Batı cephesinde değişen bir şey yok...

25 AB ülkesi Kuzey Kıbrıs ın elimizden alınması için kesin karar almış bulunuyor. Londra Zürih anlaşmalarının, Türkiye ye tanıdığı, müktesap hakları çiğniyorlar, çiğnemekte ısrar ediyorlar.

Bu kararlılık içinde olmasalardı, Güney Kıbrısı, kuzeyi de temsil edecek kapsamlı bir şekilde AB ye üye olarak almazlardı.

Bu alış peşin bir dayatma idi. Türkiye nin bir deklarasyon yayınlayarak, GüneyKıbrıs ı tanıma işlemini şarta bağlamış olmasını böylece geçersiz sayıyorlar ve dayatmada ısrar ediyorlar.

Türkiye nin ve Kuzey Kıbrıs ın, bu duruma düşürülmesinden 25 AB ülkesi ne derece sorumlu ise, tarihimizin değişmez gerçeklerini hesâba katmadan ülkemizi, 45 senedir batının eşiğinde bekletmek gibi, akılalmaz bir hacalete sürükleyenler de aynı derecede ve hatta onlardan daha fazla sorumludurlar.

Böyle bir aldatmaca ve oyalamaca hareketine cihan tarihinde asla raslanamaz. 45 sene dile kolay. Yâni yarım asırdır bu ülke fanatik batı hayranları tarafından oyalanıyor. Dış politikamız âdeta 45 seneder bu işe kilitlendi. Bu sebepten dünya genelinde gelişmemiz için elverişli olan çok büyük fırsatlar kaçırıldı. Diğer imkânlar âdeta buzdolabına konuldu. Üstelik zavallı halkımıza AB ye girmek, bütün maddi ve mânevi problemlerimizi, çözecek milletimizi rahata kavuşturacak bir dünya cenneti gibi gösterildi.

Sonuç ne oldu Kocaman bir hiiiç. Acaba milletimize bu çok değerli, Türk tarihinin harpsiz, darbsiz geçen, kendi kendine kalkınması için, altın değerindeki fırsatlar bahşeden güzelim yılların hesabını buna sebep olanlar nasıl ödeyecekler

Hele şu AKP yöneticileri, bizim anayasamızı bile unutarak, hiçe sayarak, Papa nın heykeli altında, AB Anayasası na peşinen imzâ atanlar, bakalım yaptıkları büyük tarihi hata karşısında milletimize kendilerini nasıl affettirecekler ..

Neymiş efendim AB bir medeniyet projesi imiş. Bizler de kendi medeniyetimizin ve medeniyetimizin gereği olan millî ve mânevi değerlerimizi ve âhlâki sistemimizi bırakıp onların yolundan gitmeli imişiz.

Daha önce de yazdım kimse kâle almadı: "Şu Avrupa Mahkemesi bile bir insan hakları mahkemesi değildir, âdeta bir Hıristiyan hakları mahkemesidir" dedim. Bırakın AB lilerin politikacılarını, onların insan hakları mahkemesi bile her dâvada sürekli olarak bizim devletimizi mahkûm ediyor.

Bütün bunlar niçin acaba bu bizim AB sevdalılarını düştükleri derin uykudan uyarmıyor

Gözüken odur ki, Yunanistan ve ondan daha önemlisi Güney KıbrısRum Kesimi, bütün Avrupa ülkeleri için bir nevi kavmi neciptir. Bu ikisinin sözümona bir çeşit kutsallığı vardır. Onun için Kuzey Kıbrıs ın ve Türkiye nin hakları elinden alınıp, Yunanistan a ve GüneyKıbrıs a verilmeliymiş. Karşı Deklarasyonun anlamı ve hedefi işte bu.

Başka türlü yorumlamaya ne kadar çalışırsanız çalışın, hem AB ve hem de ABD, Ortaçağ dan kalan hurâfelere dayalı haçlı zihniyetini maalesef yeniden 21. asrın, en geçerli ideali ve politikası sayıyorlar. ABD nin kavmi Necibi ise İsrail dir. Evangelistlerle siyonistlerin 21. asrın gerçeklerine ters düşen onu red ve inkar eden Büyük Ortadoğu Projesi ise, haçlı seferlerinin diğer kanadı.

Diğer kanadı diyorum çünkü böyle olmasa, AB ülkeleri son ilerleme raporunda, Güney Doğu Anadolu muzdaki Dicle ve Fırat vadilerinde mevcud barajların ve su havzalarının, Türkiye den koparılarak, İsrail in de su ihtiyacını karşılamak üzere uluslararası bir yönetime devredilmesini isterler miydi

Bütün olaylar, Türkiye ye dış politika olarak, Sadabat Paktı ile başlatılan Bağdat Paktı ile devam ettirilen ve Muhterem Erbakan ın D-8 ler girişimi ile kemale erdirilen büyük stratejinin ne kadar haklı ve isabetli olduğunu gösteriyor.

Bütün bu gerçeklerin üzerinde ise yüce kitabımızın bizlere hitap eden uyarıları var. Kitabımız, Hıristiyanları ve Yahudileri kastederek, "Siz onların dinine girmedikçe kesinlikle onlar sizle dost olmazlar" buyuruyor. Bu ne demektir Bu insan haklarına uymayanların ve Ortaçağ taassubu ile hareket edenlerin Müslümanlar değil, Hıristiyanlar ve Yahudiler olduğunu ve olacağını hem ilahi ve hem de tarihi gerçeklerle Allah ın ayetleriyle tastik ve teyid edilmesi demektir.