Soru: Hicret ne demektir, nasıl olmuştur Önemini izah eder misiniz

Cevap: Bismillahirrahmanirrahim

4 Kasım 2013 Pazartesi günü, 1 Muharrem 1435 olup hicrî yılbaşıdır. Bu yeni hicri yılımızın; şahsımıza, aile efradımıza, memleketimize-milletimize, insanlık ve İslam alemine hayırlar getirmesini yaratan, yaşatan, rızıklandıran ve ölçü koyucudan temenni ve niyaz eder hicretimiz kutlu ve mübarek olsun.

Hicret: Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz ve ashabının; dine hizmet etmek ve İslâm devletini kurmak üzere ALLAH Teâlâ’nın izni ile Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye göç etmeleridir.

Medine-i Münevvere’ye göç eden müslümanlara muhacir, Resûl-i Ekrem (S.A.V.) efendimize ve muhacirlere yardım eden Medineli müslümanlara da ensar adı verilmiştir.

Hicret; İslâm davasının hedefe giden yolunda bir dönüm noktasıdır. Hicret; İslam toplumunun teşkilatlanması, bir güç haline gelmesi ve çevresine kendini kabul ettirmesi sürecinin ilk adımı olmuştur.

Hicret; her vesile ile birlik, beraberlik ve dayanışmayı vurgulayan İslam’ın hayat bulmasına yol açan önemli bir olaydır. Hicret; imanın maddi güç karşısında kazandığı zaferin simgesidir. Hicret, ALLAH rızası için; anadan, babadan, yardan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan, evlattan vazgeçişin, ibretli ve meşakkatli kıssasıdır.

Hicret sadece düşmanla sınanmak değil, dostu sınamaktır da. Gözü dönmüş yeminli katillerin saldıracağı yatağa kimin yatacağını sınamaktır. “Bin canımı vermeye hazırım, yeter ki onun ayağına tek diken batmasın” diyenlerin sadakatini sınamaktır. “Canım, anam, babam sana feda olsun ya ResûlALLAH!” sözlerini sınamaktır.

Hicret, yapılan zulüm ve işkencelerden, kötü şartlardan kaçış değil; İslam’ın hükümlerini yaşatacak ve yaşayacak yeni şartların ve mekânların aranışıdır. Hicrette bedenen rahata kavuşmak gayesi asla güdülmemiştir. Çünkü din hizmeti; sıkıntı, eziyet ve imtihan meydanlarında cereyan ediyor. Gerektiğinde aile efradın, memleket ve yurdun, makam ve maaşın feda edilebilmesini istiyor.

Hicret; Hak’kın batıla galip gelmesi ve islamı tümüyle yaşamanın azmidir. Hicret; tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin, gerektiğinde mallardan ve canlardan feragat etmenin sembolüdür. Hicret; Ensar ve Muhacirinin sergiledikleri dostluk ve kardeşliğin, milli birlik ve bütünlüğün en güzel timsalidir. Hicret; ilk müslümanların inançları uğruna gösterdikleri fedakârlığın doruk noktasıdır.

Hicret; her şeylerini ALLAH için, göz kırpmadan terk eden Mekke-i Mükerreme’li Muhacirler ile onları bağırlarına basan, muhtaç oldukları halde onları kendilerine tercih eden Medineli Müslümanların, Ensarın destanıdır. Bu destanda fedakârlık, kardeşlik, ahde vefa, birlik ve beraberlik, değerlerin paylaşımı, özgürlük aşkı, adalet, saygı ve hoşgörü temel konulardır.

Hicret Etsem Beni de Alır mısın Medine

Ey!. Münevver Medîne, Ey!. Gönüller beldesi,

Ey!. Devri cehâletin, mahkûmiyet beldesi.

Çınlıyor göklerinde, her an Muhammed sesi.

Gör ki, yine ehli şirk, zulmediyor bu dîne,

hicret etsem beni de, alır mısın MEDÎNE ..

Susadım şefkatine, yine gönlümde serâb,

Sustu rahlede bülbül, bahçede güller harâb,

Taşıyor sokaklardan, yine zillet ve şarâb;

Gör ki, nice âlemler, nifak soktu bu dîne,

hicret etsem beni de, alır mısın MEDÎNE ..

Adâletin kendi yok, dillerde kaldı adı;

Yeryüzü bir toz duman, kim suçludur, kim kadı!.

Doğruyu ALLAH için, söyleyen kul kalmadı,

Hep, “İRTİC” diyorlar, buralarda bu dîne,

hicret etsem beni de, alır mısın MEDÎNE ..