Bir zamanlar ekranlardan düşmeyen ama bugünlerde her nedense ortalıklarda pek gözükmeyen politikacılarımızı irdelemeye devam ediyoruz;

*  Köksal Toptan: Bir ara “merkez sağın liderliğine” göz dikti ama hemen birileri “özel hayatını” gündeme getirerek “dur bakalım” dedi. Ama bu durum onun hiç olmazsa bir dönem Türkiye’nin “2 numarası” olmasını engelleyemedi. Farklı bakanlıklar yaptı. Ama göremediğiniz gibi Köksal Bey ortalıklarda yok.

*  Mehmet Haberal: Türkiye ve dünyada adını “organ nakli” bağlantısıyla duyuran isim.  Başkent Hastanesi daha sonra Başkent Üniversitesi’ne dönüştü. Ergenekon Davası’ndan tutuklu iken CHP’den milletvekili seçildi. “Hamsi” davetleriyle ünlü. Emin Çölaşan bu davetin müdavimlerinden. Hapiste iken daha çok konuşuluyordu… Şimdilerde “parlamenter olarak” neler yapar, bilen var mı

* Suat Kılıç: Eski televizyoncu. Süleyman Demirel’le ilgili bir kitap yazdı. “Bakan yardımcılığı” projesi ona ait. Gençlik ve Spor Bakanı iken her gün bir yerlerde idi. Oldukça hareketli bir hayatı vardı. Bakanlıktan alınınca sakal bıraktı. Köşesine çekildi. Son dönemde twitter hesabından “felsefik” yorumlar yapıyor.

* Hayati Yazıcı: Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun süre avukatlığını yaptı; bunun karşılığını da “Bakanlık” ve “AKP Teşkilat Başkanlığı” görevlerini üstlenerek aldı. “Paralel” iddialarında Erdoğan’la ters düştü; Bakanlık koltuğunda otururken, “Ben inanmıyorum bu paralel iddialara!” dedi. Son dönemde piyasadan silindi. Zaten 3. Dönemi. Avukatlığa mı dönecek acaba

* Sümer Oral: “Baba”nın kara kutularından. Nasıl olduysa son seçimlerde MHP’den parlamentoya girdi. Kimseye kolay kolay kızmayan, küsmeyen, diklenmeyen adeta sinirleri alınmış bir politikacı. Birçok kabinede bulundu ama en önemlisi herhalde “Maliye”. Yıllarca aranan ve son olarak ilginç bir şekilde “tutuklanmama” karşılığında Türkiye’ye iade edilen Orhan Aslıtürk’ün akrabası. Ama Sümer Bey de kaybolanlardan…

* Süheyl Batum: Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik olarak sarf ettiği, “Meğer kâğıttan kaplanmış!” sözleri çok tartışıldı. Bir ara CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine kadar yükseldi. Beklenti yüksekti ama o alanı olan “hukuk” yerine “farklı bir yolu” tercih etti. Bir zamanlar ekranlardan eksik olmazdı. Muhtemelen gelecek dönem parlamentoda olmayacak. Üniversiteye mi dönecek acaba

*  Emine Ayna:  Fazla “ekran yüzü” olmasa da özellikle Salı günleri TBMM’den canlı yayınlardaydı. Nerelerde acaba

*  Adnan Keskin: “Keskin sirke küpüne zarar verdi” dercesine eski Keskin bey silindi gitti, yerini uysallaşmış, durulmuş, durgunlaşmış bir Adnan bey aldı. Hadi hayırlısı.

*  Tunca Toskay: Bir zamanların kudretli TRT Genel Müdürü. Uzun süredir MHP’de politika yapıyor. “Devlet”i iyi bilenlerden. Kayıp ama şundan emin olun; yarın MHP Hükümet ortağı olsun, kabinede yeri hazır ve de nazır! Demedi deme İbrahim!

* Vecdi Gönül: Hatırlayacaksınız; İzmir Valisi iken bir yemekte Kenan Evren “çek bir rakı!” diyerek biraz da kendisine nispet etmişti. Ama bu “rest” politikada önünü açtı. Uzun yıllar Milli Savunma Bakanlığı yaptı. Kayıplarda…

 

HİKMET-İ ÇİPRAS!

Deniz Baykal bir gün Meclis kulisinde onun için şunları söylemişti;

“O kadar şanslı biri ki Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bile olabilir…”

O isim Hikmet Çetin…

Nam-ı diğer Hikmet abi...

Bir zamanlar “sol”un umudu haline gelen Hikmet abi.

Bir zamanlar Genel Başkan bile olan Hikmet Çetin.

***

Hikmet abi bugünlerde yine gündemde.

Nasıl mı

AKP’li Necati Çetinkaya, Yunanistan seçimlerinden hemen önce bir toplantıda Çipras’la karşılaşır. Sohbet ederler. Çetinkaya’yı dinleyelim;

“Çipras bana, ‘Göreceksiniz seçimleri biz kazanacağız’ dedi. Hayatında tanıdığı ilk Türk politikacının da Hikmet Çetin olduğunu söyledi. Hikmet beyi, NATO toplantısı için gittiği Atina’da televizyondan görmüş.”

Bak sen şu işe!

Çipras’ın bu hatırasını Çetin de doğruladı;

“NATO toplantısı sırasında Mitçotakis beni kabul etti. O sırada televizyonda 1990’da yapılan ve hâlâ etkisi süren ‘önlük hareketi’ eylemlerinden bahsediliyordu ki demek, Mitçotakis, Çipras’ı bana gösterdi. Hatırladığım kadarıyla galiba, ‘Bu çocuk bizi sarsıyor’ dedi. 23 yıl önce birbirimizi televizyondan görmüşüz. Belki de kendisini ilk gören Türk siyasetçi benim…” 

Vay Hikmet abi vay.

Herkesin kaybolduğu bugünlerde kimsenin ummadığı bir yerden bir daha sökün ettin, ya!

Ne diyeyim, helal olsun valla!

 

İYİ Kİ VARSIN ANADOLU GENÇLİK!

Türkiye’nin en hayırlı ve en nadide gençlik teşkilatı olan Anadolu Gençlik Derneği ülkenin geleceği ve teminatı olan bir gençlik için gece gündüz demeden, dur durak bilmeden, canla başla çalışmalarına devam ediyor.

Bir milletin en önemli gücünün imanlı ve inançlı evlatları olduğunu çok iyi bilen ve ‘önce ahlâk ve maneviyat’ düsturu ile gençlik üzerine eğilen Anadolu Gençlik Derneği, Türkiye’nin her ilinde, her ilçesinde ortaokul öğrencileri ile birlikte ‘Kış Etkinlikleri’ düzenliyor.

İşte bu illerimizden biri de Anadolu Gençlik Derneği Tekirdağ Şubesi.

Ortaokul öğrencileri ile bir araya gelip Kur’an, ilmihal, siyer ve akait dersleri başta olmak üzere İslami ilimleri öğretirken bunun yanında sosyal faaliyetleri ile öğrencileri hoşnut ederek güzel bir program ortaya koyuyorlar.  Tekirdağ sokaklarında Cuma namazı çıkışında öğrencilerin cemaate ve çarşı esnafına hadis kartları dağıtıp lokum ikramında bulunması bu güzel tabloyu görenleri her şeye rağmen gelecek adına umutlandırıyor.  İyi ki varsın             Anadolu Gençlik!

NOT: Bugün, 2 Şubat 2015, Pazartesi 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!