FETÖ’den Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen general gördük.

Subay, astsubay, emniyet müdürü, polis, binlerce öğretmen duyduk.  

Memur, alt- üst düzey bürokrat… Büyükelçi, Belediye başkanları bile alındı.

Peki, KHK ile çalıştığı üniversiteden ihraç edilen Parti Genel Başkanı biliyor musunuz hiç?

Onu da bizden duyun. 

Merkez Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Abdürrahim Karslı’dan bahsediyoruz.

İdris Naim Şahin’in MİLAD’ı, İdris Bal’ın DGP’si ve Merkez Partisi.

Emsallerine göre tek ayakta kalan Merkez Parti oldu. 

Onun başkanı Prof. Karslı ise, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki görevinden KHK ile ihraç edildi. 

Ancak Karslı için bu ilk değil. 28 Şubat’ta Kemal Alemdaroğlu döneminde ihraç edilmiş!

F TİPİ BAŞKANLIK!

Suriye’de, Musul’da, Başika’da…

Ülke fiilen savaşta.

İçerideyse “Başkanlıkla” yatıp, kalkıyoruz.

***

Ne ki F Tipi Başkanlık çoktan unutulmuş gibi.  

Hatırlatalım!

Eğer 15 Temmuz Başarılı olsaydı, F Tipi Başkanlığa uyanacaktık.

Gülenizm her yeri tutacaktı!

AĞAR’A DA DAVAM KİTABI

Mehmet Ağar! Bir dönemin kara kutusu.  

Geçen hafta TBMM’deydi.

FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na 3 saat bilgi verdi. 

80’lerden bugüne FETÖ’yü anlattı. 

***

Özellikle CHP ve HDP milletvekillerinin ilgisi ve soruları ile karşılaştı.

“Çözüm süreci doğruydu, yönetilmesi yanlıştı” dedi. 

Israrlı sorulara karşın Cumhurbaşkanını, politikalarını asla eleştirmemesi… 

Süleyman Soylu’nun son bir aylık İçişleri Bakanlığı dönemini övmesi, dikkat çekti!

***

Biz de kendisine, editörlüğünde naçizane katkımız olan Erbakan Hocamızın DAVAM kitabını takdim ettik. Diğer liderlere ulaştığı gibi!

Refahyol’da, birlikte çalıştığı Hoca’yı övdü.

Önümüzdeki süreçte Ağar’ın, Emniyet politikalarında etkin olacağı söyleniyor. 

Biz de sizler için izlemeye devam edeceğiz.

 HÜRRİYET’TE “BAŞÖRTÜSÜ  YASAĞI” MI VAR?

Abdülkadir Selvi Ağabey, Ankara’nın nabzını çok iyi tutan bir gazeteci. Yazılarını olabildiğince takip ederim.

***

Geçtiğimiz hafta da “Başkanlık işi nereye gidiyor?” diye sordu. Yazısının başlığı böyle idi.  Satırlar arasında bir detay vardı ama önemliydi. Dikkatimi çekti.

***

Yazısının iki yerinde, “Türban oylaması”,  “Türban yasağı” gibi ifadeler geçiyordu. Oysa Yeni Şafak’taki yazılarında hep “Başörtüsü” derdi. Merak ettim, acaba bu değişiklik Hürriyet’ten mi kaynaklanıyor? En azından biz öyle düşünüyoruz.

ANKARA’DA 2. GÖKÇEK DÖNEMİ Mİ?

Malum! Ankara’nın sıcak tartışma gündemi Başkanlık. Bugünlerde “FETÖ’nün Karargâhı” iddialarıyla çalkalanan ATO’nun gündemi de başkanlık!

Hatta ATO Başkanı Salih Bezci bile geçenlerde, “FETÖ’cü meclis üyeleri istifa etsin” demişti…

Merak edilen; 2017’deki seçimlerde kimin yeni ATO Başkanı olacağı. 

Gökçek’in oğlu Osman Gökçek için kollar çoktan sıvandı! Hummalı bir çalışma başladı!

Medya meslek komite üyeliğine de seçildi.

***

Melih Gökçek, Rifat Hisarcıklıoğlu, Sinan Aygün ve Salih Bezci…

Ankara siyasetinin önemli isimleridir. Bilenler bilir!

Salih Bey’in ikna edildiği söyleniyor.

Şimdi de Saray ikna edilmeye çalışılıyormuş.

Daha önce Oğul Gökçek’in Ak Parti’den vekilliğine ve belediye başkanlığına vize çıkmamıştı.

Bakalım Ankara’da İkinci Gökçek dönemi bu kez vize alacak mı?

ELÇİLİKTE Mİ YOKSA?

Adil Öksüz, sırra kadem bastı! 

MİT’in, Emniyet’in, Genelkurmay’ın itibarını daha fazla sarsmamak gerek. Başka yerlere bakmak gerek. Ekvador Elçiliğine (!) ya da başka kallavi büyükelçiliklere! Malum Wikileaks’ın kurucusu Julian Assange da, İngiltere’de Ekvador Büyükelçiliği’nde saklanmıştı!

BANA JURNALCİNİ SÖYLE!

Bugünlerde kime “FETÖ’cümüsün?” diye sorulsa şu cevap geliyor. “Benden gayrısı FETÖ’cü”!” İspiyonlar o hale geldi ki Binali Yıldırım İktidarı sonunda genelge yayımladı. 

İsimsiz, imzasız, ihbarlar kabul edilmeyecek diye!

***

Oysa “Jurnalcilik geleneğimiz” biraz eski tarihlere uzanıyor. 

Bu konu ile ilgili tarihimizde de ilginç bir örnek var. 

Alper Çeker, İttihat Terakki adlı kitabında İlber Ortaylı ve Erol Şadi Erdinç’i konuşturdu. 

Kitap Osmanlı’daki gizli örgütlenme ve darbelere ışık tutuyor.

Enteresan bir kitap. Osmanlıca ekler de çok kıymetli.  Biz de İttihat ve Terakki’yi bir de onlardan okuyalım dedik!

Kitaptan ilginç bir bölümü aynen aktarıyorum: 

***

“Selanik ordu müfettişi Hüseyin Hilmi Paşa’ya sorar Abdülhamid Han;

-Kimdir bu İttihatçılar?

-Kulunuzdan gayrısı İttihatçıdır!”

Ne kadar da kulağa yakın geliyor bu söz dizini değil mi?