Sıcak ve samimi bir sohbet için iki şeye ihtiyaç vardır; kalbi sevgi yüklü bir dost ve kokusu ile sohbeti zenginleştiren kahve… Gün içinde hasbıhal edemeyen dostlar kahveyi bahane edip bir araya gelir ve hatıraları yâd ederler. Yoğun koşullarda çalışan bireylerin kendilerine ayırabilecekleri tek vakit kahve saatleridir ki, insanlar bir fincan kahve ile enerji toplar ve işlerine motive olurlar.

Yarım asır öncesine gittiğinizde ebeveynlerinizin özenle sakladığı kahve fincanlarını hatırlar ve o fincanları sohbete eşlik eden dostlarla özdeşleştirip, özel bir değer atfedersiniz. Hatırlarsınız; parlak ve turuncuya çalan renkleri ile dikkat çeken kahve fincanları kapısı misafirden misafire açılan odanın başköşesinde özenle saklanırdı. Fincana atfedilen değer dostlara verilen kıymetin bir göstergesiydi aslında…

Geleneğimizde kahve bitmek bilmeyen sohbetleri ve dostlukları çağrıştırırdı. Bugün kahve yine aynı kahve, ev yine aynı ev ama bir tek sohbet eksik. Sohbetsiz kahve boş bir evi, çocuksuz bir haneyi andırıyor ve ne yazık ki tasavvurlarımızdaki “kahve” hâkim sistemin ticari hedeflerine kurban edilmiş.
Beslenme uzmanları kahvenin sohbet ortamlarının vazgeçilmezleri olduğunu vurguluyor ve bütün dünyada tercih edilen bu içeceğin stres seviyesini düşürdüğünü, seratonin ve dopamin hormanlarının üretimine katkı sağladığını ve kişiye kendini iyi hissettirdiğini ifade ediyorlar. Kahvenin bunun yanında odaklanmayı artırdığı, hafızayı güçlendirdiği ve stresi sağalttığı da söyleniyor. Ancak dostların yüreklerinden dökülen muhabbet olmayınca tat vermiyor kahve. Zira kahve ve sohbet ayrılmaz bir bütün olarak yer alıyor zihinlerimizde.

Kültürümüzde kahve sohbetleri bahsedildiği gibi birkaç kişinin bir araya gelip içlerini döktükleri bir ortam değildi aksine dostun dosta sırrını açtığı, acısını, neşesini ve sevgisini paylaştığı sıcak bir ortamdı. Güçlü dostlukların ve paylaşımın gerçekleştiği kahve sohbetleri bu yönüyle kişiler arası ilişkileri geliştiren ve iletişimi güçlendiren bir değer olarak görülürdü. Dostlar birbirlerine seslenir ve bir kahve molası verelim, iki kelam edelim, soluklanalım derler ve sohbeti koyulaştırırlardı. Bugün bütün bu sohbet ortamlarının yerini donuk ve mutsuz bakışlar ve birbirlerinin varlığını hissedemeyen kalabalıklar aldı ve kahve sevgisiz yürekleri teselli eden bir araca dönüştü.

Günümüzde kahvenin her türünün bulunduğu özel mekânlar mevcut ve insanlar bu ortamlarda kahve ile buluşup stresten kurtulmaya çalışıyorlar. Fakat sohbet ve muhabbet olmayınca tadı ve neşesi olmuyor kahvenin. Birbirlerine öfkeli gözlerle bakan bireyler bu mekânlarda bir araya gelip kahveyi makûs kaderlerine ortak ediyor ve kendilerini iyi hissetmeye çalışıyorlar. Dostları bir araya getiren ve kalplerde yakınlık uyandıran sohbet olmayınca sıradan bir içeceğe dönüştü kahve ve tıpkı insanlar gibi sahip olduğu değerden uzaklaştı.