Çok partili hayata geçtiğimizden bu yana, Türkiye de "şahıs ve lider eksenli" bir siyaset takip edilmektedir. Halbuki, şahıslar fanidir, devamlı olan ise fikir ve kurumlardır. Bu yüzden "ilkeler merkezli" siyaset, hem daha tutarlı, hem de daha kalıcıdır. Birincisi, "kısır çekişme"yi beraberinde getirirken, ikincisi "plan ve programlar" üzerinde kafa yormayı esas almaktadır. Birincisinin zaman kaybettirmekten başka bir fonksiyonu yoktur. Bu yüzdendir ki, Türkiye uzun süredir, imkan ve gücü ile mütenasip açılım ve atılımları yapamamaktadır.

Türkiye, geçmişte Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit; Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller arasında yaşanan söz düellolarına şahitlik etmiştir. Bugün ise aynı çarpıklık Tayyip Erdoğan ile Deniz Baykal arasında yaşanmaktadır. Peki, dünyada örneği görülmeyen bu garip uygulamanın sebebi nedir dersiniz Bir siyasi partinin görevi, rakip partiye laf yetiştirmek midir Tepedeki bu arızalı yapı, halka da aynı şekilde yansımaktadır. Mahalle veya köydeki bir partili, rakip partiliye laf yetiştirmekle siyaset yaptığını sanmaktadır. Ancak, bütün bu uygulamalar, halkın hiçbir derdine ilaç olmadığı, problemlerini çözmeyip, aksine artırdığı için içten içten halkı rahatsız etmeye başladığı ve bu çarpık durumun sorgulanmaya alındığı görülüyor.

Hele, salı günleri yapılan siyasi partilerin Meclis grubu toplantıları Adeta, TV lere gün doğuyor. Burada yapılan atışmaları kare kare vererek hareketli bir tiyatro gösterisine dönüştürüyor ve haberi daha da ilgi çekici hale getiriyorlar. Halk, saatlerce Karagöz-Hacivat  benzeri bir söz düellosuna şahit oluyor. Çözüm üretmeyen söz konusu kısır çekişmeler gına getirdi diyebiliriz.

Sayın başbakan, öğrencilik yıllarındaki sunuculukları ve Millî Görüş partilerindeki gençlik kollarından başlamak üzere, bugüne kadar kazandığı hitabet yeteneği ile işi götürmek istiyor. Bir de buna AKP yi kurduktan sonra, AKP li yetkililerle birlikte aldıkları kişisel gelişim, motivasyon, vücut dilini etkili kullanma gibi eğitimler de eklenirse, Süleyman Demirel in 40 sene kuru laflarla ülkeyi idare ettiği gibi, sayın Erdoğan da hitabet gücüyle ülkeyi idare edeceğini sanıyor.

Ya Baykal!.. O da hitabetini iyi geliştirmiş... Olgun yaşta olmasına rağmen, gerilimli, kızgın ve yüksek ses tonuyla yaptığı konuşmalarda, rakibi karşısında olsa hemen kavgaya tutuşacakmış gibi bir görüntü sergiliyor. Kolay kolay çözüm önermiyor. Pekçok şeyi tekrar edip duruyor.

Sayın Baykal, Zülfü Livaneli nin şahitlik ettiğini söylediği ve "Erdoğan ı, Baykal başbakan yaptı" şeklinde özetlenen yazılarına hiç cevap vermiyor... Bu yüzden insan düşünmeden edemiyor: Yoksa, Erdoğan ve Baykal önceden anlaştıkları için mi bu tiyatroyu devam ettiriyorlar Sayın Baykal önce bu duruma bir açıklık getirmelidir.

Son 23 Nisan gününü hatırlıyorum. Meclis te özel bir birleşim yapılıyor. Kardeşlik havasının hakim olması gereken bir günde, yine aynı atışma Erdoğan ve Baykal arasında soğuk rüzgarlar esiyor. Kerhen tokalaşıyorlar. Halbuki, o günlerde arka arkaya  teröre kurbanlar verilmiş, 23 Nisan günü de üç şehidimizin cenaze töreni yapılmıştı. Halk, matem içindeydi. Böyle bir atmosferde iktidar ve anamuhalefet liderlerinin yaptıkları yakışık alıyor mu dersiniz

Siz o makamlarda kendinizi temsil etmiyorsunuz ki 70 milyonu temsil ediyosunuz. Yetkili mevkiden çekilin, dilediğinizi yapın, o ancak kendinizi bağlar. Ama,şimdi öyle mi Tüm Türkiye ye kötü örnek oluyor ve dünyadaki Türkiye imajına leke sürüyorsunuz. Buna hakkınız var mı Devlet yetkilileri arasında restleşme ve soğukluk olur mu Halk sizden bozuk plak gibi hep aynı şeyleri tekrar etmenizi değil, plan ve program ortaya koyup Türkiye nin yüzünü güldürmenizi bekliyor.

Bilin ki, halk huzur ve güven istiyor. Restleşme ve söz düellosu istemiyor. Yaptığınız halkımızı rahatsız ediyor, kaos ortamı oluşturuyor. Gerilimci tavrınız toplumun psikolojisini bozuyor, halkın ümitlerini kırıyor, cinnet ve felaket olaylarının artmasına yol açıyor.

Sayın Erdoğan ve Baykal!.. Rutin işleri, sanki ulaşılmaz başarılarmış gibi göstermeye çalışmayın. Türkiye ye özgü orijinal plan ve programlar ortaya  koyarak, ufuk ve vizyon sahibi bir lider olma yolunu deneyin!.. Plan ve programla öne geçmeye çalışın. Türkiye ye hizmette rekabet edin. İsteklerimiz çok şey olmasa gerek.