Bu konu (önceki yazımızda anlattığımız konu) meleklerle
de izah edilemez. Çünkü onlar da bâtın âlemin canlılarıdır, onların da genleri
vardır, onların da DNA ları vardır. Dolayısıyla onların da oluşması mümkün
değildir. Bu sebepledir ki ilim adamları şu sonuca varmışlardır. Biz neler
oluyor ise onları tesbit ederiz. Nitekim canlının neler yaptığını belirleriz.
İlmin görevi budur. Tanrı var mıdır yok mudur; bunu ilim tesbit eder ama ondan
sonra Tanrı niçin vardır, nasıl vardır; bunu ilim tesbit edemez ve açıklayamaz.
Psikologlar da şimdi böyle yapıyorlar, ruhları değil
ruhsal olayları ortaya koyuyorlar. Nasıl oluyor da ruh bunu yapıyor, bunu
incelemiyorlar. Çünkü bunu bilmek mümkün değildir.
Önce herkes kendi varlığını bilmektedir. Mesela, biri
`ben yokum, sen yoksun diyemez. Yoksak nasıl konuşuyoruz Yok olan `ben yokum
diyemez. Ben varım, sen varsın; diyelim ki bizden başka kimse yoktur. Diğer
insanları biz var zannediyoruz ama aslında onlar yoktur. Nitekim bilgisayar
benimle satranç oynayabiliyor ama biliyorum ki o ayrı bir varlık değildir,
atomların belirli bir dizilişine göre benimle satranç oynayabilmektedir.
Ben ve senden başka hepsi ruhsuz birer bilgisayardır
diyebilir ve yalnız ikimizin varlığını kabul edebiliriz. Nitekim rüyada da ben
birçok hareket yapıyorum ama onlar yoklar. Ne var ki ben su içmesem büyük
ıstırap çekmekteyim, su içince de ferahlamaktayım. O halde çevremi inkâr
edemiyorum. Çevremle varlığımı sürdürüyorum.
İşte bu düşünce bizi Tanrı ya götürmektedir. Ben varım,
çevremdeki diğer insanlar vardır. Bunlar ancak kâinat içinde varlıklarını
sürdürmektedirler. Onun dışında tesadüflerle oluşmayacak bir dizi vardır. Bu
dizi kromozomlardaki dizidir, genlerdeki dizidir. Biz bu dizi sayesinde varız.
Bu dizi kendi kendine olamaz. O halde bu dizinin projesini yapan birisi vardır,
O da Tanrı dır, Allah tır.
Burada önemli bir husus ortaya çıkmaktadır. Atomlar var,
moleküller var. Bunların sayıları malumdur. Belli sıcaklıkta ve belli oranda
olunca değişik cisimler oluşturabiliyorlar. Ama bunlarla dizi oluşmamaktadır.
Oysa canlı kendi ürettiği moleküllerle varlığını sürdürmektedir. Bu sebeple
denebilir ki cansız maddeleri yaratma kadar örnek canlı yapı oluşturma vardır.
Bunların hepsi sadece sıra ve sayıdan ibarettir. Bu aynı zamanda projedir.
Çürümüş dağılmakta olan bu kemiği kim diriltecek diye
iddia ediyorlar. İlk inşa eden diriltecektir deniyor. Yani canlının DNA larını
kim baştan sıraladıysa sonra da o sıralayacaktır. 01 leri beyinde başlangıçta
kim dizmişse yine o dizecektir demektir. Diyelim ki S. Karagülle nin
kromozomları kayboldu. Baştan onu o şekilde var eden yeniden elbette var
edebilir. Unutacak değildir ki. Bununla beraber yine meleklerin bu işi
yapmaları için onların dördüncü boyuttaki kopyaları durmaktadır. Onlar oradan
okuyarak yeniden aynı insanı diriltebilirler. Ölüm için melek
görevlendirildiğine göre dirilme için de benzer bir görevlendirme olabilir.
Kâinatta teorik olarak 118 element vardır. 100 civarında
olanları elde ediyoruz ve ömürleri dakikaların üstündedir. 18 kadarının ise
saniyenin küsurları kadar ömürleri vardır. Demek ki kâinat 100 kadar element
üzerinde kurulmuştur. Bu elementlerin hepsi hidrojen atomunun birleşmesinden
hâsıl olmuştur. Hidrojen de elektron, proton ve nötrondan oluşmuştur. Bu elementler
öyle yaratılmıştır ki canlılar onlarla gerekli asitleri imal etmektedirler.
Dört işçi çeşidi ve yirmi tuğla çeşidi tüm canlılara yetmektedir.
Bir hanım yemek pişirirken yemek pişirme bir maharet
ister ama eğer malzemesi yoksa hiçbir şey yapamaz. Ama bir kimse ne kadar
bilgisiz olursa olsun malzeme varsa iyi kötü yemek pişirir. Yani asıl sorun 24
çeşit asidi üretmedir. Bunlar da basit hidrojen atomundan ve elektrondan
üretilmişlerdir. Yani Allah kâinatı öyle yaratmış ki en basit şeylerden
başlamış ama en kompleks yani karmaşık şeyler hasıl olmuştur.
Bütün bunlar hesaplama ve ölçülendirmedir. Allah bunları
yapma kudretine sahiptir; tâ ilk kâinatı yaratırken bu kudrete sahipti. Bundan
sonrası malzemeyi kazana koyup kaynatma kadar basittir. (s.9; 713. Haftalık
KUR AN VE İLİM Seminer Çalışmamızdan aktardım.)