Günümüzde insani değerler en yitmiş hâlini yaşıyor dersek

yanlış bir şey söylemiş olmayız. Habil ile Kabil den bu yana aslında hep var

olagelen kıskançlık altın çağında.

Bu konu oldukça ilgimi çektiğinden kıskançlık üzerine

yapılmış araştırmaları sıkça okurum. Normalde insanda var olmaması gereken ve

psikolojik tedavi ile kurtulabileceğimiz bir duyguymuş bu. Bu duyguyu kontrol

edemeyenler her türlü zararı verebiliyor. İnsan öldürme dâhil (örneğin Habil in

ölümü).

Bu duyguyu ne oluşturuyor anlayabilmiş değilim. Kendi

hayatıyla meşgul olan bir insan nasıl oluyor da bir başkasının mevkisine,

başarısına mal ve mülküne konumuna hased duyabiliyor Herkese kardeşlik

tavsiyesinde bulunurken kendisi sırf kıskançlığı yüzünden kimseyle gerçek

anlamda dostluk kuramıyor. Fakat görünürde milyonlarca seveni, arkadaşı, eşi

dostu var.

Bu ilginçliğe Müslümanlarla durduk yere uğraşanlardan

başlayarak değinelim. Adamın inancı var mı yok mu fark etmez fakat birisinde

başörtüsü gördü mü gözleri kıpkırmızı kesilir. Dişlerini sıkar ve durmadan

alaya, hakarete, küçümsemeye, hor görmeye başlar. Bu kimseler acaba niçin böyle

bir davranış geliştirir Bunu bir nebze anlamışız varsayarak daha ilgincine

değinelim. Kendisi ile aynı görüşe sahip, aynı davaya baş koymuş aynı

peygambere inanmış insanlar nasıl olur da birbirlerine diş biler Nasıl olur da

hor ve hakir görür ve bir de alay ederler En umulmadık yerlerde bile aklı

başında usturuplu olarak tanıdıklarımızı bu çıkmazın içinde görebiliyoruz.

Yirmi yıllık dostluklar bir anda silinip atılıyor. Akrabalık ilişkileri yok

ediliyor.

Savaşın kasıp kavurduğu ve kapımıza dayandığı şu dönemde

bile insanların birbirilerini itişi beni dehşete düşürüyor. Binalar durmadan

yükseliyor. Bir füzenin tek saniyede darmaduman edeceği binalar iştahla şevkle

yükselmeye devam ediyor. Kavgalar devam ediyor. Bir milletin içinde bin bir

parça, kendi milletine destek olacağına dış güçlere destek oluyor ve adeta

ülkenin parçalanması için dua ediyor bunu dört gözle bekliyor. Ülkeyi yaşanmaz

bulanlar farklı görüşlere saygısı olmayanlardan başkası değil. Sürekli

atölyelerde, merdiven temizliklerinde görmeye alıştıkları başörtülüleri; hâkim,

avukat, akademisyen ya da doktor olarak görmeyi kaldıramıyorlar.

Hey hayret verici dünya! Kendi dini görüşündeki insanlara

bile sahip çıkamayanların yurdu! Başka bir şirkette çalıştığı için diş

bileyenler, hor görenler düşmanlık ve kin güdenler

Zandan çokça kaçınınız! unutuldukça dünya kirlenmeye

devam edecek. Bir gün horlayacağınız bir kardeşiniz de kalmayacak. Ya çoktan

ölmüş olacak ya delirmiş ya da ulaşılmayacak kadar uzaklara gitmiş. O zaman da

pişman olmayacaksınız değil mi Hasedçilerin, ölümü gördükten sonra bile

kimselerin arkasından pişmanlık duyduğu görülmemiştir. Her zaman iyi ki

yapmışız rahatlığı ile yürürler, hak etti diye düşünürler ve asla özür

dilemezler. Özür hiçbir şeyi tamir edemeyecektir çünkü onlara göre. Onlarla

konuşmak onların seviyesine inmektir. Asla hor gördüklerinin seviyesine

inemezler bunu dillendirmekten de kaçınmazlar. Konuşma talebinize cevap gönderirler:

Onun seviyesine inemem şeklinde. Bu kibirle nereye ey kardeşler