "oğlumu iyi yetiştiriyorum" kitaplarını yazması için. Yeter artık. Kızlar çok iyi yetiştiler. Erkek çocukların güzel yetiştirilmeleri devri geldi de çoktan geçmekte bile.
Eğer erkek cinsi anneleri ve babaları tarafından güzel yetiştirilse idi bu kadar kötülük olur muydu yeryüzünde. Ne yazık ki erkek dünyasının kötülüğü sadece kadınlara zarar vermekle kalmadı. Günümüzde çocuklara, bebeklere değin bir kötülük zinciri kuruldu. Düşünebiliyor musunuz, insanoğlunun bir cinsi şerli olduğunda diğer insanlar; öteki zayıf erkekler, kadınlar, çocuklar, hatta hayvanlar bile zarar görmekte. Bu ne menem bir gidiştir ki; 17 aylık bebeğe, savunmasız hayvanlara kadar gözü dönmüş canavarlarca tecavüz edilebilmekte. Fuhuş sektörünün lanetli çarkları kadınları bile beğenmeyerek, 14 yaşındaki erkek çocukları çiğneyip geçebilmekte.
İnsan cinsinin zayıf kesimi kadınlar. Öyle ki toplumun ayyaşı, berduşu ile birlikte olan hayat kadınlarının düşlerini süsleyen hayal; bu sarhoşlardan birinin yuvasına evlenip de namuslu ev kadını olarak yerleşebilmek. Aslında o kadınların hiçbiri bu en aşağı işi yapmaya hevesli değildir. Kendilerine "kader kurbanı" deseler de hepsi, bir erkeğin kurbanıdırlar. Ya evlenmek vaadi ile kandırılmış, yüzüstü bırakılmış, sonunda çocuğuna süt parası bulabilmek için rüyalarında görseler inanmayacakları mezbeleye düşmüşlerdir. Ya da evlendikten sonra bozguncu bir erkek tarafından kandırılıp kötü yola düşürülmüşlerdir.
Eğer anneler dizlerine yatırıp öpe seve büyüttükleri erkek çocuklarına; delikanlı olduklarında bir kızı yüzüstü bırakmanın iki cihanda da kişinin yüzünü güldürmeyeceğini, her şeyin bir bedeli olduğunu, başkasına mutsuzluk verenin kendi mutsuzluğuna imza atacağını, kendi kızlarına da bir başkasının acı çektireceğini anlatsalar bu kadar ihanet, gözyaşı ve yıkım olmazdı. Ya da gazetelerde bir aylık eşini fuhuş tacirlerine pazarlayan koca haberlerini bu kadar fazla okumazdık.
Toplum Sodom Gomore den daha hızlı bir bataklığa çekilmekte. Medya eşcinsellerin hayatlarını öylesine saygın lanse edip gençleri özendirmekte ki, milyarda bir olabilecek "kaptan nikâhı ile evlendiler" haberi ile bizim toplumumuzda hiç görülmeyecek kadar az olan lezbiyen sayısını artırmanın telaşında medya. Her yurtdışı konuşmamda elime tutuşturulan kâğıtlardaki benzer sorular, ayrı bir hüzün yumağı. Kimi hanımlar utana sıkıla, en çok şu soruyu sormaktalar: "Eşlerimiz bizi terk etti, Fransız ya da Alman bayan arkadaşları ile yaşamaktalar".
Buyurun bakalım. Her sorunun altından kadınlar değil, erkekler çıkmakta. İslâm ın yasakladığı ne varsa erkekler onunla kadınlara yaşamı zehir etmekteler.
Anneler babalar, Ayşe nin namusunu korumak için çırpınıyorsunuz. Ali nin namusu, iffeti, temizliği umurunuzda değil. Kızınız Ayşe eve geç gelse kıyameti koparıyorsunuz. Ali geç gelince sırtını sıvazlıyorsunuz. O erkek. Ali nin birisine kötülük yapabileceği aklınızdan hiç geçmiyor. Ya da yapsa bile onun namusunun kirlenmediğine inanıyorsunuz. Kızınız tecavüze uğradığında töre deyip öldürüyorsunuz. Oğlunuz tecavüz ettiğinde alnına kurşun sıkmayı hiç düşünmüyorsunuz. Oysa oğlunuz yeryüzünün bütün ırmakları toplanıp gelse arıtamayacağı bir günaha bürünmüştür. Bir ebeveyn olarak bunun vebali de sizin boynunuzadır. Eğer oğlunuzu güzel yetiştirse idiniz, sevgiyle, saygıyla eğitim verse idiniz, dayakla terbiye edilmeyeceğine inanabilseydiniz, onu dinleyip özgüven verebilseydiniz, sorunlarını paylaşıp yanında dağ gibi bir anne baba olabilseydiniz; insan çevremiz çok daha güzel olurdu.
Bu sebeple anneler düşün kızlarınızın yakasından. Onlar yüzyıllardır çok güzel yetiştiler. Korkmayın bir kötülük yapmazlar. Ama evlerinizde belki de bir suç makinesi gibi yetiştirdiğiniz erkek çocuklarınızın eğitimi için kollarınızı sıvayınız. Lütfen! eğitim dizisi yazarları "Kızımı iyi yetiştiriyorum" dizileri yazmayı bırakınız. "Oğlumu çok iyi yetiştirmeliyim" kitapları hazırlamalısınız. Zira vakit çok geçti.