TBMM’nin çalıştığı dönemlerde Salı günleri hayli yoğun geçiyor.

İzliyorsunuzdur; partilerin Grup toplantıları bu gün yapılıyor ve bu konuşmalar televizyonlardan canlı olarak yayınlanıyor.

Dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, partisinin Meclis Grup Salonu’na gireceği sırada bir kişi tarafından yumruk atıldı.

Şiddetle kınıyorum. Kemal Bey’e buradan geçmiş olsun dilek ve temennilerimi iletiyorum.

Kimsenin yumruklanmasını istemem ama bu yumruğun şöyle sonuçları olabilir;

* Seçimden umduğunu bulamayan, İstanbul ve Ankara’yı alamayan CHP bu yumrukla ağırlıklı olarak yeniden gündeme geldi. Dikkatinizi çekmiştir; bugün “iri” gazetelerin manşetleri bu olayla ilgili ayrıntılarla dolu. Dünden bu yana TV ekranları da bu yumruğun detaylarıyla meşgul… Yorumcular gün boyu bu yumruğun ne anlama geldiğini yorumlayıp durdu…

* Seçimden hemen sonra “Kemal Kılıçdaroğlu istifa” sesleri yükselmeye başladı parti içinden. Yumruktan sonra en azından bir süreliğine bu sesler susacaktır. Muhalifler “nezaketen” bir süreliğine de olsa “nadasa” yatacak, köşelerine pusacaktır…

* CHP içinde yeni bir harekât planlayan Deniz Baykal ve arkadaşları bu planlarını bir süreliğine de olsa askıya alacaklardır. En azından yumruğun “psikolojik sınırı”nın aşılmasını bekleyeceklerdir.

* Deniz Baykal’a her dönem yakın çalışan “ekranmatik” Savcı Sayan bile bir süreliğine “ateşkes” ilan edecektir. Sayan en azından “düşene vurulmaz” ilkesini işletecektir.

* “Yumruk yiyen liderler listesi”ne Kemal Kılıçdaroğlu da eklendi. Biliyorsunuz; ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz ve BDP Eş Başkanı Ahmet Türk de yumruklanmıştı.

279. GÜN

Mısır’da 03 Temmuz 2013 tarihinde askeri darbe gerçekleşti.

Mısır saatiyle akşam 19:51’de, Mısırlıların yasal temsilcisi, sandıktan çıkan meşru Cumhurbaşkanı Mursi, karar verme sürecinden ordu tarafından dışlandı.

Ardından, aynı gece saat 20:00’de, kendisine “Artık Cumhurbaşkanı değilsin!” dendi.

Nasıl oluyorsa!

Ve tüm dünyanın gözü önünde, canlı yayında askeri darbe yapıldı.

Televizyonlardan bir askeri darbe tüm dünyanın gözü önünde naklen, canlı olarak yayınlandı.

Mısır Genelkurmay Başkanı El Sisi, aynı gün saat 21’00’de, askeri darbeyi resmi olarak açıkladı.

Bakar mısınız şu cümlelere: “Cumhurbaşkanı Mursi uzlaşma taleplerini reddetmiştir. Bu nedenle de, askeri güçler görevini gerçekleştirmiş ve yol haritasını çizmiştir.”

Peki, sonrasında neler yaşandı

Yasal Cumhurbaşkanı Mursi’ye “yurtdışına çıkma yasağı!” konuldu.

Mısır halkı tarafından seçilen, Mısır’ın meşru Cumhurbaşkanı Mursi, askeri güçler tarafından gayri meşru bir şekilde alıkondu…

Ve sonrasında da tutuklandı.

Mısır’da yeni cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacağı açıklandı.

Başka neler yapıldı

Anayasa askıya alındı.

Teknokrat bir hükümet kuruldu.

TV kanalları kapatıldı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı ve bir Hıristiyan olan Adli Mansur, geçiş dönemi Cumhurbaşkanı oldu.

Hepsinden önemlisi şu;

Mısır’da darbeciler, Türkiye’den ve dünyanın çeşitli köşelerinden giden, “Mursi’yi bırak” çağrılarına da kulak tıkadı…

Tam bir insanlık trajedisi…

Mursi’nin bir ailesi, yakınları, akrabaları ve milyonlarca seveni, seçmeni var…

Darbeden bu yana üst üste katliamlar yapıldı, meydanlarda.

Binlerce Mısırlı şehit edildi...

Dikkatinizi çekiyordur;

milligazete.com.tr, Mursi bırakılana kadar ya da hakkında doyurucu bir açıklama yapılıncaya dek her gün bir manşetle bu durumu hatırlatıyor okurlarına, takipçilerine…

Son söz...

Mursi güya yargılanmaya başlandı...

Bu neyin yargılaması sahi

Öncelikle yargılayanların ‘darbe suçundan’ yargılanması gerekmiyor mu

Yasal Cumhurbaşkanı Mursi, 279 gündür tutuklu.

Ve darbe yapan, seçimle işbaşına gelen yönetimi deviren General Sisi, Cumhurbaşkanlığı için adaylığını koydu.

Kuzular bağlanmış, çakallar serbest!

Alma mazlumun âhını, çıkar aheste aheste… Elbette çıkacak. Zira zulümle âbad olunmaz… Peki, ne zaman İşte orasını da Allah (C.C.) bilir…

529 İDAM KARŞISINDA NEDEN SUSUYORSUNUZ

Mısır’da darbe yönetimi 529 idam kararı verdi.

Sosyal medyada ilginç bir mesaj dolaşıyor. Mesajın özü şu: “Ey basın, ey medya, ey televizyonlar! Darbecilerin aldığı bu kararı neden eleştirmiyorsunuz Neden sesinizi çıkarmıyorsunuz ”

Mesaj şöyle:

“Sayın medya yöneticileri; bu zamanın firavunlarından aşağılık Sisi ve avenesi, Mısır’daki 529 İhvan hakkında idam kararı çıkardılar. Bu bir katliamdır. Neden bu zulmü haber yapmaya tenezzül etmiyorsunuz 529 medya patronu tutuklanmış olsaydı ve idam kararı verilmiş olsaydı, değil gece gündüz, 1 dakika bile eğlence, yarışma, dizi, spor vesaire vermezdiniz.

‘Falanca patronumuza yapılan bu haksızlığı kınıyoruz…’ diye sürekli haber geçerdiniz. Sivil toplum örgütlerini harekete geçmeye çağırırdınız, Başbakan’a, Cumhurbaşkanı’na ve büyükelçiliklere sürekli çağrılarda bulunur, onları telefon yağmuruna tutmaları için izleyicilerinize çağrılar yapardınız.

Medya patronlarınız insan da, Mısır’da idama mahkûm edilen 529 Müslüman insan değil mi

Neden hiçbir şey yokmuş gibi yayın akışınızı bozmaya tenezzül etmiyorsunuz

Kendi hayatımız tehlikede değilse biz ancak paramıza bakarız mı diyorsunuz

Bu katliamı haber yapmamış olan bütün kanalların ve gazetelerin yöneticilerini, editörlerini, yazar çizerlerini vesairelerini kınıyor, geç olmadan sesinizi çıkarmaya başlamanızı tavsiye ediyoruz. Saygılarımızla…”

Ben de görevimi yaparak, buradan ilgililerin dikkatini çekiyorum…

YARIN AKŞAMA DİKKAT!

Anadolu Gençlik Derneği’ni (AGD) epeydir izliyorum.

Zekice planlanan programlar, ince ince işlenen faaliyetler, ısrarla takip edilen icraatlar AGD çatısı altında planlanıyor.

İşte bunlardan birisi da yarın akşam İstanbul’da gerçekleştirilecek.

Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Şubesi Mısır için meydanlara iniyor...

Anadolu Gençlik Derneği, Mısırlı kardeşlerini unutmadı. AGD, Mısır’da idam kararı verilen 529 kişi için kefenli eylem düzenleme kararı aldı.

Perşembe günü (yarın) akşam saat 20.00’da, Ayasofya Meydanı’nda, akşam namazı ile başlayacak programda katılımcılar kefen giyerek cunta yönetimini tel’in edecek…

İşte bu! Bravo AGD…

NOT: Bugün 9 Nisan 2014 Çarşamba... 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!