Ülke ekonomisinin içinde bulunduğu vahim durum nedeniyle Merkez Bankası Başkanı zaten eleştiri oklarının hedefi halindeyken şimdi bir de babası ve annesi ile ilgili iddialara cevap yetiştirmek zorunda kalmış bulunuyor.
Ortaya öylesine iddialar atılıyor ki duyanların ağzı hayretten açık kalıyor!
Ortaya atılan iddialarda ağır suçlamalar bulunuyor.
Babası ile ilgili iddialar var.
Annesi ile ilgili iddialar var.
Ankara’daki sosyal tesislerle ilgili iddialar var.
İzmir’deki dinlenme tesisleri ile ilgili iddialar var.
Bunların hiçbirine inanmak istemiyoruz.
Olmaz böyle şey diyoruz.
Daha doğrusu olmamalı böyle şeyler diyoruz.
Bu tür söylentilerin Merkez Bankası Başkanı’nı çekemeyen kişiler tarafından ortaya kasıtlı olarak atılmış oldukları ihtimalini gözden uzak tutmuyoruz.
Evet, biz ortaya atılan iddialara inanmak istemiyoruz ama suçlamaların muhatabı Merkez Bankası Başkanı dışında iktidarın çıtının çıkmamasını da manidar buluyoruz.
Ne bir yalanlamaları var.
Ne yok böyle bir şey deniliyor.
Ne de iktidar kanadından “bu tür iftiraları atanlarla yargıda hesaplayacağız” diyen var.
Oysa suçlamalar ağır.
Ve ağır suçlamalar karşısında iktidarın derin sessizliği var.
Birileri iddialarında sınır tanımazken suçlamaların hedefindeki iktidarın sükûtu oldukça dikkat çekici!
Bu derin sessizlik devam ederse korkarız ki birçok insanın kafasında “sükût ikrardan gelir” düşüncesi ağır basacak.
Suçlamaların muhatabı olan iktidar kanadından insanların akıllarını karıştıran iddialarla ilgili bir açıklama yapılmaması oldukça dikkat çekiyor.
Bu sessizlik de Merkez Bankasının artık sadece Hafize Gaye Erkan tarafından değil de “ma aile” yani “ailecek” yönetildiği izlenimini güçlendiriyor.
Korkumuz işin sonunda ortaya atılan bütün bu iddiaların hepsinin doğru çıkması! Dileriz korktuğumuz başımıza gelmez.
Bu konuda iktidarın içine girdiği sessizliği endişe verici buluyoruz.
Bu sükût gözümüzü korkutuyor.
Suçlananlar sessiz kalırken suçlayanlar hız kesmiyor ve yeni iddialarla yeni gündemler oluşturuyorlar.