ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’yi, toplamda 10 milyar dolara mal olan ABD yapımı uçak motorları ile Boeing uçaklarını alması vesilesiyle tebrik etti.

Sahi, bayram değil, seyran değil, ABD bizi neden öptü?

Ama sevgili seyirciler, durun hele bir dakika ya!

Bu teşekkürün daha doğrusu “kirli” öpücüğün çok daha derinlere inen bir anlamı olsa gerek!

Sahi, Türkiye’nin ilk uçak fabrikası ne zaman kuruldu? Ve bu fabrikayı kuran Nuri Demirağ’ın hikâyesi ne idi?

Hadi başlayalım;

* Nuri Demirağ; 1886 yılında Sivas’ın Divriği kasabasında doğdu. Bu kasabanın eşrafından Mühürdarzade Ömer Bey’in oğlu. Annesinin adı Ayşe Hanım.

* Nuri Demirağ, 1936 yılında havacılık sanayiinin ilk temellerini attı. Beşiktaş Barbaros Hayrettin İskelesi’nin yanında Tayyare Etüd Atölyesi’ni kurdu. Bu tayyare atölyesi kısa bir sürede dev bir fabrika haline geldi.

* Yeşilköy’de Elmas Paşa Çiftliği’ni tayyare meydanı yapmak için satın aldı. 1000 X 1300 metre boyutlarında düz bir tayyare alanı yaptırdı. Bunun bir örneği de o

sıralar Avrupa’nın en modern havaalanı olan Amsterdam’da vardı.

* İstanbul fabrikalarında yapılan ilk yerli Türk uçağı, Nuri Bey’in doğduğu yer olan Divriği’ye uçarak gidip gelmişti.

* 1937-1938 yılı içinde Türk Hava Kurumu 10 okul uçağı ve 65 planör siparişinde bulundu. Planörler, 1937-1938 yıllarında tamamlanarak teslim edildi. Nuri Demirağ’ın Beşiktaş’taki fabrikasında yapılan ve hiçbir bozukluk göstermeden başarılı uçuşlarına devam eden uçakları, Türkiye’de olduğu kadar yurtdışında da büyük yankılar uyandırmıştı.

* Nu.D.38 tipi yolcu uçağı, tamamen Türk mühendis ve işçilerinin ortaya çıkardıkları Türk tipi bir uçaktı. 6 kişilik yolcu uçağının çift pilot kumandası vardı. Saatte 325 kilometre hız yapabilmekte ve 1000 km uçabilmekteydi.

* Nuri Bey, 12 uçaklık bir filoyu, Bursa, Kütahya, Eskişehir, Ankara, Konya, Adana, Elazığ ve Malatya rotasında uçurdu.

* Nuri Demirağ, 13 Kasım 1957’de vefat etti, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda defnedildi. Mesude Demirağ’la evli bulunan Nuri Demirağ’ın Galip ve Kayı Alp adlı iki oğlu, Mefkure, Şukufe, Süveyda, Süheyla, Gülbahar ve Turan Melek adlarında kızları bulunmaktaydı.

UÇAK FABRİKASI NASIL KAPANDI?

Esasen, “ABD bizi neden öptü?” sorusunun cevabı aşağıdaki satırlarda saklı...

Amerika’ya -Türkiye’ye uçak satması için- ön ayak olan kişi Ahmet Emin Yalman’dır ve bu bir milattır. 1939’da Türk Hava Kurumu, Nuri Demirağ’a sipariş ettiği 65 adet uçak zamanında teslimat yapılmaması gerekçeleriyle sözleşmeyi feshetti. 

Bu uçaklar 16.000 uçuş yaptı, senelerce uçtu ve bir tek kaza dahi yapmadı.

1941-44 yılları arasında ABD, Türkiye’ye 95 milyon dolarlık savaş malzemesi verdi. ABD’den gelen malzemelere bir bedel ödenmedi ödenmemesine ama daha çarpıcı bir gelişme yaşandı; bu malzemelerin bakımı için her yıl bütçeden ABD’ye 400 milyon TL aktarıldı.

ABD ve Fransa, Yalman’a uçak sanayi konusunda temsilcilik verdi.

Bu acenteliğin uçaklarını alıp da Nuri Demirağ’ın uçaklarını almayan 1949’un Hava Kuvvetleri Komutanı’nın şu cümlelerine bakar mısınız:

“Amerikan yardımından bedava uçak almak dururken, uçak fabrikanıza sipariş verirsem yarın bu millet beni asar!”

1920’li ve 1930’lu yıllarda büyük fedakârlıklarla elde edilen savunma sanayi imkân ve kabiliyetleri kaybedilmeye başlandı. Nuri Demirağ’a yurtiçi siparişleri azaldı ve tüm bunlardan dolayı askeri fabrikalar ve sivil teşebbüsler 15 Mart 1950’de kanunla kapatıldı.

***

Şu soruyu da soralım; Nuri Demirağ’ın 1930’lu yıllarda kurduğu uçak fabrikasının bugüne kadar kendini geliştire geliştire geldiğini düşünebiliyor musunuz? Dünyanın en gelişmiş uçak fabrikası ülkemizde olmaz mıydı? 

Ne diyeyim; engelleyenler utansın!

ÜMİT BEY, BU İDDİANIN DEVAMI NEREDE?

* İYİ Partili Ümit Özdağ dedi ki; “Kendisini Türk iş dünyasının temsilcisi olarak tanıtan kişiler tarafından arandım ve Abdullah Gül’ün neden aday olması gerektiğiyle ilgili telkinler aldım. Kendisine de söyledim, herhalde kendisi Mars’taki iş dünyasının temsilcisi.”

* İYİ Partili Ümit Özdağ dedi ki; “Abdullah Gül bir proje olarak geldi. Bu proje kapsamında Gül’ün paraşütle Erdoğan’a rakip olması için çok boyutlu baskı yapıldı. Hiç tahmin etmediğimiz yerlerden, odaklardan, kişilerden telkinlere muhatap olduk İYİ Parti olarak.”

* İYİ Partili Ümit Özdağ dedi ki; “Birçok değişik ve şaşırtıcı güç odağından telkinler geldi, basından, kendisini iş dünyasının temsilcisi olarak tanıtanlardan…”

***

İyi, güzel de Ümit Bey, bu isimler kim/kimler? Açıklamanız gerekmez mi?

Siz de çok iyi bilirsiniz ki iddia, iddia edeni bağlar.

Bu iddianızla birçok kişiyi töhmet altında bıraktığınızın sanıyorum farkındasınızdır!

Bu isimleri açıklamazsanız bu iddia boş bir cümle olarak kalır ve ömür boyu sizi takip eder… Benden söylemesi…

DERHAL ÖNLEM ALINMALI…

24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak olan erken seçimde, TBMM’de grubu bulunmayan siyasi partilerin cumhurbaşkanı adayı gösterebilmesi için 100 bin imza gerekiyor.

Seçmenler 4 Mayıs 2018 tarihinden başlayarak birkaç gün içinde il ve ilçe seçim kurullarına giderek cumhurbaşkanı adayı görmek istedikleri isim için imza verecekler.

***

İşte tam da bu noktada çok farklı haberler ve duyumlar geliyor. Söylenen şu;

1) İlçe seçim kurullarında görevli sayısı son dönemde asgariye indirildi. Bazı ilçe seçim kurullarında tek eleman bırakıldı.

2) İlçe seçim kurullarındaki bilgisayarların donanımı yetersiz. Yani şu an buradaki bilgisayarlar yavaş ve ağır çalışıyor.

Bütün bunlardan ne anlamak lazım?

Birileri, imza karşılığı gösterilecek olan cumhurbaşkanı adaylarını bir şekilde engellemek mi istiyor, acaba?

Yetkilileri, ilçe seçim kurullarındaki şartları iyileştirmeye davet ediyorum…