Muhterem Cemaat!

Hutbeme birkaç ayetin mealiyle başlamak istiyorum. Cenab-ı Hakk buyuruyor ki:

"Şeytan seni bir kötülüğe sevketme girişiminde bulunursa, hemen Allah a sığın..." (Fussilet S.Â: 36)

"Allah tan korkup kötülükten sakınanlar şeytanın bir vesvesesine uğrarlarsa, Allah ı hatırlayıp hemen doğru yolu görürler." (A raf S.Â: 201)

Onlar bir kötülük yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri zaman Allah ı hatırlayıp günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah tan başka kim bağışlayabilir ki Bir de onlar yaptıkları günahlarda, bile bile ısrar etmezler. İşte onların mükâfaatları, Rab leri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlerdir. Hayırlı ameller yapanların mükâfaatı ne güzeldir..." (Al-i İmran S.Â: 135-136)

"Ey mü minler! Hepiniz Allah a tevbe edin ki, kurtuluşa eresiniz." (Nur S.Â: 31)

Muhterem cemaat!

Bu âyetler bizleri öncelikle iyi mü min olmaya teşvik etmektedir.

İyi mü min, Allah tan korkup günahlardan sakınan kimsedir. İnsan, kendini yaratan Rabb ına duyduğu derin saygının bir gereği olarak O nun emirlerini yerine getirmeye mecburdur.

İnsan kul olmanın gereği hata yaptığında Rabb ini hatırlamalı, yaptığı kusurlardan dolayı O nun affını ve mağfiretini dilemelidir. Tevbe ve istiğfar için kesinlikle vakit kaybetmemelidir.

Mü min tevbe ederim diye günah işleme gibi bir gaflete düşmemelidir. Çünkü insan şu andan sonra yaşayacağından asla emin değildir. Rabbımız yaptığımız günahı hementerk edip tevbe etmemizi emretmektedir.

Muhterem Cemaat!

Hutbeme başlarken okuduğum ayetlerin meallerine dikkat ettiyseniz bu ayetlerin bizleri, iyi mü min olabilmek için ebedi düşmanımız şeytana karşı uyanık bulunmaya, onun oyunlarına aldanmamaya teşvik etmektedir.

İçinde günaha doğru meyil beliren kimsenin yapacağı tek şey vakit kaybetmeden Rabbine sığınmaktır.

Muhterem cemaat!

Hata, günah, yanılma insan içindir. Kötü duyguların yoğun tesiri altında kalan veya istemeden de olsa bir günaha bulaşan kimse hemen Rabbine yönelmeli, O na sığınmalı ve kendisini bağışlaması için yalvarmalıdır. Cenab-ı Hakk böyle davranan kullarını bağışladığı gibi, onlara altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler ikram edecektir. Bunu Âl-i İmran suresi 135-136. âyetlerde Rabbımız beyan ediyor. Biraz önce sizlere bu âyetlerin meallerini arzettim.

Muhterem cemaat!

Peygamberimiz Efendimiz:

"Ben Allah a günde yüz defa istiğfar ediyorum" diye beyanda bulunuyor.

Bu nevi hadisleriyle Efendimiz bizlere tevbe ve istiğfarın önemini anlatmaktadır. Kulun böyle olması gerektiğine örnek olarak, yaparak öğretmektedir.

Rasulüllah günahsız olduğu halde istiğfarı dilinden düşürmediğine göre, bizler Rahmeti bol Rabbimize her fırsatta gönlümüzü çevirip, O na, yaptığımız yanlışlıklardan dolayı bağışlanmamız için tevbe ve istiğfar etmeliyiz.

Tevbe, kul ile Allah arasında kopmayan bir bağ kurar.

Allah ı gazaplandıran şey, kulun kendisini unutmasıdır. Günah işlediğinde Rabbini hatırına getirmemesidir.

İnsan, günah işledikten sonra tevbe ve istiğfar etmemekten korkmalıdır. Çünkü kul ile Allah arasındaki devamlı ilgiyi tevbe ve istiğfar temin eder.