Tıp ve siyaset biliminin temeli Yunan kaynaklı eserlere dayandırılır ve Müslümanların bilimsel çalışmalara karşı ilgisiz kaldığı ileri sürülür. Oysa İslam ahlâk filozofları asırlar önce evreni, insanı, bilgiyi, sanatı, siyaseti, ekonomiyi ahlâk perspektifinden ele aldılar ve tüm insanlığın faydalanabileceği zengin bir miras bıraktılar. Fakat ne yazık ki siyasi ve ekonomik alanda otoritelerini kaybeden Müslümanlar bilimsel keşiflerin sadece Batı’da yapılabileceğine inandırıldılar ve Müslüman filozofların çalışmalarını perdenin arkasını ittiler. Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Müfit Selim Saruhan, İslam Filozofları ile Ruhsal Tıp adlı eseri ile hayatlarını bilime adayan bu şahsiyetlerin ve onların tarihin seyrini değiştirecek değerde olan eserlerinin üzerindeki perdeyi kaldırarak bizi kültürel mirasımızla tanıştırıyor.
Son yıllarda modern psikolojinin öncüleri, giderek artan ruhsal sorunları sağlatabilmek için insanı bütün yönleriyle ele alıyor ve ahlaki ilkeleri materyalist bir bakış açısı ile değerlendirip bu ilkelerin bireyleri ruhen güçlendirdiğini ifade ediyorlar. Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Müfit Selim Saruhan, İslam Filozofları ile Ruhsal Tıp adlı eserinde İslam ahlâk filozoflarının bu çalışmaları yüzyıllar önce yaptıklarını ve bu şahsiyetlerin ilim tasniflerinde tıbbi meselelere yer verip, ruh ve beden sağlığını korumanın formüllerini ortaya koyduklarını ifade ediyor. Müfit Selim Saruhan, İslam Filozofları ile Ruhsal Tıp adlı eserinde İslam filozoflarının kaynaklarını ve bu kişilerin birbirleri ile etkileşimlerini, bilimsel keşiflerini, ürettikleri kavramları akıcı bir dille aktarıyor ve okuyucuyu hem bilinçlendiriyor hem de öğrenme iştiyakı uyandırıyor. Kitabı okurken, değerli mücevherleri ihtiva eden bir okyanusa doğru daldığınızı hissediyorsunuz ve payınıza düşeni alıyorsunuz.
Prof. Dr. Müfit Selim Saruhan, eserinde İslam filozoflarının insanı ilgilendiren her konuya kafa yorduklarını ve hemen hepsinin tıpla ve ruhsal sağlıkla çok yakından ilgilendiklerini ve ruhsal tıpa et-Tıbburrahani, Tenzihil Ahlâk, Tıbbın Nüfus, Mudavatun Nüfus adlı eserlerde genişçe yer verdiklerini belirtiyor. Farklı isimlendirmeler taşıyan bu çalışmaların ruhsal sağaltım, manevi gelişim, nefsin terbiye edilmesi ve irade eğitimi noktasında birleştiklerini açıklıyor ve İslam filozoflarının bugün modern psikolojinin gündeminden düşmeyen mutluluk değerini “saadet” kavramı olarak ele aldıklarını ve saadeti ahlâkla ilişkilendirdiklerini açıklıyor.
İslam Filozofları ile Ruhsal Tıp adlı eser bizi tarihin tozlu sayfalarına hapsedilen değerlerimizle buluşturuyor. Eserde İslam düşünce tarihine yön veren şahsiyetler hayatlarıyla, eserleriyle ve medeniyetimize kattıkları ile ele alınıyor ve bilimsel keşiflerin temelinin asırlar önce atıldığına işaret ediliyor. Eserde nefis terbiyesini mantıkla ilişkilendiren ve değişim yerine ıslah kavramını kullanan İbn Hazm’ın, psikoloji ile tıbbı bir bütün olarak gören Ali b. Rabben et-Taberi’nin, insan ruhunun bedendeki yerini hükümdarın konumuna benzeten İsfahani’nin, ruhsal tıbbın kaynağının akıl, irade ve özgürlük olduğunu savunan Ebu Hayyan’ın, ruhsal sağaltımın erdemsizlikleri ortadan kaldırmakla mümkün olabileceğini ileri süren Gazali’nin, adalet aklının rehberliğinde hareket edip, aşırılıklardan uzak durmaktır diyen Ebu Bekir Razi’nin, insanı duygularını, zaaflarını ve korkularını sebep ve sonuçları ile birlikte ele alan ve ruhsal tıp konusunun ahlâkla özdeşleştiğini savunan İbn Miskeveyh’in, zıt kuvvetlerin mücadelesinde insanın orta yolu bulması gerektiğini savunan İbn Sina’nın, sabrı ve musibetlere karşı itidali korumayı güzel ahlâkın ve saadetin alametleri olarak gören Maverdi’nin, manevi bir hastalık olan israf ve cimriliğin tedavisi için pratik çözümler sunan Fahreddin Razi’nin, erdemsizliğin ancak zıttı olan erdemlerle iyileştirilebileceğini savunan Nasuriddin Tusi’nin ve sağlıklı bir toplumun inşası için emek harcamış pek çok şahsiyetin çalışmalarına yer veriliyor.
İslam Filozofları ile Ruhsal Tıp adlı eserde İslam filozoflarının, insanın içsel yapılanmasına ve davranışlarına yoğunlaştıkları ve haset, kıskançlık, israf, alay etme, korkaklık, kaygı, haz düşkünlüğü ve vesvese gibi durumların ruhsal dengeyi bozan sorunlar olduğu noktasında birleştikleri belirtiliyor. Eserde manevi hastalıkların mutasavvıfların da üzerinde titizlikle durdukları bir husus olduğuna yer veriliyor ve Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, İbn Arabi’nin, Âşık Paşa’nin, Hafız Şirazi’nin, Eşrefoğlu Rumi’nin ifrat ve tefritin yol açtığı zaaflar konusunda filozoflarla mutabık olduklarına işaret ediliyor.
Prof. Dr. Müfit Selim Saruhan, eserinde okuyucunun bilincini uyandırıyor ve onları perdenin arkasına itilmiş olan manevi dinamikleriyle, öz tarihiyle buluşturuyor. “Evreni bilgi değil eylemle koruyoruz” diyor ve harekete, dinamizme dikkat çekiyor.
Eser okuyucunun aklını, iradesini harekete geçiriyor ve tutsaklıklardan kurtulabilecek güce sahip olduğunu hatırlatıyor. Eserinin son bölümlerinde ahlâklı insan ile hür insan teriminin aynilik taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Müfit Selim Saruhan, Allah’a ulaşmamızı engelleyen unsurlardan uzaklaştığımız takdirde adaleti tesis edebileceğimizi ve gerçek hürriyete ulaşabileceğimizi belirtiyor. Varlık âlemini ayakta tutan adaletin Allah’ın insana ontolojik bir sorumluluk olarak yüklediğini ifade ediyor; inancın adaleti tevhittir, düşüncenin adaleti mantıktır, dilin adaleti dil bilgisidir, bedenin adaleti sağlıktır diyor.
Prof. Dr. Müfit Selim Saruhan tıp, siyaset, ekonomi ve varlık üzerine yoğunlaşan İslam felsefesinin, kişisel gelişimimizi sağlayacak ve dünyayı anlamlandıracak bilgi ve birikimleri de ihtiva ettiğini açıklıyor ve itidale, dengeye işaret ediyor. Duygularını tanıyan ve kontrol edebilen, ihtiyaçlarını doğru kanallardan ulaşabilen, sorunlara çözüm getirebilen, insanlarla saygı eksenli ilişkiler kurabilen, ifrat ve tefritten uzak duran bireylerin bu dengeyi inşa ettiklerini belirtiyor. Olgun insanın hüzne ve neşeye bilgece bakabileceğini açıklayan Müfit Saruhan, “Kendi içimizdeki evrene yönelirsek dışımızdaki evreni tanırız” diyor ve insanın içe bakışla olgunlaşabileceğini açıklıyor.
İslam Filozofları ile Ruhsal Tıp adlı eser bizi İslam medeniyetinin değerli birikimleri ile tanıştırıyor ve şuurumuzu uyandıracak nitelikteki değerlendirmelerle ufkumuzu açıyor. Bir solukta okuduğum kitabın her sayfası beni tarihin derinliklerine götürdü ve düşünmeye teşvik etti. Eseri bizlerle buluşturan değerli hocam Prof. Dr. Müfit Selim Saruhan’a teşekkür ederim.