Ekonomiyi yönlendirenler, tedbir üstüne tedbir alıp iyiden iyiye raydan çıkan ekonomiyi tekrar rayına oturtmaya çabalıyorlar.

         “Ek ödenek yok” diyorlar!

         “Yeni bina alımı yasak” diyorlar.

         “Seminer yapıyoruz ayağı ile lüks otellere kaynak aktarmak yok” diyorlar.

      “Mevcut araçları satmadan yenisini alamazsınız” diyorlar.

      Bu arada akıllarına “yerli oto TOGG” gelmiş olmalı ki “illa alacaksanız TOGG alın” gibi bir uyarıda bulunuyorlar.

      Yani ellerinden geldiğince kamunun “kemerini sıkmak” istiyorlar.

      Yıllardır har vurup harman savurmayı bir itibar meselesi olarak görenleri hizaya sokabilecekler mi bilemiyoruz!

      Ama öyle bir noktada bu tedbirleri açıklıyorlar ki!

      Öyle bir nokta yani iş işten geçtikten sonra kemer sıkmaya başlıyorlar!

      Allah-u âlem alınan bu önlemler de yetersiz kalacak!

      Ve yeni önlemleri devreye sokma ihtiyacı hasıl olacak.

      Belki mevcut binaların satışı istenecek!

      Binlerce odalı kamu binaları yerine yüzlerce odalılar(!) ile yetinilmesi istenecek.

      Ekonomiyi yönlendirenler kendilerinden örnek vererek boşaltmak zorunda kaldıkları bina yerine yeni bina almadıklarını, bir başka binadaki arkadaşlarının odalarını paylaştıklarını hatırlatıyorlar.

      Yani israfa karşı çıkmaya uğraşıyorlar.

      Sanırız yakında gereksiz yatırımlara karşı da savaş açılacak ve saray gibi binalar yerine daha mütevazı yapılar ile yetinilmesi istenecek!

      Evet, ekonomiyi yönlendirenler rayından çıkan ülke ekonomisini toparlamak için koşuşturuyorlar; umarız çok geç kalınmamıştır.

      Çeyrek asırdır sürdürülen bir israf politikasının bir çırpıda önüne geçmek elbette kolay değildir.

      Bu nedenle kısa vadede enflasyonda düşüş görüleceği yolundaki beyanlara hiç itibar etmiyoruz.

      Bu tür beyanları yıllardır tekrarlanıp duran beylik beyanlar olarak kabul ediyoruz.

      Ek ödenek yok! Yeni bina almak yasak! Seminer yapıyoruz ayağı ile lüks otellere kaynak aktarmak yok! Eskilerini satmadan yeni araç alınamayacak.

      Bakalım alınan bu önlemlerle ekonominin iki yakasını bir araya getirmek mümkün olacak mı?