Avusturalya’da bir annenin ikizlerinden biri nefes almakta zorlanıyordu. Doktorlar bebeği hayata döndürebilmek için uzun süre çalıştılar fakat bebek nefes almakta güçlük çekiyordu. Çalışmalar sonuç vermeyince doktorlar ümitlerini kestiler ve annenin bebeğine veda etmesini istediler. Anne bebeğini kucağına aldı ve iki saat boyunca onu okşadı, onunla konuştu ve bebeği ile yakın temas kurdu. Annenin bu yaklaşımının ardından hiç beklenmedik bir gelişme oldu ve bebek nefes almaya başladı. Anne o dakikaları şöyle özetliyor: Bebeği kucağıma aldığımda ne olacağını bilmiyordum. Ama az sonra gözlerime inanamadım, bebeğim elini kaldırdı ve parmağımı tuttu. Başını sağa sola çevirmeye başladı...” Uzmanlar anne kucağının bebek üzerindeki bu mucize etkisine “Kanguru tedavisi” diyorlar.

Bebek dünyaya geldiğinde Allah yavrunun ihtiyaçlarını karşılayacak bütün imkânları anneye bahşediyor. Fakat nedense annelerimiz bebeklerini dünyaya getirdiklerinde onların sadece fiziksel ihtiyaçlarına odaklanırlar. Oysa bir bebeğin anne sütüne ne kadar ihtiyacı varsa, annenin sevgisine de o kadar ihtiyacı vardır. İstatistikler, bebeklik döneminde annenin sevgisinden yoksun kalan çocukların gelecek yaşantılarında suça eğilimli hale geldiklerini göstermektedir.

Uzmanlar bebeğin anneden mahrum kalması durumunda üç çeşit tepki ortaya koyabileceklerini belirtiyorlar. Yani bebek ya ağlayarak ya yemek yemeyerek ya da içine kapanarak tepkisini ortaya koyuyor. Eğer anne sorunun farkına varamamışsa, bebek tepkilerini devam ettirerek, çevresine ilgisiz kalır ve insanlara olan güvenini kaybeder. Yapılan araştırmalar anneden yeterli sevgi ve şefkat desteğini alamayan bebeklerin ileriki yaşantılarında strese karşı daha dayanıksız olduklarını gösteriyor.

Sevgi çocuğun hem stres düzeyini düşüren hem de ruhsal ve fiziksel gelişimine katkı sağlayan önemli bir besindir. Peki, annelerimiz neden çocuklarını sevgilerinden mahrum bırakırlar Sevgiyi vermek neden bu kadar zor gelir Bu soruya makul bir cevap bulabilmek için, annelerin sevgiyi ne kadar yaşadıklarına ve ne kadar tanıdıklarına bakmak gerekir. Kendi ebeveynlerinden yeterince sevgi alamayan ve bu konuda desteksiz kalan anneler sevginin ne olduğunu tam olarak tanıyamazlar. Tanımadıkları bir duyguyu çocuklarına aktarmaları doğal olarak beklenemez. Fakat anneler, biz sevgi görmedik bilmiyoruz deyip sorumluluktan kurtulamazlar. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en temel özelliklerden biri de her yaş döneminde öğrenmeye ve değişime açık olmasıdır. Anneler hiç yaşamadıkları sevgiyi çocuklarına yaşatarak bundan kendileri de pay alabilirler. Unutmayalım vermek aslında almaktır. Anneler sevgiyi vererek bunun dönüşümünden kendileri de istifade edebilirler.