Cahiliye adet ve anlayışlarının kabul gördüğü kesimlerde
kadına biçilen rol köleliktir. Bu kesimlerde kadının konuşmaya hak iddia etmeye
hakkı yoktur. Kadın adeta mankurtlaştırılmış ve edilgen hale getirilmiştir.
Kadın hayatını vaktini ve emeğini çocuğuna adıyor. Fakat evladı üzerinde hak
iddia edemiyor. Varlığının bilincine dahi varamıyor, kendisine biçilen rolleri
körü körüne yerine getirirken ağır baskılara maruz kalıyor.Köleleştirilmiş
kadınların kaderi hep aynı.
Onlar akşama kadar tarlada çalışıp akşam eve
geldiklerinde evleri, eşleri ve çocukları ile ilgileniyorlar. Çocuk denecek
yaşta evlendirilip, taşıdıkları ağır yükün altında eziliyorlar. Çocukların
bakımını üstleniyor fakat onların geleceği hakkında söz söyleme hakkına sahip
olamıyorlar. Ev, tarla, çocuklar ve kayınvalide kayınpederin bakımı derken
yaşamın nasıl geçtiğini ve hayatın nasıl tükendiğini anlamıyorlar. Kadınlar
bunca yükü tek başına taşırken, ne bir takdir ne bir ödül alabiliyorlar.
Onların kaderi hep dışlanmak oluyor.
Kent yaşamında kendilerini çağdaş ve modern olarak
tanımlayan kadınlar ise tüketim ağının birinci hedefi haline geliyor. Köleliğe
gönüllü boyun eğen bu kadınlar, zihinlerindeki zincirleri bir türlü
kıramıyorlar. Özgürleşeceğiz düşüncesiyle hareket edip, esarete boyun
eğiyorlar. Ama ne yazık ki farkında değiller. Bir insanın düşmüşlüğünün farkına
varamaması büyük bir vahamettir. Zira düştüğünü anlamayan kişinin kalkmak için
çabası olmayacaktır.
Modern kadın, güzelliğini, çekiciliğini ve
beğenilirliğini her şeyin önünde tutuyor. Çünkü diğer taraftan cinsellik ve
erotizm alabildiğince kışkırtılıyor ve kadının görselliği birinci derecede önem
arz ediyor. Kadın bedensel imgesi üzerinden bir konum elde etmeye çalışırken,
benliğinde parçalanıp ötekileştiriliyor. Kapitalizm, kadına biçtiği rolü
pekiştirmek için araçlarını seri şekilde kullanıyor, moda ve görsellik
üzerinden köleleşmiş bir kadın imgesi oluşturuyor. Ekranlarda boy gösteren
kadınlar, yaptırdıkları estetikleri, yaşadıkları aşkları ve sahip oldukları
şaşalı hayatları ballandıra ballandıra anlatarak gençleri özendiriyorlar. Rol
modellerini bu kişilerden oluşturan gençler, gelecekle ilgili hayallerini ekran
insanına göre belirliyorlar. Çünkü ekran insanı masalları andıran bir hayat
tasviri yaparak bu çocuklar üzerinde büyük etki bırakıyor.
Kırsal kesimde ezilen, hakları elinden alınan kadınların
sorunları sıklıkla dile getirilirken kent yaşamında cinsel bir obje olarak
görülen kadınların içine düştüğü vahamet pek görülmez. Zira güç ve para ile
desteklenen bu kesim, insanlarımızın algılarını bulandırmakta ve gözlerini
köreltmektedir. Oysa her iki tarafın yaşadığı da kölelikten başka bir şey
değildir.