KÜRESEL bir din olan İslam, böylesine büyük bir baskı

altına alınıyorsa bunun küresel bir proje olduğu hemen anlaşılmalıdır. Yani

atılan hamleler sadece İslam dünyasıyla sınırlı değildir. Nitekim Batı ve

Ortadoğu dan çıkıp Asya ya doğru ilerlediğimizde de kampanyanın ne kadar etkili

olduğunu gözlemleyebiliriz. Belki de daha fazla etkili olduğunu. Çünkü

özellikle Peşaver saldırıları ile Güney Asya çok önceden sözde İslami terörizme

karşı harekete geçirilmişti bile. Bu doğrultuda Pakistan dan Hindistan a ve Asya nın

en ücra köşelerinde bile kampanyanın etkilerini görebilmek çok zor değil. Bu da

daha önceden dile getirdiğimiz şekil değiştiren Medeniyetler Çatışması nın ilk

örneklerini önümüze çıkarıyor. Mevcut olan durumu Medeniyetlerin İslam la

Çatışması ya da İslam a Karşı Medeniyetler İttifakı olarak tanımlayabiliriz.

Charlie Hebdo sonrası ulus-devlet yapılanması üzerinden medeniyetsel

perspektifle yeniden doğan aktörlere, öncelikli olarak İslami terörizmi yok

etme hedefinde ikna edilmeye çalışılıyor. Bunda da başarılı olundu gibi. Peki,

ama tüm bunların gerçek sebebi ne olabilir

ABD nin Küresel Kumpası

Uzun vadede bahsettiğimiz bir kültürel çatışma

olabilecekse de, kısa vadede yaşananlar ABD nin yeniden küresel siyasete balans

ayarı yapmasıyla ilgili olabilir. Bugün gerçek manada böylesine küresel bir

kampanya kurgulayabilecek olan tek gücün ABD olmasının yanında, bunun sebepleri

farklı şekillerde masaya yatırılabilir. Özellikle 2010 yılı sonrasında farklı

bölgesel güçlerin ortaya çıkarak artık ABD nin küresel liderliğinin tartışmalı

olduğunu iddia etmeleri ve iyi-kötü kendi başlarına hareket etmeleri Amerikan

dış politikasının bir parçası olarak yorumlanmıştı. Ancak bu noktada bazen

iplerin elden kaçırıldığı ve öngörülemeyen olaylarla karşılaşıldığı da bir

gerçektir. Bu doğrultuda tüm bu gelişmelerin önemli bir oranı, ABD nin yeniden

küresel liderliğine ihtiyaç duyulduğunu göstermekle alakalı olabilir. Küresel

ötekini yola getirecek olanın da, dünyayı bu karmaşadan kurtaracak olanın da

ABD liderliğinde geliştirilecek yeni bir ittifak sistemi olduğu kabul edilirse,

bu sürecin kazananı ABD olacaktır. Obama nın Fransa daki yürüyüşe katılmaması

da bu doğrultuda okunmalı, önümüzdeki günlerde Asya turuyla tesis etmeye

çalışacağı yeni ilişkiler ağı da. Dolayısıyla yeni bir Soğuk Savaş a giriyoruz.

Bir tarafta ABD ve müttefikleri, diğer tarafta ötekileştirdiği soyut küresel

teröristler ağı ve müttefikleri.