Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimiz’e, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Bir kimseyi ideal insan yapan tek gerçek, İslam’dır. Yolu İslam ile bütünleşmeyen bir insan ya inkârcıdır, ya müşrik, ya münafık veya facir ve fasıktır. Yolu İslam’la bütünleşmeyen bir kimse, mademki gayesi İslam düzeni değildir, adı Müslüman bir kimse de olsa hak nazarında, Erbakan Hocamızın tabiriyle; beş para etmez. Erbakan Hocamız, ideal insanla ilgili şunları söyler; “Yeryüzünün en ideal insanları, en aydın en ilerici insanları şüphesiz Müslümanlardır. Müslüman olmak zaten bu dünyadaki en büyük ayrıcalıktır. İster batı, ister doğu, yani ister kapitalizm İster komünizm; hangi sistem olursa olsun artık ahir ömürlerini yaşamaktadırlar. Bizim meşhur misalimizle her yerde söylediğimiz gibi ne yaparsa yapsınlar; hangi oyunları oynarlarsa oynasınlar hepsi yok olup gideceklerdir. Ve Allah nurunu, onlar istese de istemese de tamamlayacaklardır. Ben kesinlikle inanıyorum ki; önümüzdeki yıllarda bütün dünyada en gür seda hakkın ve hakka inananların olacaktır.” Allah, hakka inanları da batıla inananları da sebepler ile imtihan etmektedir. Bir topluluğu, diğer topluluk karşısında üstün getirecek sebeplere, hangi topluluk daha fazla sarılırsa, Allah, onu diğerine galip getirir. Demek istediğimiz şudur ki; bir ordu disiplini ile davasına kilitlenen ve bütün sebeplere sarılan, hazırlıklarında kusur sahibi olmayan taraf, ordu disiplininden uzak, sebeplere sarılmak konusunda gevşeklik gösteren, mensupları arasında olması gereken kardeşlik bağları zayıf, güruh olmaktan öte geçmeyen tarafa her zaman üstün gelir. Erbakan Hocamız; teşkilat eğitimlerinde her defasında bu gerçeğe parmak basmış, Millî Görüşçüleri her bakımdan kenetlenmeye, birbirinin derdiyle ilgilenen, ortak olan bir topluluk olmaya çağırmıştır. Biz kendi içimizde böyle bir topluluk olmadan, başkalarının derdine nasıl çare olabiliriz ki! Birbirlerinin derdine ilgisiz bir topluluk, İslam’ın emrettiği bir topluluk olmaktan çok uzak olmaz mı? 

EVRENSELLİK

İslam, evrensel bir dindir. Erbakan Hocamız şöyle der: “Bugün İslam’ın evrenselliğini ve herkes için saadet nizamı olduğunu, hemen hemen bilmeyen kalmamış gibidir. Bizlerin yapması gereken, yalanla ve çirkinlikle uğraşmak değil, doğru ve güzel olanla uğraşmaktır. İslam, en yücedir ve ondan yüce hiçbir şey yoktur. Bu geçek, peygamber hadisiyle ve Allah’ın kitabıyla sabittir. Bunda tartışma olmaz. Bu tür iddia ve ithamlarda bulunanları ben iki kısma ayırıyorum. Biri, kendilerine İslami tebliğin ulaşmadığı İnsanlar, diğeri ise İslam’ın
yüceliğini bildikleri halde ona dil uzatan ve onu bilerek gericilikle eş gören kalpleri mühürlü insanlar.” Topluma ne anlatacağız? Diye sorular soruluyor ve arkasından İslam’ın şekline ve ruhuna uygun düşmeyen mülahazalar ile bir şeyler ifade ediliyor. Ancak Allah bizden, insanları Allah’ın yoluna davet etmemizi istiyor ve bunun metodunu da ifade ediyor. Biz insanları tevhide çağırmaya, tevhit dini İslam’a davet etmeye mecburuz. Bu mücerret bir çağrı değil, müşahhas bir çağrıdır. Fert ve toplumları tevhide çağırmak; hakkı üstün tutan, nefis terbiyesini esas alan, maneviyaçılığı benimseyen bir zihniyete çağırmaktır. Fert ve toplumlara İslam’a çağırmaksa, barışa, huzura ve kardeşliğe, temel insan haklarına ve hürriyete, adalete, refaha, onur, izzet ve şerefe yanı Adil Düzen’e davet etmektir. İslam’ın tesettür, namaz, emanetleri ehline vermek gibi temel hükümlerini gevşeterek, fert ve toplumların daha kolay bir şekilde İslam’a koşacağına inanmak, kendimizi kandırmaktan başka bir şey ifade etmez. Zulmün her türlüsünü yasaklayan Allah, kendi rızasından çok, insanların rızasını gözeterek, yol almaya çalışanları, kendi halleriyle baş başa bırakır. Erbakan Hocamızın şu sözü, bizim için de geçerlidir; “Yanlışın en tehlikelisi, doğruya en yakın olan yanlıştır. Çünkü doğruyla karıştırılması ve insanların daha kolay aldatılması ihtimali taşımaktadır.” Allah’ın rızasına uygun düşmeyen tercihlerle, Allah’ın rızasına nail olunamaz. Erbakan Hocamızın; “Malıyla canıyla cihat eden bir Müslüman olarak anılmak isterim” niyazına candan âmin diyebilenlerden olmayı Rabbimden niyaz ederim. İslam, bütün insanlık için tek kurtuluş yoludur. Bu yol için olan gayret, saadettir.

DOST VE DÜŞMAN

Rabbimiz Allah Teâlâ; “İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın…” buyuruyor. Günümüzde bu iki düşman, ABD yönetimi ile Siyonist İsrail’dir. ABD Başkanı Trump ile katil İsrail’in başbakanı Netanyahu’nun Müslümanlara karşı sergiledikleri alaycı ve düşmanca tavır, bu düşmanlığın en net delilidir. Gel de sen Erbakan Hocamızın; “domuzdan post, gâvurdan dost olmaz” sözünü yabana at! Müminlerin velisi müminlerdir. Rabbimiz buyuruyor: “Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler, Allah ve Resulü’ne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir…” Biz, bu ayette zikredildiği gibi birbirimizin velisi olmazsak, yine bu ayette ifade edildiği gibi Allah’ın rahmet edeceği kimselerden olamayız. Münafıkların velisi münafıklardır. Rabbimiz buyuruyor: “Münafık erkeklerle münafık kadınlar birbirlerindendirler. Kötülüğü emreder, iyilikten sakındırırlar ve cimrilik ederler. Onlar Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar fasıktırlar.” İnkârcıdan, müşrikten, münafıktan, facir ve fasıktan mümine veli olmaz. Sözün başında ifade ettiğimiz gibi veliliğe layık olan ideal insan, İslam’a din ve düzen olarak teslim olmuş kimsedir. Şuurlu bir Müslüman, dava kardeşi için “arkadaş savar” olamaz. Meselelerine ilgisiz kalarak, onu “bir ateş çukurunun içine” itemez. Hocamızdan ibretlik bir söz de şudur: “Doğru çizmek ve uygun neticelere erişmek için, hem cetvelin hem de çizen elin düzgün olması şarttır.” Selam hidayete tabi olanlara…