*İSLÂM; “Hak” din, “doğru" yol, “âdil/ekmel” düzen, “güzel" ahlâk, “güzel” hayat tarzıdır.

*İSLÂM; “İlahi”, “hak”, “doğru”, “evrensel”, “tek” din, yol, düzen, hayat tarzı ve inanç, ahlâk, hukuk/siyaset yönleriyle birbiriyle uyumlu ve irtibatlı bir bütün olarak bölünme kabul etmiyor.

*Amacı da insanın dünyada ve ahirette güzel bir hayatla mutluluğudur.

*Hukuk; düzenin ve adaletin sağlanması, temel hakların, değerlerin ve özgürlüklerin korunması içindir.

*İnsan nasıl ki, ruh ve bedeniyle/bütün organları ve azalarıyla ahenkli bir bütün ise keza, devlet de bütün uyumlu organları/güçleriyle bir bütün ise DİN de hayatımızın her yönünü düzenleyen, her yönü birbiriyle irtibatlı ve uyumlu ekmel, bölünemez, bütün bir nizamdır. Ona, daha çok bütüncül bakmalı ve bir yönüne bakarken, diğer yönlerini de görmezden gelmemeliyiz.

Çünkü din/İslam, ekmel bir düzendir; bölünmeyi de, ekleme ve çıkarmayı da kabul etmez. Bir yönünü ret, bütününü, ret gibidir.

*AHLAK; dinden/İslam’dan bağımsız bir değer/kavram olmayıp, iman ve hukuk gibi, ekmel dinin kapsamı içinde ve imanla, hukukla/amellerle de doğrudan irtibatlıdır. İman, ahlak ve hukuk ölçülerinin ihlali de zulümdür. Aklı olmayanın dini/sorumluluğu yoktur. “Ahlak/edep de aklın dıştan görünümüdür.”

*Ahlakla inanç/iman birbiriyle doğrudan ilgili ve beraberdir;

*İman; doğru/ sahih, güçlü ise ahlak da onun gibidir. Ahlak da, iman, ilim ve hukuk da; birbirinden bağımsız olmayan/ayrılamaz, bölünemez din bütününün cüzleri değil midir? Özetle, mahiyetine, ismine uygun gerçekten “milli” bir eğitime/doğru, bütüncül bir dini/İslami öğretim ve eğitim, ertelenemez bir ihtiyaçtır. Bu da ancak hukukla/siyasetle mümkündür...” Bütün ilahi mesajların ortak amacı da, yeryüzünde adaletin sağlanmasıdır. Bu da ancak siyasi iktidar ile mümkündür.” (Hadid/25)

*Sorumluluk akıl iledir. Aklı olmayanın dini/sorumluluğu yoktur. Din aklı da, ahlakı da korur. Akıl da dini korur.

*İnsanların en akıllısı, en güzel ahlaklısı, en adili; örnek, rehber, önder, kâmil insan olarak genelde bütün, özelde de son peygamber (sav) olduğuna göre, “nebevi” eğitime muhtacız. Bunun için de, siyaset. Siyaset; gerçekte, şerefli bir meslektir, Peygamber mesleğidir. “Bütün peygamberler, Allah Teala’nın izniyle, kendilerine itaat edilsin, diye, gönderilmiştir.” (Nisa/64). Ve onlar, insanlara hizmet karşılığında, onlardan dünyalık beklenti içinde olmamış, ücretlerini Rabb’lerinden ummuşlardır. Bu nedenle, insanlara tahakkümle, zulmeden zalim yöneticiler/tağutlar, ilahi hükümleri yasaklarlar...

*Akıl, büyük bir nimet olarak, “vahye elçidir de.” (Ahmed er Rüfai Hz. ks). Aklın görevi, vahye uyumlu tercihleridir En akıllılarımız, peygamberlerdir. Peygamberler vahye uyumlu yaşayan en akıllı, en ahlaklı, en faydalı insanlardır.

*Ahlaki ve hukuki ilke, ölçü ve kurallar; insanın eğitimi, düzeni ve mutluluğu içindir. Bunun mümkün olması da, ilahi/vahiy kaynaklı olmasına bağlıdır.

*İçimizdeki/kişisel adalet ahlakla, dışımızdaki/toplumsal adalet ise hukukla sağlanabilir. Ahlaka aykırı, çelişik yasalar, benimsenmez. Ahlaka aykırılıklar, hukuka aykırılıkları/suçları çoğaltır.

*Haram/kirli kazançlar ile besmelesiz/materyalist eğitimin, medyanın/virüslü iletişim araçlarının aklımıza, ahlakımıza zararları nasıl önlenebilecek? Zihinlerimizi, kalplerimizi, aklımızı koruyacak, geliştirecek tedbirleri kim alacak?

*Allah Teala'nın tabiat/kevni düzenindeki bozulmaların sebebi, bizim, O'nun (cc) teşri düzenini/şeriat/yasa ve hükümlerini ihlal etmemizdir. (Enam/65, Şura/ 30, Rum/41, Nur/31)

““Önce ahlak" ilkesine/eğitimine hangi güç, kurum aracı ve yönlendirici olacak?” “Siyaset, değil mi? Hangi ahlak, kimin ahlakı?” sorularına siyaset kurumu cevap vermeyecek mi? Siyaset, hayat tarzımızı, düzenimizi kurmuyor mu? Ahlakı da, hukuk/siyaset düzenleyip korumuyor mu?

 *Önce ahlak ve maneviyat" ilkesiyle siyasete ihtiyaç yok mu? Bu ilkeyi benimsemeyen siyaset, bu ilkeyi nasıl, neden hayata geçirsin?

*Gerekli kurumsallaşmayı kim, nasıl yapacak? Siyasete/hukuka rağmen nasıl mümkün olabilir? Ahlakı, adaleti önceleyen siyasete muhtacız. Zaten, ahlak, adaletten bağımsız da değil. Ahlak da müeyyide/ceza manevi, hukukta ise maddidir. En iyi düzen; ahlakla hukukun uyumlu, tamamlayıcı olduğu İslami/adalet düzenidir. Hukuk; ahlakı, adaleti, düzeni kurar, korur. Hukuku da siyaset koyar.

*"İmanın başı, adalettir." (Ebu Ubeyde bin Cerrah r.a)

*Suçlar, ahlaksızlıklar, hastalıklar, doğal afetler, geçimsizlikler, didişmeler... giderek hızla çoğalıyor. “Nereye gidiyoruz?”