Tarih, 30 Nisan 1980…

Başbakan Süleyman Demirel, Milli Selamet Partisi (MSP) Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı parlamentodaki odasında, Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısıyla ziyaret etti.

Hatırlayanınız olacaktır, TBMM Genel Kurulu’nda bir türlü sonuçlan(a)mayan Cumhurbaşkanlığı seçimi turları dolayısıyla siyaset gerilmiş de gerilmiştir…

Erbakan Hoca, o ziyarette Demirel’e kadayıf ikram etti.

Şu nezakete bakar mısınız?

Oldukça mütevazı bir masa ve sandalye…

Her iki liderin arkalarında neredeyse bir gazeteci ordusu…

Milli Görüş Lideri bir elinde çatal, diğer elinde bıçak tepsideki kadayıfı keserek Başbakan Demirel’e ikram ediyor.

Hem de gülümseyerek, tebessümü yüzünden eksik etmeyerek…

***

Tam da yeri gelmişken…

Bu “kadayıfın altının kızarması” nereden geliyor, sahi?

Kuşkusuz merak etmişsinizdir. Hele hele yeni nesiller. Anlatayım…

* 12 Kasım 1979’dan 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar süren Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı Süleyman Demirel Başbakanlığı’ndaki koalisyon hükümetini dışardan destekleyen MSP lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, hükümeti “kerhen” desteklediğini söyleyince, “Neyi bekliyorsunuz?” sorusuna “kadayıfın altının kızarmasını” cevabını verdi.

* Erbakan Hoca, “Kadayıfın altı kızarmadan bu hükümeti uzaklaştıracak olursanız, bu zihniyet milleti aldatmanın gene bir fırsatını bulacaktır. Onun için kadayıfın altının kızarmasını bekleyeceğiz” dedi.

* Milli Görüş Lideri Erbakan, 23 Nisan 1980’deki basın toplantısında da, “18 Mayıs’a MSP il başkanları toplantısına kadar bekleyeceğiz. Kadayıfın altının kızarıp kızarmadığına bakacağız” diye konuştu.

* Erbakan, AK Parti’nin iktidardaki 5. yılını doldurduğu dönemde de, “Kadayıfın altı kızarmayı bırakın yandı artık yandı!” ifadesini kullandı.

***

Son bir soru; çok zor şartlarda bile yaşanan, yaşatılan yukarıdaki siyasi nezaket, günümüzde neden yok, sahi?

Sahi niçin?

BİR RİCA…

Geçen yazımda, Erbakan Hoca’nın 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan hemen önce pilotlara hitabını yazdım.

Ancak dikkatinizi çekmiştir, yazıda orijinal fotoğraf yoktu…

Ben bugüne kadar, öyle bir fotoğrafa rastlamadım!

‘U’ şeklindeki o fotoğraf nerede saklı, acaba?

Mesela, Genelkurmay arşivlerinde var mıdır?

Ya da Erbakan Hoca’nın fotoğraf arşivini tutan birilerinde mevcut mudur?

Arzuhalimdir ve de ricamdır; yollayan olursa o fotoğrafı bu köşede değerlendirmeyi çok arzu ederim...

ADAY OLMAK İÇİN İZİN Mİ ALMAK LAZIM!

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Gazete Habertürk’ten Kübra Par’ın sorularını cevapladı.

Burada bir soru ve bir cevap oldukça dikkat çekici; Kübra Par şunu sordu: “Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun da Cumhurbaşkanı adayı olacağı konuşuluyor. Ne diyorsunuz?”

Hayati Bey bu soruya şu cevabı verdi:

“Sayın Karamollaoğlu’na kişi olarak saygı duyarım ama onun bu kadar gündeme taşınmasının AK Parti’nin gücüyle bağlantılı olduğunu görüyorum. AK Parti’ye zarar verecek her unsur gündeme taşınıyor, bu da onlardan biridir. Gerçekçi davranırlarsa böyle bir şey söz konusu olmaz. ‘Çomak sokalım’ yoluna girerlerse de kendilerinin takdir edeceği bir şey olur. Ama kimin saçı ak kimin kara, bunu tarih yazar. Gelecek nesiller de bunu takdir eder.”

***

Şimdi…

1) Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Cumhurbaşkanı adayı olur mu olmaz mı? Bu şu aşamada belli değil. Kaldı ki Temel Bey de zaten bu konudaki sorulara yönelik, “Daha karar vermedik. Zamanı geldiğinde istişare ederek gereken adımı atarız” şeklinde cevap verdi.

2) Hayati Bey’in, bu hususa ilişkin, “AK Parti’ye zarar verecek her unsur gündeme taşınıyor…” şeklindeki yaklaşımı da dikkat çekici. Şu soruyu sorduğunuzu duyar gibiyim; “Bir siyasi partinin, Cumhurbaşkanı adayı çıkarma hakkı yok mu?”

3) “Gerçekçi davranırlarsa böyle bir şey söz konusu olmaz. ‘Çomak sokalım’ yoluna girerlerse de kendilerinin takdir edeceği bir şey olur” diyor, Hayati Yazıcı. Anayasal sınırlar içinde hareket eden bir siyasi partinin genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olmaya karar verdiyse, bu diğer bir siyasi partinin çıkarlarına neden çomak sokmak olsun? Bu siyasi bir yarış, netice itibariyle...

Bilmiyorum, siz ne düşünüyorsunuz?

YILDIRIM ORKİDE

RESMİ ziyaret kapsamında Singapur’da bulunan Başbakan Binali Yıldırım, dünyaca ünlü botanik bahçesinin içinde bulunan Singapur Ulusal Orkide Bahçesi’ni gezdi.

Bahçede yetiştirilen ve dünyada benzeri bulunmayan orkide türüne Binali Yıldırım’ın ismi verildi.

***

Orkide, Singapur, Taylan ve Çin’ de yetiştiriliyor. Çokça çeşidi var. Türkiye’de de üretimine başlandı. Adana, Antalya, İzmir, Yalova’ da yetiştirilmekte.

Peki, orkide ne anlama geliyor?

* Beyaz orkide: Masumiyeti ve zarafeti ifade eder. Çoğunlukla tercih edilen renktir. Bakımına dikkat edildiği sürece uzun süre çiçekleri kalıcı olur.

* Fuşya orkide: Saflığı ve sevimliliği ifade eder. Son zamanlarda tercih edilen bir renktir. Bakımına dikkat edildiği sürece uzun süre kalıcıdır.

* Mavi orkide: Aşkların en büyüğü anlamını ifade eder. Nadir uygulama yapılan bir renktir. Dayanıklı ve gösterişlidir.

* Mor orkide: Asaleti ifade eder. Sürekli bulunan bir renk değildir. Dayanıklı ve kalıcıdır.

* Sarı orkide: Sıcaklığı ifade eder. Nadir bulunan bir renktir.

BUGÜN, 23 Ağustos 2017, Çarşamba… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibarıyla asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut iktidar, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlık’a bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakali ne olacak?