İsrail in Türkiye den özür dilemesi büyük bir heyecan
oluşturdu. Bundan en çok mutlu olanlar İsrail ile gönül bağı bulunanlar. Ekran
ve manşetlerde İsraillilerin demeçleri anında yer aldı.
Muhafazakârlar ise onlardan daha çok mutlu. Nedeni,
İsrail e diz çöktürmek, olmamış bir şeyi oldurmak, özür diletmek.
Muhafazakârların iktidarının bu başarısı baş döndürücü bir sevinç oluşturdu. Bu
gibi durumlarda hemen ortaya atılanların başında Ankara Büyükşehir Belediye
Başkanı geliyor. Şimon Peres ile Sayın Başbakan ın aynı karede afişe edilmesi, bayram
sevinci içinde sunulması rahatsız edici gelmiyor mu Bu, bir başarının sonucu
mu, yoksa toplumda heyecan oluşturmanın bir gösterisi mi Bizce sonuncusu. 17
Aralık Avrupa Birliği ile yapılan anlaşma da benzer tutumuyla Ankara yı ayağa
kaldırmıştı.
Abede nin, Ebedi dostu İsrail ile yapılan bir anlaşma
veya bir girişim ne anlama geliyor Önce buradan başlamak gerekiyor.
Bu özür ile eşzamanlı gelişen olaylara bakılınca hiç de
sevinilmeyecek bir durum var ortada. Gerek Abede ve gerekse İsrail ilk elde İran
kartını göstermişlerdir. Ebedi düşman İran mutlaka durdurulmalı. Bunun için
bölgede etkinliğinin azaltılması gerekiyor. Öncelikle ambargonun
sıkılaştırılması isteniyor. İran ın hareket alanının daraltılması gerekiyor.
Suriye olayı ile eşdeğer düşünmek gerekiyor bu durumu. Çünkü Suriye nin
parçalanması daha kolay olabilecek. Zaten gerek muhafazakârlar yani Sünniler,
yani Selefileri heyecanlandıracak bir durum oluşuyor. Yani hem Abede ye hem de
İsrail e olan sevgiyi, heyecanı ve sempatiyi artıracak. Bugün için at iz ile it
izi birbirine karışmış deyim yerindeyse.
Bu arada İstanbul da yapılan bir toplantıda Abede
vatandaşı biri Suriye ye Başbakan olarak atandı, görevlendirildi. Demokratik
Suriye nin ebedi başbakanı da şimdiden belli. Arap Birliği yeni başbakanı kabul
etti. Mevcut Suriye yönetimini artık tanımıyor. Afganistan daki Karzai
örneğinde olduğu gibi. Görevlendirilenler başbakan olduktan sonra seçimi
mutlaka kazanıyorlar! Abede nin öngörülü demokrasisi de denir buna.
Ramazan el-Buti kim tarafından öldürüldü Savaşın mantığı
yok bizce. Çünkü denetim kimin elinde belli değil. Onu öldüren Suriye nin
bağımsızlığını isteyenler de bunu yapsa, Esad yanlıları da sonuçta karanlık bir
el aralarında gezinip duruyor. Bu döneme bu büyük İslâm âliminin öldürülmesi bir
rastlantı mıdır Yoksa uçurumun derinleştirilmesi mi Muhafazakârlara göre bu
Esad ın işi.
Pakistan eski Başbakanı Müşerref ülkesine döndü.
PKK ile yapılan anlaşma ve varılan sonuç da bu döneme
denk düşüyor. Bu da bir başka ilginçlik.
Barack Hüseyin(!) Obama mız, sevgili dostumuz(!) elleri
tutuşturdu ve bir süreç başladı. Doğrusu bu dostluk gösterisi de bizi rahatsız
etmiyor değil. Dostluk öyle bir kavram ki Sevgilimiz Efendimiz: Bu dünyada bir
dostum varsa o da Ebû Bekir dir buyuruyor. Sahabesi için arkadaşlarım ve
kardeşlerim diyor.
Deniliyor ki İsrail köşeye sıkıştı, hareket alanı
daraldı, onun için kabul etmek zorunda kaldı vs. bu da ilginç. Bu, bölgede
Abede nin aczi anlamına mı geliyor Zaten Suriye de Esad diye bir güçten de söz
etmek ne kadar doğrudur Öyle ise topraklarımıza konuşlandırılan patriotlar,
Kürecik radar üssü ne anlama geliyor. Bu ön konuşlanmalar bir gösteri midir
Bu arada, Esad bir çılgınlık yapıp İsrail e
kimyasallarını püskürtürse ne olacak Asıl vehim burada. Saddam Hüseyin vehmi
de böyle bir gerekçeye dayandırılmıştı. Beşar Esad ile kimyasallar
dillendirildi.
İsrail, süreçte bir tilki gibi davranıyor. Özür dilese ne
olacak ki, tazminat ödese vs. Bu arada hemen Suriye ye saldırı başlattı.
Mescid-i Aksa ve çevresindeki yıkımları durduracak mı Filistinlerin
topraklarını ve meskûn yerlerini işgalden vaz mı geçecek Filistinlilere asla
kurşun sıkmayacak mı Ebedi dostlar İran a saldırı kararı alırsa Türkiye ne
yapacak Onlarla işbirliği yapmak zorunda kalmayacak mı Sorulacak o kadar soru
var ki. Biz bu kadarıyla yetinelim şimdilik. Türkiye ile İsrail elele verip
Suriye ye birlikte vurabilirler mi