Bu haftaki yazımızı başka bir konuda yazmayı düşünürken, yazıyı yazma aşamasında geçirdiğim bir rahatsızlık nedeni ile yaşadığım insanlık dışı bir olayı anlatarak konuyu bu noktayı nazardan ele almak durumunda kaldık. Saat 12.08’de TRT Erzurum Radyosu’nda Engelsiz Hayat Programının canlı yayınına telefonla bağlanmış, engellilerle ilgili aktüaliteyi anlatırken kalbime bir ağrı saplandı. Kalbimin üzerine elimi bastırıp ovuşturarak konuşmamı bitirdim. Kas ağrılarıdır geçer diyerek biraz uğraştık.

Geçmeyince bu esnada Ahmet Emiroğlu hemen yakınımızda bulunan özel bir hastaneye gidelim dedi ve gittik. Elim kalbim üzerinde ağrılar halen devam ediyor. Durumu hastane görevlilerine ilettik. Oda acilde doktorumuz yok, kardiyolog yok. Dâhiliye doktorunun da yemek paydosunda olduğunu ve zaten yemek saati dedi. Evet, doğru saat 12.30’du ama hasta kalp rahatsızlığı ile gelmişti. Bu kadar kayıtsız kalınabilir miydi? Ama ne yazık ki yaşadığımız gerçek bu. İnsana insan değeri verme zihni anlayışı maalesef yok oldu. Bizim inancımızda insan eşrefi mahlûkattır. Yanı yaratılanların en üstünüdür. Maalesef manevi ve ahlaki değerlerimizi kaybettiğimizden insanlık anlayışımızda yok oldu. Şimdi diyeceksiniz ki bu özel durum, neden anlattınız bunu? Anlattım çünkü ibreti âlem olmak için durup düşünmek ders çıkarmak adına şu anlattıklarıma karşı lütfen dikkatle takip edin.

Daha geçtiğimiz hafta kendisi de görme engelli olan Hülya isminde Türk asıllı Alman vatandaşı, rehber köpeği Anton’un ölümünü hüzünlü ve ağlamaklı olarak telefonda bana şöyle anlattı. Anton benim odamda yatıyordu PAT diye bir sesle uyandım. Anton can havliyle benim yatağımın dibine düşmüştü. Hemen kucağıma aldım hasta olduğunu biliyordum. Gece yarısı saat 01.30’du. Doktorunu aradım. Doktor bana hemen getir muayenehanemi açıyorum dedi. Biz gidene kadar doktor gerekli hazırlıkları yapmıştı. Anton’u muayene etti. Ultrasona aldı ve kan tahlili yaptı. Gereken bütün tetkikleri yaptıktan sonra maalesef gerekli cerrahi müdahaleyi yapamayız. Çünkü sonuç vermez. Ve orada Anton kucağımda uyudu ve vefat etti diyerek acısını benimle böyle paylaştı.

İşte Hülya’nın söylediklerini aynen aktardım. Köpeğe köpek dahi demiyor, adıyla hitap ediyor. Öldü demiyor vefat etti ifadesini kullanıyor. Şimdi bu ibret alınacak bir sahne değil mi? Bir yerde köpeği insan yerine koyan, gece yarısı muayenehanesini açan, iyileştirmek için elinden gelen gayreti gösteren anlayış, bir yerde de insanı hiçe sayan duygusuz ve hissiyatsız despot bir anlayış. Peki, ama neden biz bu duruma geldik. Tarihin derinliğine gitmeyelim, son 15 yıldır bu ülkenin İnsanlarını nasıl bu hale getirdiniz. Yaptığınız hastanelerle övünüyorsunuz ama içerisinde doktor yok. Devletin yapması gereken birçok hizmetleri özelleştirdiniz ama işi gerçek sahibine vermediniz. Para kazanma hırsı ile vahşileştirdiniz, dünyevileştirdiniz. İnançtan ihlâstan, samimiyetten, insanlık hassasiyetlerden uzaklaştırdınız.

Bunu yanlış politikalarla, yanlış eğitim sistemi ile iktidar olma uğruna, Batı hayranlığını gençlere aşıladınız. Allah’ın dediklerini değil, AB’nin dediklerini kanunlaştırıp icraata koydunuz. Ülke olarak başımıza gelen belaların, musibetlerin ana sebebi budur. Bugün benim özel hastanede karşılaştığım durumda bu ve apaçık bir örneğidir. Allah bu durumda en kısa zamanda ülkemizi ve milletimizi kurtarsın. Vesselam…