Genç çift emlakçı ile kiralayacakları yeni ev hakkında
konuşmaktadırlar. Adam çiftlerin yüzüne bakar ve çocuğunuz da yok, ev
sahipleri zaten sizin gibi insanları ister diye karşılık verir.
Ev sahiplerinin, evlerini soluk mutsuz ve çiçeksiz karı
kocalara niye verirler de mutluluk kaynağı çocukların cıvıldaşarak koşuşturduğu
sıcak mutlu aile ortamlarına vermezler bunu bir türlü anlamak mümkün değil.
Sanırım bu insanlar için mal sevgisi çocuk sevgisinden çok daha önce geliyor.
Emlakçı Fatih Karagümrük te bir evi genç çifte göstermeye
karar verir. Bu arada gidecekleri evin sahibi hakkında atmaya başlar. Yok ev
sahibi çok dindarmış, bonkörmüş, iyilik severmiş. Kirayı veremedikleri zaman
bile önemsemezmiş, gözü tok bir adammış vesaire... Birlikte evin bulunduğu adrese
doğru yönelirler. Geldiklerinde adam kapıda onları beklemektedir. Genç çifti
görünce sevinir ve evi göstermek için onları da çifti alır, merdivenlerden
aşağıya mahzen karanlığına doğru yolculuğa çıkarlar. Tabiki bu arada ev sahibi
evini de övmeye devam etmektedir.
Sonunda tam karanlığın ortasında kala kalırlar. İşte
burası sözü edilen, övgülere konu olan mümtaz ev sahibinin dairesidir.
Kapısı olmayan karanlık bir boşluğa girerler. Karanlıkla
beraber hissedilen büyük oranda nem ile çiftlere şimdiden rehavet çökmüştür
bile.
Sonra yine kapısız karanlık bir odaya girerler. Göz gözü
görmez, karanlık... Genç bayan sorar:
Bey amca, pencere yok mu
Adam cevap verir:
Olmaz mı kızım ehecik!
Bayan adamın işaret parmağının ucunu takip ederek, birkaç
metre yükseklikteki tavana yakın yerde on santim kadar bir delik görür.
Anlayacağınız çiftler için burası bir çile hane ve onlar
da bu çile hanede nefis tezkiyesinde bulunacak abidlerdir. Burada yaşamak
sanıldığı kadar kolay olmayacaktır fakat genç çiftin gücü ancak bunu
kaldırmaktadır. Ve ne yazık ki bu hazin öykü bizim toplumumuzda kiracı olarak
yaşayan pek çok insanımızın müşterek kaderidir