Altı yolun kavşağında bir cami ve bir kahvehane vardı.

Her gün ikindi namazı sonrası kahvehaneye gelirim.

Kahveci benden çok memnun.

Birazdan düz lise, imam-hatip, sanat, ticaret lisesi

öğrencilerden bir grup gelecekler ve ben onlara sohbet edip dağılacağız.

Çay paraları benden. Çünkü ben, imamım, maaşım var.

Çok dindar bir arkadaşımız çayların sayısını ve toplam

parayı hesaplıyor ve şişko garsonun hep yüksek hesap çıkarmasını engelliyor.

Okullar bitti. Üniversitelere gittiler.

Çok önemli yerlerde ülkeye ve dinimize çok güzel

hizmetlerde bulundular.

Milletvekili, bakan, dekan, genel müdür, sanatçı, İşadamı

basın mensubu... oldular.

Onlardan biri İstanbul da üniversiteye devam etti.

Üniversite yıllarında iş bulduğu yerin sahibine de

intisap etti.

Bir gün yanıma geldiğinde hem bir şirkette iş bulduğunu

hem de şirketin sahibi şıha bağlandığını söyledi.

Oğlum, şıhlıkla şirket birlikte doğru dürüst yürümez.

İşine iyi sarıl, şıhın verdiği dersleri toplu halde

yaparken gözlerinin ikisini birden yumma.

Birini yum, diğerini açık bırak dedim.

Aradan yıllar geçti şıh birçok insanın batmasına sebep

oldu.

Çalışanların emekli tazminatlarını dahi vermez oldu.

Emekli olma zamanı gelen bu değerli arkadaşım bir gün

yanıma geldiğinde orada bulunan ve benim arkadaşlarımdan olana anlatıyor:

Şıhın şirketine girdiğimde hocam Bir güzünü açık tut

demişti. Yıllar geçti, şıhın zikir halkasına kadar yükseldim. Şirket

ortaklarının kârları da anaparaları da ödenmemeye başladı. Benden daha iler

makamlarda olan bir arkadaşım emekli oldu. Tazminatı ödenmedi. Onunki

ödenmediğine göre benimki haydi haydi ödenmezdi. Ben, müdüre gittim ve

bugünlerde biraz daha fazla çalışmamız gerekir, evde de iş yapayım ama mesai

parası almayayım dedim ve severek kabul etti. Ben de evde iş yapacak aletleri

eve taşıdım. Sekiz saat işyerinde çalıştıktan sonra evde de çalışıyor işleri

teslim ediyordum. Bu arada emekliliğimi istedim. İlk emekli aylığımı aldım ve

helallaşarak işten ayrıldım. Üç aylık mesai parasını onlar teklif etmediler ben

de istemedim. Gönüllü iş yapmıştım. Emekli olduktan sonra bir kaç ay geçince

evdeki aletleri getirmem istendi. Ben de onlara Tazminatı aldığım gün geri

getiririm dedim. Aletlerin fiyatı alacağım tazminat kadar olduğu için ısrar

etmediler. Gözün birinin açık kalmasının faydasını gördüm dedi.

Şimdi ise iki gözünü de kapattı. Allah rahmet eylesin.

İyi ve vefalı bir dosttu.

Gerçek şeyhlerden Allah razı olsun.

Bu anlatılanı gerçek şeyh kabul etmediğim için Şıh   kelimesiyle ifade ettim.