İsrail Başbakanı Netanyahu’ya kulak verirseniz IŞİD tehdit değil, İran tehdit!

Netanyahu “İran, IŞİD’den daha büyük tehdit” demek suretiyle IŞİD’e bakış açısını ortaya koymakta bir beis görmüyor!

Aslında bu açıklama anlayabilen Müslümanlara çok şey söylüyor!

Tabii ki anlamamakta direnenler için söylenecek bir şey yok!

Anlayana ne ala, anlamayana Netanyahu bile az!

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın ise çok daha farklı bir tehdit değerlendirmesi var!

O da IŞİD olayını değerlendirirken “Kürtler değil IŞİD tehdit” dedikten sonra “Bugün el ele verme günüdür, Kürt’ü yalnız bırakma günü değil” diyerek herkese bir çağrıda bulunuyor!

Kimin tehdit, kimin ise tehdit unsuru olmadığı demek ki kişiden kişiye değişiyor!

Herkes kendi çıkarları açısından olaya bakıyor ve buna göre karşısındakileri tehdit ya da tehdit unsuru değil diye sınıflandırıyor!

Netanyahu tarafından tehdit unsuru olarak görülmeyen IŞİD militanları Demirtaş tarafından tehdit olarak ilan ediliyor ve onlara karşı elbirliği ile mücadele edilmesi gerektiği söyleniyor!

Demirtaş’tan bu tür söylemleri keşke çok daha önce duyabilmiş olsaydık!

Yani IŞİD militanları Kobani’yi kuşatarak Kürtleri köşeye sıkıştırmadan öncede el ele vermemiz gerektiğini söylenmiş olsaydı daha güzel olmaz mıydı

“Bugün Kürt’ü yalnız bırakma günü değildir” diyerek herkese kardeşlik çağrısında bulananlar bugüne kadar sergiledikleri hiçte dostça olmayan tavırlarını nasıl izah edecekler acaba Asker taşlarken, polis taşlarken, karakol kundaklarken bir gün böyle bir çağrıda bulunmak mecburiyetinde kalacakları akıllarını hiç mi gelmedi dersiniz

“Bu bir yalvarma değildir” diyen Demirtaş’a katılıyoruz! Elbette söylemleri bir yalvarma anlamı taşımamaktadır!

Yıllarca bu coğrafyada aynı kaderi paylaşmış insanlar arasında elbette dayanışma olmalıdır! Bundan daha doğal ne olabilir!

Ama kulaklarımız böylesine söylemlere o kadar hasret kalmış ki şimdi duyunca bir hayli hüzünleniyor ve “Daha önceleri nerelerdeydiniz ” diye sormaktan kendimizi alamıyoruz! 

Kaba tabirle yumurta kapının ağzına gelmeden bu tür söylemler kullanılmış olsa fena mı olurdu Hala Kobani’deki insanlar için bu tür kardeşlik çağrıları yapılırken ülkenin pek çok yerinde eski düşmanca söylemler dillerden düşmüyorsa bunda bir terslik yok mu

Biz “el ele verme günü” talebinin sadece Kobani’yi değil tüm bölgeyi kapsamış olmasını dilerdik! Tüm doğu ve güneydoğu için el ele verilmiş olsa bütün bunlar başa gelir miydi