Evinin giriş kapısı yanında kedi köşkü.

Hemen kapısını açar açmaz hayvancıklar, merhametli annelerinin kucağına atlamaktalar.

Pazar sandıkları, çamaşır sepetleri, masa örtüleri, naylon brandalarla yazlık ve kışlık bölümü bulunmakta kedi köşkünün.

Bir yere gitse ya da hastanede tahlilleri, markette alışverişleri yahut komşu ziyareti.

Çok kalamaz.

Benim derhal eve gitmem gerek demekte.

Ahbapları, “Amaan ayağına çocuklar mı takılmakta, otur işte, ne işin olacak” diye itiraz ettiklerinde.

“Tabii çocuklarım takılmakta, acıkmışlardır şimdi, zavallı yavrucaklar yolumu bekliyorlardır.”

Küçük bahçesini onlara yazlık köşk olarak tahsis ettiğinden yaz günlerinde arka bahçe, kapı önü sayıları bir önceki yıla göre sürekli artan önce onlu rakamlarla anılan ertesi yıl yirmili sayılara ulaşan sonraki yıl otuzları bulan kediler daha ayak sesini duyar duymaz koşturmaktadırlar.

Maddi durumu sanıldığı gibi iyi olmasa da ekmek parasından kesip önce masum hayvancıklarının mamasını almakta. Haftada bir gün menüde tavuk ciğeri pişirip, köşkün restoranında hizmet vermekte, yavrular için kasalarla süt alan, kuru mama yemekten bıktıkları için arada yaş mama hazırlayan bütün gün onlarla uğraşan ebrarlardan bir seçkin.

Tanıdık, akraba, dostlarının ona gelirken biraz sert, biraz kaygılı;

“Ama sana gelmeye korkuyoruz her tarafı pire sarmıştır” dediklerinde,

“Korkmayın her yanı hayvanlara dokunmayan ilaçla dezenfekte ediyorum zararlı bakteri ürememekte. Hastalananlara veteriner çağırıyorum tedavilerini yaptırıyorum.”

Her bir kedinin ayrı hikayesi bulunmakta, ayrı acıları, hastalıkları, mesela kediler arasında da kanser hastalığı artmış, çok zor şekilde acı çekerek ölmektelermiş.

Tabii kendi aralarında ya da başka gruplarla kavgalarında kiminin gözü patlamış, kiminin burnu kanamakta, bebekler çoğunlukla rahatsız.

Hele geçenlerde birine araba çarptı hayvancık can verdi, yol kenarındaki ölü hayvanı gömmekte bu evliya kadar sabırlı genç kadına düşmekte. Ölen anne kedinin ardında kalan üç yavruyu, gruptaki diğer anne kedi evlat edindi onu sütü ile emzirdi. Lakin evlatlık yavru kediler kendi çocukları gibi gelişemedi, bakımlı, temiz değiller. Zira anne, kendi öz çocuklarını dilindeki antiseptik tükürüğü ile yalayıp bakımını yapıp temizlerken elin çocuklarına süt verse de o kadar ince detaylı temizlikleri ile ilgilenmedi; hem cılızlar gerçek anne sevgisi bulamadıkları için hem de gözleri çapaklı, bakımsız kirli kaldılar. Kendi çocukları tertemiz, tüyleri parlak, yeni banyo yapmış gibi pırıl pırıl, üvey çocuklarsa felaket.

Herşey normal insan hayatındaki gibi sanki.

Kediler aleminde de gerçek yavru, üvey çocuk olayını gözlemleyip ibret almamak mümkün değil.

Fakat insan hırslarının kalbi yoran frekanslarından sonra kedi köşkünde bir müddet dinlenmek, onların hiyerarşisini izlemek, bir garibin dünyanın bütün ihtirasını arkaya atarak, makamlar, maddiyatlar için değil de küçücük ağzı dili olmayan varlıklar için hizmetini görmek beni çok etkilemekte.

Koşturmalarımız, kendimize tanımadığımız şefkat şansımız, acımasızlık. Kararmış kalbimi her seferinde kafesinden çıkarıp yerlerde yuvarlayan bu garibe binlerce kez teşekkürler.