Rahmetli Tarık Buğra dan dinlemiştim.
Babam 1950 seçimleri öncesinde DP adına siyaset yapmıştı. Batı Konya ve Doğu Ege de CHP yi sandığa gömecek çalışmaları yaparken, DP teşkilatından bir davet gelir.
Milletvekili adayı yapılmak istenmektedir. Hayır der babam. Ben milletvekili olamayacak kadar yaşlıyım. Oğluna müsaade et derler, benim için. Babamın cevabı yine hayırdır. O da milletvekili olamayacak kadar gençtir. Ben 1950 de 32 yaşında idim.
Seçilme yaşını 18 e indiren AKP lilerin damat-oğul ağırlıklı MKYK listesine geçen hafta şöyle bir göz atmıştık.
Milletvekili listesi cephelerinde de değişen bir şey yok. Oğulların, damatların yetmediği yerlere gelsin hemşehri olduğu için ağabey denilen seksenlikler..
Yazmak mecburiyetindeyim!
Adını RP listelerinde gördüğümde gazeteme koşmuş, arkadaşlarımı uyarmıştım.
İtiraz edelim, demiştim. Oraya partimizi bölmek için gidiyor! Bu inanılmaz iddiama, arkadaşlarım da inanmadılar.
Sonra olanlar Rizeli ihtiyarın mezar taşında yazılanlar gibiydi. Dedim, dedim, inanmadınız. Gördünüz işte ne oldu
RP nin parçalanma toplantıları ilk onun evinde başladı, diye yazan çok araştırma kitabı çıktı.
1973 seçimlerinden önce içimizde oluşturduğumuz ve bugünlere taşımaya çalıştığımız Milli Görüş aşkını, o ve taraftarlarının MTTB bünyesine yaymak istediği F.Bozbeyli varken, S.Bilgiç varken, Süleyman Arif Emre ye, Hasan Aksay a mı vereceğiz oylarımızı ajitesi hiç etkilememişti.
İhtilal sonrası, yine biz neredeysek cemiyetçilik bir ondan sorulmuş. Selefi CHP linin adını sık sık zikreder olmuştu. Yüksel Çengel belediye başkanı oldu, ama ben
Haleflerinin, siyasi makamlara oynuyor deyip uzaklaştıkları (Muhterem Ömer Öztürk Ağabey e sorulabilir ) o ANAP lı günlerde mi yazmıştım Oradaki köyün adı var: Trafalgar kitabımdaki, Ne yiğitler var! hikayemi. Sonra üzüldüğümü hatırlıyorum. RP yi iktidara taşıyan insanlardan ne arayan vardı, ne soran: Yahu bu yiğit adam kim ola Halbuki ben Milli Gazete de yazmıştım.
Ayasofya demeçlerini, düşüncelerini tanıkları çok yazdılar Ankara taraflarından. okuyanlar, okumuş olmuşlardır.
Sayın Abdullah Gül ün Cumhurbaşkanlığı günlerinde ünlü Türk kültür adamıdır deyip İngiltere ye götürdüğü ve takdim ettiği Murat Belge nin, Ayasofya yı camii yaptırtmayız toplantılarına hangi olaylardan sonra cesaret ettiği de sorgulanmalıdır, diyorum; okumuş olmuş insanlar tarafından.
Zengin ecnebilerin paralarının gücüyle kendilerini haber yaptırmalarının çoğunu bu ülkenin insanları da okudu gazete sayfalarındaki tercümelerden. Benim dikkatimi en çok şu başlılıklar çekerdi, o haberlerden: Ölmeden cenaze töreninin provasını yaptırdı.
Elbette mizahi bir yön vardı bu cenaze töreni provalarının. İçi boş tabutun hemen arkasında yürümesi istenenlerden çoğu, ya ölüverirse, o tabutun içinin dolu olacağı günden önce Yedek listesi de var mıdır bu provaların
Nerden mi aklıma gelmiştir, Batılılarda olan ve bizde hiç olmayan böyle törenler ve aziz ilan etmeler.. Ben de bilmiyorum ama bildiğim, sizin aklınıza geldiği gibi gelmemesidir. Yani bazı büyüklerimizin, filan kişinin büyük oluşunun kırkdokuzuncu yılında öyle bir konuşma yaptım ki, diye başlayan hiçbir nutukla ilgilenmediğimi söylememe lütfen müsaade edin. Yoksa onlara, o kadar yıl nasıl dayandınız, nasıl tahammül ettiniz derdim; konuşamadan durdukları yılları kastederek yani
Haçan! Diyeceksiniz ki sana ne, AKP nin listelerinin başına oturttuklarından!
Ama siz öyle demeyin. Demirel i hatırlayın. Liste yazıcılarına ne söylenecekse, o söylesin. Zira AKP liste yazıcıları çok severlerdi onu.
Şimdiye kadar ne yapmış da şimdiden sonra ne yapacak Binaenaleyh seçmenleri, aday olmaktan bıkmayanları seçtirmekten bıktırmak, usandırmak fevkalade yanlıştır, hatadır, ayıptır, günahtır!
1980 ihtilali nden sonraki mahkemelerde, insanlarımızı ipten alan Avukat Ortan Töz ün Mart 2015 de yayımladığı İlk İsyanım adlı kitabının sayfaları arasına sıkışmış şu satırlar bilmemki kimlerin dikkatlerini çeker
Beni, işgüzar, emireri, robot polisin tutumundan, korkak delikanlının verdiği ifadeden ziyade İsmail in bu davada takındığı menfi tavır alakadar ediyor. Hiç kimse kusura bakmasın. Kim nedir, bilinmesi icap eder. Buyrun arayıp sorun o 21 MTTB liyi. ( ) kötülemek, küçük düşürmek için yazmıyorum. Ama gözlerde de hala büyütülmesin.
Nereden nereye
Öncesi var, sonrası var Av. Orhan Töz ün bu anlattıklarının. Bir sayfa ötedeki yazılarının başlığı ise, Vatan tehlikede dir.
Seçim öncesidir. Doğru, yanlış, az ihtimalli, tam isabetli teorilerin kaldırımlara kadar düşmüş olması normaldir. Anormal olan, seçimlerden sonra Tayyip bey e bir şey olursa, ben hazır olayım bari diyerek kendini listelere yazdıran Ekmeleddin İhsanoğlu akranlarının çokluğudur.
Yazmak mecburiyetindeydim!
1 Kasım vatanı tehlikede olan gençliğin, tatmin peşindeki AKP lilere
Saadet in nerede olduğunu göstermelerinin gerekliliğine sayılacak
delillerden biri olduğu için bu anlattıklarım
Sen çocuğuna sahip çık! CHP boşalsın
Seyyah gazeteci üstadlardan Yavuz Donat, Aydın topraklarından, Çakırbeyli den bildiriyor: 7 Haziran seçim sonuçları: CHP 122- AKP 122- MHP 75 HDP 5
Çakırbeyli nin Koreli sine hallerini sormuş sayın Donat. Cevap iki kısa cümle:
Memlekette huzur olsun.. Tek istediğimiz bu.
Aydın, Menderes in şehri. Menderes in özel olarak koruyup kollamakla suçlandığı şehir. Menderes nehri nde boğulan kırat karikatürleri, CHP basınındaki CHP zekasının ürünleri olarak kütuphanelerde araştırmacılarını beklemekte
Recai Kutan ağabey anlatmıştı. Yazdık yine yazalım.
60 ihtilali sonrasında, bir başka Malatyalı arkadaşla (Eski ANAP milletvekillerinden biri) hazırladığımız dosyayı İsmet İnönü nün önüne koyduk ve anlattık: Malatya nın su sorunu ve çözümü.
İsmet İnönü bizi dinlerken içeri Turhan Feyzioğlu girdi. Ünlü Türk hukukcularından Metin Feyzioğlu nun dedesi ünlü Türk hukukcusu Turhan Feyzioğlu. Dosyanın üzerinde Malatya adını görünce pembeleşen rengi, İnönü nün, Bak arkadaşlar Malatya nın su meselesinin halledilmesine dair projeler hazırlamışlar. Ne diyorsun buyuruyla, kızıllaştı.
- Menderes i Aydın cılık yaptığı için astırdık. Size de Malatyacılık yaptırtmam!
Malatya dan Meclis e gelen İnönü nün, Malatya Dosyası nı Recai Kutan lara aynen iade ettiğini söylememize gerek olmasa da, Feyzioğlu ların hukukculuk genleri dikkatlerimizden kaçmamalı..
Aydın, Menderes in şehri.
Yavuz Donat ne zamandan beridir yazıyor, Aydın ın CHP li Büyükşehir Belediye Başkanı nı..
Ben anlayamıyorum. Sosyologlarımız yardımcı olsunlar isterim.
CHP li olan ilk Demokrat aile çoçuğu olmadığını biliyoruz, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Hanımefendi nin Onlara CHP nin neyi cazip gelmiştir de CHP li olmuşlardır Yahut Demokrat aile çocuğu olmak, nelerini tatmin etmemiştir. Ben bu soruların cevabını merak ediyorum.
Sedat liseden arkadaşımdı. Birgün evlerine davet etmişti. Bahçe kapılarına geldiğimizde, karşılarındaki konak haşmetli evi göstermişti. Bu ev bizimdi. Ben orada doğmuşum. İhtilalde babam, yaşasın Demokrat parti dediği için akşamcıların bir uğrak yerinde, tutuklanmıştı. O ev serbest kalma bedeli oldu.
Sıradan bir CHP zulmünün, bir gencin ağzından böyle anlatımlarına o gençlik yıllarımızda çok aşinaydık. Zira çoğumuz yaşamıştık benzer hikayeleri.
12 Eylül öncesinin son sol yürüyüşlerinden birinde, Beyazıd da görmüştüm Sedat ı. Sol yumruğu havada, bağırıyordu: Sosyalizm!
Ben kaldırımda idim. Seslenmedim ama bakışlarımın hasreti, onun görmesini sağlamış olmalıydı. Göz göze geldik. Sol kolu yana düşmüştü ve susmuştu. Önümden geçti, gitti.
Bilmeyiz Aydın ın CHP li Büyükşehir Belediye Başkanı Hanımefendi de Demokrat babasından dinlemiş midir, içinde CHP zulmu geçen böyle hikayeler.. Ya da CHP de nelerin değiştiğine, neyinin değiştiğine inanıyordur. Hala seçimden sonra el koyacağız demeçleri ağızlarındayken
Çakırbeyli nin Koreli si ne demişti
Memlekette huzur olsun. Tek istediğimiz bu.
Tekrar bakın seçim rakamlarına. Nasıl olacak bu
Bu ülkede onca ihtilale ragmen, CHP yerinde sabitleştirilirken, neden DP ve sonrasındaki partiler, üstelik kısa veya uzun iktidar yıllarından sonra siyaset mezarlığına yollandılar
Milli Görüş ün gömleğine dahi tahammülü olmayanlara, Milli Görüş tüm varlığıyla kendini gösterdiğinde, Demokrat aile çocukları da olmaları gereken yerde olacaklar, ezik CHP li rollerinden kurtulacaklar.
1 Kasım iyi bir fırsattır.
Geçmiş olsun köşesi
Medya gücünü dört döndürmek
Ahmet Hakan a saldırı olmuş!
Saldırganların sicilleri ve resimleri yayımlanıyor boy, boy.
Bakıyorsun, bakıyorsun ve diyorsun ki: Her biri ikişer Ahmet Hakan a Burnunda ve kaburgasında kırıklar var haberi yaptıracak ebatlarda iken...
Neden dördü Dört kat olsun tahribatın gücü, diye mi Erkekseniz tek tek gelin de der Ahmet Hakan üstelik...
İstihbaratı olmayan ve bu saldırıyı engelleyemeyen yetkililerden olayın aydınlatılmasını ve gazetecilere saldırıların Ahmet Hakan da son bulmasını istersek, fazla bir şey istemiş olmayız herhalde.
Kalem gücümüzle bizim de muhalif olduğumuz Ahmet Hakan, sağlam gazetecidir. Gazetesinin yazdığı burnunda ve kaburgasında kırıklar var haberine rağmen taburcu olmuştur.
Olayın sağlam analizini bekliyoruz ondan ve geçmiş olsun, diyoruz.
CHP değişmezliği fizik tanımaz
CHP tek başına iktidara geliyor, bu açıkça görülüyor.
CHP sözcüsü Gürsel Tekin demeçlerinden biriymiş bu cümle.
Bu ülke insanlarını aşağılamanın, aşağılarda görmenin itirafıdır, belgesidir bu konuşma.
Sadece kendi sınıflarının gazetecilerine izahat veriyor olsalar, üzerinde durmazdık. Fakat halkı da onların anlayışlarında kabul ediyorlar.
Ziya paşa olmak var, bu İsmet paşacıların karşısında.
Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın
Geliyorsanız, görülüyorsa bu geliş, sen, kime, neyi izah etmeye kalkıyorsun
Ortak hareket ettikleri, çatı adaylar çıkarttıkları diğer muhalefet partilerine de bir ayar söz konusu, CHP sözcüsünün bu demecinde.
Tek başına diyor.
Ne Ekmeleddincilik yaptıkları MHP den, ne de oy verdikleri ve birlikte sallamacılık yaptıkları HDP den umutlular.
Burası doğru ama, zira Meclis in muhalefeti değişecek, baştaki yanlış, yani tek başınalık iddiası bu doğruyu gölgeliyor.
CHP içi eğitime adanmış bir yazı sayın bu dediklerimizi. Bu ülkenin insanlarına saygılı olmak belki gelir akıllarına.
Solcu AVM avcısıdır
Bir sol gazetemizin muhabiri gitmiş, görmüş ve dünyaya anlatmış gazetesinde.
Bizim de öyle haberimiz oldu, diğer dünyalılar gibi.
Lenin mozolosinin karşısına AVM dikmişler(!)
Diğer gazetelerdeki eski solcu yazarların bu hayret haberinden sonra yazdıkları dalgacı yazıları okumak, solcu habercilerimizin zeka boyları hakkındaki fikirlerimizi bir pekiştirdi, bir pekiştirdi
Yaşını tahmin etmek zor değil, hayretçi muhabirin. T.Özal lı yılların çocuğudur en fazla ve Rusya nın yıkıldığına dair hiç bir iz taşımamaktadır hafızasında.
Açın bakın arşivlerdeki gazete ciltlerini. Hiçbirinde Rusya nın yıkıldığı günlerin ispatı Lenin heykellerinin indirilme resmi yoktur.
Bugün o olaylardan habersiz büyüyen muhabirler Moskova AVM lerini görünce şaşırıp kalıyorlar ve hazımsızlıklarını haber yapıyorlar.