Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Allah, önce Âdem’i yarattı, sonra da ondan eşi Havva’yı yarattı. Zümer 6: “O sizin hepinizi, bir tek candan yaratmıştır ve ondan da eşini var etmiştir ve sizin için hayvanlardan dört türden koyun, keçi, sığır, deve sekiz çift ikram ve ihsan etmiştir. O, sizi analarınızın karınlarında, üç kat karanlık içinde peş peşe yaratılış safhalarından geçirerek yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, hükümranlık O’nundur, O’ndan başka hak ilah yoktur. Buna rağmen nasıl oluyor da, O'na kulluktan başka ilahlara çevriliyorsunuz.” Allah; Havva’yı, Âdem’e eş olarak yaratmıştır. Havva, Âdem için bir harstır. Yani insan neslinin devamını sağlayan anadır, tarladır. Araf 189: “Sizi bir nefisten (Âdem'den) yaratan ve bu nefisten de, gönlü kendisine meyledip rahat etsin diye zevcesini (Havva'yı) yaratan O’dur. Âdem, eşiyle münasebette bulununca, zevcesi hafif bir yük yüklendi (hâmile oldu). Bir müddet bu hafiflikle geçti. Nihayet gebeliği ağırlaşınca, her ikisi Rableri Allah’a; ‘eğer bize sağlıklı, dindar, ahlaklı, hayır hasenat sahibi, Müslüman salih bir evlat verirsen mutlaka şükredenlerden oluruz’ diye dua ettiler.” Kadının imtihanı eşi iledir. Ve kadın, erkek için hakikaten bir imtihandır. Bu hususta Rabbimiz şöyle buyurmaktadır. Teğabün 14 “Ey müminler; eş ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. Bunlar sizi Allah yolundan alıkor ve O’na itaat etmenize köstek olabilirler. Dolayısıyla onlara uymaktan sakının, dikkatli davranın ama hatalarını hoş görür kusurlarını görmez ve bağışlarsanız bilin ki muhakkak Allah tüm suçları örten ve kullarına acıyandır.” Bu ayetin tefsiri bağlamında Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne sebebi bırakmadım.” (Buhari, Müslim) Yine Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Dünya tatlı, göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah onu sizin kullanmanıza verecek ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyaya aldanmaktan sakının. Kadınlara kapılmaktan korunun. Çünkü İsrail Oğullarında ilk fitne kadınlar yüzünden çıkmıştır.” (Müslim)
Kadın erkek ilişkilerinde ve velayet konusunda İslam’ın koyduğu sınırlar ve ölçüler bellidir. Bu sınırlar korunmadığında Allah’ın razı olmadığı işler, toplumun başına gelir. Kadın konusunda Müslümanlar, radikal de, liberal de olamazlar. Burada takip edilecek yol orta yoldur. Bu yolun en mükemmel örneği, Peygamberimiz’in ve reşit halifelerin hüküm sürdüğü saadet asrı dönemidir. Buraya bakarak, kadın ve erkek için, toplumsal hayatta doğru ve yanlış olan şeyler görülebilir.
TESETTÜR
Tesettür; örtmek, gizlemek, saklamak anlamlarına gelen “setr” kökünden gelmektedir ve örtünmek gizlenmek, bir şeyle kapanmak demektir. Tesettür; kadın ve erkek Müslümanların ‘avret’ yerlerini örtmelerini ifade eder. Kur’an’da örtünmeyi emreden ayetlere ‘hicap’ ayetleri denir. Hicap; örten, gizleyen, saklayan, görülmeye engel olan şey demektir. Avret; İslam’a göre insanların örtmeleri ve dinen yabancı sayılan kimselere göstermemeleri gereken organlarına verilen addır. Erkeğin avret yeri diz kapağı ile göbek arasıdır. Kadının avret yeri ise ittifakla el, yüz ve ayaklar dışında bütün bedenidir. Müslüman bir kadın kocasına bütün bedenini gösterebilir. Evlenmesi yasak olan yakın akrabalarına saçını, boynunu, diz kapağına kadar ayaklarını, kolunu gösterebilir. Bütün yabancı erkeklere karşı eli, yüzü ve ayağı dışındaki bütün vücudunu örtmesi ve görünmez olması farzdır ve Allah’ın emridir. İslam, Allah’ın insanlar için seçtiği bir hayat düzenin ve saadet yolu, kurtuluş aracıdır. İslam’ın bütün emir ve yasakları fert ve toplum için zararlı değil faydalıdır. İnsanın fıtratı, temiz aile ve temiz nesilden yanadır. Temiz nesil için şuurlu anne kadınlara ihtiyaç vardır. Kadının bütün bedeninin yabancı erkeklere karşı avret olması, onun eşine ait bir emanet ve tarla olmasındandır. Bunun anlamı kadın eşine karşı görünür, yabancı erkeklere karşı görünmez olacak demektir. Kadının erkeğe benzemesi, erkeğin kadına benzemesi haramdır.
BAZI KAVRAMLAR
Kadınların toplumda daha görünür olması, eve hapsedilmiş kadın, erkek egemen toplum, kamu görevlerinde ve sosyal hayatta kadına pozitif ayrımcılık gibi kulağa hoş gelen bazı kavramlar üzerinden kadın, sorumlu olduğu eşlik ve annelik görevinden uzaklaştırılıyor. Kadın bu kavramlar ile yuvasından koparılarak, kocasının evinin yöneticiliğinden uzaklaştırılıyor ve böylelikle aile kurumu zayıflatılıyor, işlevsiz hale getiriliyor. Feminist yaklaşımlarla İslam’ın inşa ettiği aile düzeni tahrip ediliyor. Aile hayatında cinsellik çok kıymetli bir şeydir. Kadının aile içindeki temel görevlerinden birisi de kocasının ihtiyaçlarını karşılamaktır. Kadın, evinden koparılarak bu ihtiyacı karşılayamaz hale geliyor ve bu konu şiddetli geçimsizliklere neden oluyor ve boşanmalar artıyor. Kadın da örtüsüz, erkek de örtüsüz kalıyor.
KAFA KARIŞIKLIĞI
Kadın erkek ilişkilerinde, aile hayatı ile ilgili meselelerde Kur’an ve sünnette yer alan emir ve yasaklar, ahlak esasları, itaat ve sadakat, iffet ve namus gibi birçok konuda Müslümanların kafası karışık haldedir. Batılı düşünce adamlarının iddia ettiği, İslam’ın birçok hükmü, kadını ikinci sınıf insan yapıyor, toplumsal hayattan uzaklaştırıyor gibi ithamları karşısında, savunmaya geçen kimi Müslüman bilginler, ayetleri tevil, hadisleri de inkâr etme zavallılığına düşüyorlar. Hâlbuki ne ayetlerde ne de sahih hadislerde Müslümanların Batı’ya karşı yüzünü kızartacak bir hüküm bulunmamaktadır. Kur’an ve sünnette, kadın ve erkek ilişkilerinde, aile ve toplumsal hayatta kendilerine takdir edilen görevlerde ve hukukta insan fıtratına uygun düşmeyen bir tek husus yoktur. Müslüman âlimlerin görevi, Batılıların iddia ettikleri batıl fikirleri çürütmek, İslam’ın getirdiği esasları yüceltmektir. İslam’da kadın kocasına tabidir. Bunun savunulamayacak ne tarafı var. Selam hidayete tabi olanlara…