İslam ülkelerinin borç sarmalından kurtulmaya ve kendi

ayaklarının üzerine durmaya başlaması, kaos ve savaşlardan beslenen kaos

lobisini rahatsız etmiştir. Kaos lobisi en başta İslam ı coğrafyada krizlerin

artarak devam etmesinin kendi menfaatlerine uygun olduğunu düşünmektedir. Sonuç

olarak, silah satmakta ve ekonomisini kontrol etmektedir. Şam da 1500 kişinin

can verdiği katliamda kullanılan Sarin gazı bir süre önce Rusya dan satın

alınmıştı. Esed, Boşnakları katleden Sırp kasabı Radovan Karaciç gibi ülkesinde

korkunç bir olaya imza attı. Çatışmaların azaltıldığı, daha az savaş ve daha

çok barış ın hâkim olduğu bir düzenin kurulması işlerine gelmemektedir.

İnsanların ölmesi onlar için önemli değildir. Nasılsa ölen kendi insanı

değildir. Onlar için önemli olan büyük oranda kazanmaktan başka bir şey

değildir. Gelişmekte olan ülkeleri, verdikleri kredilerle borç sarmalına sokan Şirketokrasi

(Çok uluslu şirketler), dayattıkları programlarla gelişmekte olan ülkelerin

ekonomilerini kontrol etmektedir. Bu kuruluşlar, ulusal ve uluslararası

ekonomileri küresel lobinin istekleri doğrultusunda yapılandırma ve

yönlendirmeyle uğraşmaktadır.

Demokratik yollarla seçilen Mursi nin hapiste olması,

Diktatör Mübarek in serbest kalmasının tek bir nedeni olabilir, batının çıkarlarının

öncellikli olmasıdır. Ve batı kendi menfaati için uşağına sahip çıkmıştır. Yeni

darbeci uşak eski darbelenen uşağın serbest kalmasını sağlamıştır. Mübarek in

serbest kalması aynı zamanda darbecilerin gerçek hedeflerini ve eski rejimin

hâlâ ayakta olduğunu bize göstermiştir. Batı için; ölen çoluk çocuğun değeri

yoktur. Çünkü onların gözünde Müslüman insan değildir. Batının algısına göre

Müslümanların hepsi teröristtir. Suriye de yapılan katliamın görüntülerini

görüp, hâlâ Esad a destek veriliyorsa, bu destek verenler benim nazarımda

haindir ve Müslüman düşmanıdır. Mısır daki darbe ve katliamlara sessiz kalan

Arap kralları ve şeyhleri petrole dayalı servetlerini katladılar. Dünyanın en

büyük petrol zengini ülkelerin arasında başı çeken beş Arap ülkesi Suudi

Arabistan, İran, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri nin toplam petrol

rezerv değeri Mısır olayları sonrası 7,5 trilyon dolar artarak 84 trilyon

dolara ulaştı. Kan üzerinden servet elde etmeye devam etmektedirler.

Jodi Rudoren in NY Times ın sitesinde 18 Ağustos daki

makalesinde: Negev deki Ben-Gurion Üniversitesi nde Ortadoğu çalışmaları

Profesörü olan Yoram Meital, Tabi ki İsrail in bakış açısından mesele

güvenlik, güvenlik, güvenlik ve sonra başka konulardan ibaret sözünden

anlaşılmaktadır ki, İsrail için ölen Müslümanların hiçbir değeri yoktur. Her

şey kendi güvenliği içindir. İsrail Mısır daki askeri darbenin desteklenmesi

için Washington, Londra, Paris, Berlin, Brüksel ve diğer başkentlerde bulunan

büyükelçilerin bulundukları ülkelerdeki bakanlarla ikna görüşmeleri

yapmaktadır. İsrail in Amerika Büyükelçisi Michael B.Oren, 3 Haziran dan beri

Mursi ye darbe yapan Sisi ye yıllardır Mısır a yapılan 1,5 milyar yardımın

yapılmaya devam edilmesi için var gücüyle ikna çalışmaları yapmaktadır. Çünkü

Amerika nın Mısır a verdiği destek İsrail ve Mısır arasında tam 34 yıllık bir

barışın teminatıdır. Mursi nin iktidar olduğu Mısır, İsrail için güvenli

değildir. Mısır da İslam ın yeniden hâkim olması İsrail i korkutmuştur. İhvanın

bir yıllık iktidarında devleti ihvanlaştırmakla suçlandı. Mısır tarihine

baktığımızda bugüne kadar hiçbir devlet başkanı ve Cumhurbaşkanı Mursi nin

haricinde namaz kıldırmamıştır. İhvan hareketinin iktidar oluşu, sadece

komşularını veya bölgesel güçleri etkilemeyecek aynı zamanda Müslüman Kardeşler

Hareketi nin temsil ettiği fikri yapıya karşı olan tüm bölge ülkelerini de

etkileyecektir. Cezayir de yaşananlarla ve Türkiye de Milli Görüş lideri

Erbakan hükümetinin içinden geçtiği süreç ile Gazze de demokrasiye vurulan

darbenin benzerliğine dikkat çekmek istiyorum. Mısır da gerçek demokrasiyi

savunanlar ile militarist ve kukla iktidarları savunan güçler arasında çok

ciddi mücadeleler yaşanmaktadır. Kukla ve militarist demokrasiyi isteyenlerin

başında Amerika da Neo-Conlar ve İsrail lobisi var. Bunlar soğuk savaş

döneminde olduğu gibi kukla yönetimler istemektedirler. Yahudi lobisi onay

vermezse Mısır ordusu Amerika dan yardım alamaz. Bu yüzden Mısır daki askeri

darbe Yahudi lobisinden bağımsız düşünülemez. Mısır daki olaylar aynı zamanda

Türkiye deki gezi olaylarından ayrı düşünülemez. Bunların arkasındaki güç

odakları Türkiye de başaramadılar ama Mısır da bunu başardılar.

Batının çıkarlarına uşaklık yapan diktatörler ve

kralların kendi koltukları için her şeyi göze aldıklarını görmekteyiz. Arap

baharından korkan Suudi kralı bundan dolayıdır ki ABD ile el ele yürümektedir.

Zenginlikleri sadece kendilerine, halkın isteklerini duymuyor ve görmüyorlar.

İdari, siyasi ve mali yapılarda kraliyetin her alanda çok büyük

yolsuzluklarının söz konusu olduğunu krallıktan ayrılan Suudi prenslerinden

Halid Bin Ferhan Bin Abdülaziz ifade etmektedir. Çünkü onlar biliyorlar ki,

Müslüman Kardeşler in Mısır da İslami yapıyı inşa etmesi, bölgede tüm diktatör

ve kraliyet sistemlerinin çökmesine domino etkisi yapacaktır. Esad, bunun için

çocuk, yaşlı ve kadın demeden öldürmektedir. Öldürdüğü kendi halkıdır. Herhangi

bir ülkeyle savaşmamaktadır. Esad ın yaptığı katliamlar babasının yapmış olduğu

katliamları üçe, dörde katlamış durumdadır. Katliamlara dur demesi gereken

ülkeler susmaktadır. Susmak onaylamaktır. Susanlar akan kanın altında

boğulacak, İlahi adalet er geç tecelli edecektir.