Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Yeryüzünde iki zihniyet vardır. 1. Hakkı üstün tutan Millî Görüş. 2. Kaba kuvveti, çoğunluğu, imtiyazı, çıkarı üstün tutan batıl zihniyet. Bir toplum; saadet toplumu olacaksa, hakkı üstün tutan zihniyete, Millî Görüş’e sahip olması gerekir. İşte o zaman; 1. Huzur-barış-güvenliğe, 2. İnsan hak ve hürriyetlerine, 3. Refaha, 4. Adalete, 5. Onur, izzet ve şerefe kavuşur. Bu beş şey olursa ancak, o toplum saadet toplumu olur.
MİLLÎ GÖRÜŞ DEMEK
Millî Görüş demek; özünde, içinde, zihninde şu üç özelliği barındırmak demektir. 1. Hakkı üstün tutacak; rantiyeciyi, kaba kuvveti, çoğunluğu, çıkar ve imtiyazı değil, hakkı üstün tutacak. Hakkın üstünde hiçbir güç tanımayacak, bilmeyecek... 2. Maneviyatçı olacak; elli küsur yıldır Millî Görüş; önce ahlak ve maneviyat diyor, maneviyatsız saadet olmaz. Ama toplum, bunun aksini yapa yapa bugünkü hale geldi. Fuhuş, uyuşturucu, kumar, kapkaççılık her türlü rezalet çocuklarımıza kadar indi. Böyle bir toplum, saadet bulup kalkınamaz... 3. Nefis terbiyesini esas alacak; nefse esareti değil. Bir insan nefsini terbiye etmezse diğer insanlara faydalı olamaz. Hz. Yusuf; “muhakkak nefis sürekli olarak kötülüğü emreder” diyor, nefsine güvenmiyor, onu temize çıkarmıyor. Bunu bir peygamber diyor. Eğer bir kimse illa ben başkan, başbakan, cumhurbaşkanı olacağım diyorsa, nefsini terbiye etmemiş demektir. Böyle bir kimse, Babil kulelerine imparator olsan ne yazar, millete beş kuruşluk da olsa, bir faydası olmadıktan sonra. Hayırlı bir iş yapmak istiyorsan önce nefsini terbiye edeceksin, kaba kuvveti değil hakkı üstün tutacaksın, ABD’yi ve İsrail’i değil. Yirmi üç yıllık AKP iktidarı ile millet, içine düştüğü bu rezil hale, Millî Görüş’e itibar etmediğinden düşmüştür. Millî Görüş gömleğini çıkarıp, işbirlikçilik gömleğini giyen AK Parti’nin peşine takıldığı için toplum, büyük bir manevi tahribat ve ekonomik yıkıma uğramıştır. Bu yıkımlardan kurtulmak için, hakkı üstün tutacak, maneviyatçı olacak, nefis terbiyesini esas alacaksın, Millî Görüş’e döneceksin. Başka çare yoktur.
MİLLÎ GÖRÜŞÇÜ
Bir insanın Millî Görüşçü olduğunu nasıl anlayacağız? Kimsenin alnında bu Millî Görüşçü diye yazmaz. Bir insanın Millî Görüşçü olup olmadığını anlamak için üç şeye bakmak gerekir. Eğer bir insan, özünde hakkı üstün tutuyorsa, maneviyatçı ise nefis terbiyesini esas alıyorsa, o insanın eylemlerinde Allah şu üç şeyi ortaya çıkarır. 1. Hidayet: Doğru ile yanlışı, faydalıyla zararlıyı, adaletle zulmü, güzelle çirkini, iyiyle kötüyü ayırt edip; güzelin, iyinin, faydalının, adil olanın, doğru olanın peşinde koşmak demektir. Önce bu ortaya çıkar. Bakarsan Millî Görüş’ün yaptığı hareketler hep doğru hareketlerdir. Elli küsur yıldır bu dava bizim başımızı yere eğecek bir hareket yaptı mı? Yapmadı. Çünkü Millî Görüş kadroları, Allah’ın hidayetiyle hareket etti. Sen hidayetle hareket edersen Allah şu ikinci özelliği yanına koyar. 2. Feraset: Hayırla şerri ayırt edip, hakkın peşinden koşmak demektir. Ancak feraset gelecekle ilgili bir şeydir. Sen şu anda bir iş hayır mıdır, şer midir bilemezsin. Eğer özünde hakkı üstün tutar, maneviyatçı olur, nefis terbiyesini esas alırsan, hidayete göre hareket edersen, Allah ferasetini verir. Bu ferasetle insan, bir iş insanı hayra mı, şerre mi götürür, anlar. 3. Dirayet: Doğru bildiğini, hayırlı olduğuna inandığını sonuna kadar, gittiği yere kadar savunmak demektir. Çünkü dirayet sahibi olmayan şehit olamaz. Zorluklara karşı direnemeyen kimse dirayetsizdir. Millî Görüşçü, şartlar ne olursa olsun mücadelesinden asla vazgeçmez. Kuvvet ve kudret sahibinin sadece Allah olduğunu bilmek ve buna göre hareket etmektir Millî Görüş. Millî Görüşçü olmak demek bunlara sahip olmak demektir.
ORTA YOL
Millî Görüş; orta yoldur. Ne aşırılık, ne ifrat ne de tefrit yolu değildir. Temeli sevgi, şefkat ve kardeşliktir. Gayesi bütün insanlığın saadetidir. Millî Görüş, bu milletin gerçek kimliğidir. Millî Görüş, içi başka, dışı başka bir hareket değildir. Millî Görüş, sözü ile özü bir olanların yoludur. Millî Görüş demek; 1. Yaşanabilir Bir Türkiye, 2. Yeniden Büyük Türkiye, 3. Yeni bir dünya kurmak için yola koyulmak demektir. Millî Görüş, bir muasır medeniyet projesidir.
SİYONİZM DEMEK
Siyonizm demek, kuvveti üstün tutan zihniyetin firavunu olmak demektir. Bu batılla mücadele etmek için ilk şart firavunlaşan Siyonizm’i tanımak gerekir. Üstün ırk inanışına sahiptirler. Bunun için “Biz Allah’ın asil kullarıyız, diğer insanlar bize köle olsunlar diye yaratılmış hayvanlardır ve biz dünyaya hâkim olacağız” dinini ürettiler. Buna göre Yahudiler İsrail’de toplanacak, Mescid-i Aksa yıkılacak, yerine Süleyman Mabedi yapılacak, Büyük İsrail kurulacak, bunları yaptığımız zaman Mesih gelecek, Davud’un tahtına oturacak ve dünya hâkimiyetimiz gerçekleşmiş olacak. Siyonizm; bu inanışın gerçekleşmesi için başlatılmış bir fesat hareketidir. 1897 yılında İsviçre’nin Basel kentinde 1. Siyonizm kongresini topladılar. Bu toplantıda; “1. Sultan Abdülhamid tahttan indirilecek, 2. Osmanlı Devleti’ni ortadan kaldırmak, 3. İlk 50 yıl içerisinde İsrail devletini kurmak, 4. 100 yıl sonra da yani 1997 yılında Büyük İsrail devleti kurulacak” kararlarını aldılar. Ancak 1997 yılında Türkiye’de iktidara Millî Görüş gelmiştir. Necmettin ERBAKAN Hocamız 100 yıl sonra Basel’de, aynı salonda yani 1997’de İslam birliği toplantısını yapmıştır. Bugün Gazze’de yaşanan soykırım, Siyonizm zihniyetinin kin ve nefretinin eseridir. Bu fesat hareketi; Millî Görüş’ün, D-8, D-60, D-160 hedefinin hayata geçirildiği gün, ortanda kalkar. Selam hidayete tabi olanlara.