Böyle bir sorunun tuhaflığı okuru şaşırtabilir. Bu soru beni de şaşırtmıyor değil. Etrafımıza baktığımızda geçmiş zamanın en hızlı, radikal İslâmcılarının bugün birden bire bir şoka tutulmuş gibi farklı bir düzleme kaymaları şaşırtıcı. Bunun nedenlerini kurcalamak yerine sonuçlarına bakıyoruz nedense.

İslâmcılık çeşitli yer ve mekânlarda, gruplarda üslup farkıyla beliriyordu. Grupların çokluğu ise başlı başına bir sorundu. İran devrimi bir neden, Mevdudi ve Seyyid Kutup ekolü bir başkası. Bediüzzaman talebelerinin izleği renk ve tonu çok farklıydı. O izlek, nedendir bilinmez, özellikle siyasanın dışında kalmayı yeğliyor. Siyasayı şeytanî bir fiil olarak görüyor, bunu "Allah ım beni siyasetin şerrinden koru" diye öne sürüyorlardı. Ne yazık ki, bunu söyleyenler uzun yıllar Süleyman Demirel in peşine takılmaktan kurtulamıyorlardı. Alabildiğine büyüyen bu cemaat farklı bir üslup ile daha Amerikancı bir üslup takınarak, Amerika ya yakın olan siyasal partileri desteklediler. Bu siyasal kadroların sağ veya sol olması önemli değildi. Ecevit ten Mesut Yılmaz a, Tayyip Erdoğan a kadar kim varsa. İslâmi bilinç ve duyarlık sahibi olan Milli Görüş düşünce ve siyasal doğrultusuna uzak durmaları ilginç bir paradoks.

Sakalı göbeğinde kimi insanlarla yüzleştiğinizde, akepeliliklerinde müthiş bir heyecan içindedirler. Öylesine bir savunma gösteriyorlar ki şaşarsınız.

Mehmed Âkif ten günümüze İslâm düşüncesi özüne ve ruhuna bağlı edebiyat grupları, çizgileri ise bugün en dağınık durumunu gösteriyor. Siyasadan uzak gibi görünüyorlarsa da, Akepe gibi Emperyalizm yanlısı ve Amerikancı bir partiyi desteklemekten geri kalmıyorlar. Bence asıl ve en önemli paradoks budur. Kudüs, Ortadoğu bilinciyle büyümüş olan bu kesimin Akepe yanında yer alması tuhafların tuhafı.

Milli Görüş siyasal düşünce geleneğini yeterli bulmayan, kimi zaman da siyasayı bir şirk olarak gören kimi kesimler büyülenmişçesine Akepe rüzgârına, savrulmasına kapıldılar. Bütün iddialarını terk ederek, Akepe yi savunmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

En radikal basın organları, kimisi özellikle Erbakan Hoca yı hedef noktası seçerek Amerikancı bir akepe ye kapılabiliyor. Akepe yi salt Amerikancı nitelemek yeterli değil. Bu son tablo şunu gösteriyor ki, uluslararası sermayenin tamamen güdümüne girmiş ve teslim olmuşlardır. Buradan bakınca en radikal İslâmcıların Akepe savunması korkunç bir tablo ortaya koyuyor.

Akepe nin kendisi İslâmcılığın sonunu getirmek için değil midir

 "İslâmcılık" kavramını kullanmaktan hoşnut değilim. Mal alıp satan bir tüccar konumunda temellendirmek Bu kavram bir bakıma oturmuş durumda.

Bütün bu radikal kesimlerin ve Amerikancı ve uluslararası büyük sermaye güdümlüsü, İslâm ve Müslümanlar adına hiçbir iddiası olmayan Akepe nin peşine takılmaları en şaşırtıcı. Korkunç bir savunma refleksi içindedirler. Öyle ki, Müslümanlar adına kabul edilmesi olanaksız konularda bile karşınıza bir duvar gibi dikilirler "ama" der dururlar.

Sosyoloji uzmanı sayılan kimi insanlar bile Milli Görüş hareketini değerlendirirken psikolojik nedenlerle yola çıkıyorlar. Yani, sosyolojik olayları bile dikkate almıyorlar.

Batı nın bir yakıştırması olan bir bakışla, İslam bilinçli duruşu "Fundamentalizm" Türkiye deki Müslümanları Akepe nin savruluşuyla etkisiz kılmaya çalışıyorlar. Bunu kendilerince bir ölçüde başardılar. En olmadık kesimleri aynı çatı altında topladılar. Cami cemaati, din adamları, sakalı göbeğinde kimi cemaat grupları bugün bu savruluşun içindedirler. Maalesef bu böyledir.

Bu, İslâmcılığın sonu mu hayır. Türkiye deki bilinç oluşumunun önüne konulmuş bir engeldir sadece. Hepsi bu. Bilincin yeniden şekillenmesi için büyük bir çaba gerekmekte. Milli Görüş siyasal düşünce hareketi bu anlamda oldukça önem kazanmaktadır.