2028 yılına kadar kadın istihdamı %40’ın üzerine çıkarılacakmış.
Kadına dair yapılan her şeyin kadının lehine olduğuyla ilgili çok ilginç bir algıya sahibiz. Ülkemizde ve dünyada kadın alanında pek çok sıkıntı var ve bu sıkıntıların giderilmesi için çalışılması lazım. Bunda hepimiz hemfikiriz. Ancak sorunun kaynağını yanlış yerlerde arıyoruz. Mesela kadınların yaşadığı sorunlar konuşulduğunda hemen konu kadın istihdamına geliyor. Bu sorun kadın istihdamı ile mi çözülür?
Ya da şöyle soralım kadın istihdamının artması ile kadınlar ne kazanacaklar?
Kavramları, söylemleri doğru okumak gerek. Kadın istihdamı dediğimiz şey nedir? Mesela kadınlar nerede çalışacaklar? Kadınlar çalışmak zorunda mı? Kadınlar çalışmadığı zaman özgür değiller mi? Kadınlar çalışmadığı zaman geri mi kalmış oluyorlar?..
Kadın istihdamını artıracağız diyenler öncelikle şu soruların cevabını vermesi lazım:
-Kadın istihdamını hangi iş kollarında artıracaklar?
-Kadın istihdamını artırırken erkeklerle aynı işe eşit ücret verecekler mi?
-Kadın istihdamını artırırken kadın fıtratına uygun çalışma koşullarını sağlayabilecekler mi? Ya da en azından insani yaşam şartlarını karşılayabilecekler mi?
Yazan, çizen, kamusal hayatta varlık sürdüren bir kadın olarak kadının çalışmasından rahatsız olduğum düşünülmez diye rahatlıkla yazıyorum ancak yanlış anlamak isteyenler de olacak.
O yüzden açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum:
Kadının çalışmasına karşı değiliz.
Ancak kadının çalıştırılarak sömürülmesine de karşıyız.
Bir kadının gücünü, değerini, özgürlüğünü çalışıp çalışmaması üzerinden ölçemezsiniz.
Evinde oturmayı tercih eden kadında çalışmayı tercih eden de güçlüdür, değerlidir, özgürdür.
Ancak siz kalkıp çalışan kadın güçlüdür, değerlidir, özgürdür gibi bir imaj çizerseniz çalışan kadına da çalışmayan kadına da haksızlık edersiniz.
Kadın isterse her şeyi yapabilir. Peki ya kadın her şeyi yapmak mecburiyetinde midir?
Bir zamanların Şoför Nebahat karakteri herkes tarafından alkışlanmıştı. Bugünde ağır işlerde çalışmak mecburiyetinde kalan kadınlar hemen alkışlanıp örnek gösteriliyor. Bir kadın ekonomik sıkıntılar yüzünden şoförlük gibi ağır bir mesleği yapmak zorunda kalıyorsa elbette onu takdir ederiz. Ancak tüm kadınlara bunun örnek gösterilmesi tam bir akıl tutulmasıdır.
Son zamanlarda şehir hatlarının vapur seferlerini sıklıkla kullanıyorum. Buralarda kas gücüne dayalı ve ağır işler var. Daha rahat çalışma koşullarını elde etse pek çok erkeğin bırakacağı bu işlerde kadın istihdamı adı altında çalıştırılan kadınlar görmeye başladım. O kalın halatları iskeleye atan kadınları gördükçe bir kadın olarak içim cızlıyor. Her kadın bilir ki bir kadın böylesi bir ağır işte çalışıyorsa gerçekten mecbur kalmıştır. Kadın istihdamı adı altında erkeklerin bile yaparken zorlandığı mesleklerde kadınları çalıştırıyorsanız kadına iyilik yapmıyorsunuz. Bu kadını korumak değildir. Eğer kadına değer veriliyorsa kadını bu gibi ağır işlerde çalışmak mecburiyetinde bırakmayacak bir sistem inşa etmeniz lazım.
Kadının fıtratı gereği yapabildiği pek çok şeyi erkekler yapamadığı gibi erkeklerin yapacağı işleri de kadınlar yapmamalıdır. Kaldı ki içinde yaşamak zorunda bırakıldığımız kapitalist sistem erkekler için de hayli zor. Sabah dokuz akşam beş mesai yapmak, bunun için sabah gün doğmadan sokaklara dökülmek ve saatler süren yolculuktan sonra işe ya da eve varmak… Böyle bir koşulda çalışmak zorunda bırakılan insan ailesine, sevdiklerine hatta kendine nasıl zaman ayırabilir? Nasıl fiziken ve ruhen sağlıklı kalabilir? Yaşamak zorunda bırakıldığımız bu sistem bir köle sistemidir ve gayr-i insanidir.
Patronların erkeklere nazaran daha az maaş verebileceğini düşündüğü için daha çok kadın çalışan tercih ettiği bir ortamda kadın istihdamını artıracağız demek bize daha fazla ve daha ucuz köle lazım demekten başka bir şey değildir.