Sizden öncekiler 40 yıl aynı teraneyi tekrarladılar.
Siz de on iki yıldır kafa ütülediniz:
Avrupa Birliği de Avrupa Birliği...
50 küsur yıldır sizin yüzünüzden boynumuz hep büküldü. Ne
tavizler vermediniz, ne kılıklara girmediniz ki...
Kıbrıs ta geçmiş mücadeleyi karalarcasına onursuz bir
sayfa. Evet-hayır cambazlığı yaptınız, masaya koyduğunuz tüm tavizler gitti.
Devamını istediler, yine istediler, ver, ver, ver! Ama alınanlar hanesi kocaman
bir sıfır. Kaç defa itiraf ettiniz, Kıbrıs konusunda BM, ABD ve Avrupa bizi
aldattı diye... Hala KKTC ni tanıyacaklar diye bekliyorsunuz.
Bekleyin bakalım!
Avrupa sevdanız yüzünden İslam düşmanı NATO ya boyun
büküp, gerdan kıvırıp İslam ülkelerinde Müslüman katliamına ortaklık ettiniz.
Dökülen kanlar her tarafınıza bulaştı. Halen bu garabete devam etmektesiniz.
Bakın Türkiye de biz iktidar olduk, biz sizin
medeniyetinize hayranız, sizinle hareket edeceğiz, biz de artık sizdeniz diye
gözlerine girmek için İslam düşmanı papa heykelleri altında teslimiyet
belgeleri imzaladınız. Bu bizim en büyük utançlarımızdan biri olarak tarihe
geçti. Silmek ve yok saymak ne mümkün
Bizi artık kendilerinden olarak kabul ettiler diye bayram
bile ilan ettiniz. Gündüz gözüyle havai fişekli, anlı, şanlı bayram...
Medeniyetimizi domuz, şarap, zina, eşcinsellik medeniyeti
seviyesine indirebilmek için kanunlarımızı hallaç pamuğu gibi attınız.
Ömürleri İslam düşmanlığı için fırıldak çevirmekle geçmiş
bulunan ikiyüzlü Haçlı liderleri ile al takke ver külah, aile mahremiyeti
seviyesinde dostluklar kurdunuz.
Medeniyetler arası, dinler arası, kültürler arası,
eşbaşkanlıklar almayı büyük onur kabul ettiniz. Geçmişteki Haçlı vahşetlerini
medeniyet alışverişi gibi göstermeye kalktınız. Bu uğurda daha nice naneler
koklanıldı. Her defasında tamam bu son, artık bizi kendilerinden kabul ederler
diye umuyordunuz. Ama gördünüz ki özlediğiniz vuslat hep başka bahara, başka
kışa erteleniyor..
D-8 in önünü tıkadınız. Avrupa Bakanlığı bile kurup
egemenlik bağışlamaya amade hale geldiniz yine yaranamadınız!
Ama o da ne
Üç beş bin kişilik -sizin deyiminizle- aktivist ile
gezi olaylarında ülke yangın yerine çevrilmek istenmiş, kapısında nöbette
durmakta olduğunuz Avrupa çevreleri devletimize ve sizin şahsınıza ateş
edercesine acaip garaip kararlar almaya başlamışlar. Tamamen Haçlılık gaye ve
karakteri ile...
Bir sabah baktık ki, Avrupa hakkında yüz seksen derece
çark ettiniz. Hadlerini bildirdiniz. Kararlarını yüzlerine çarparak iade
ettiniz. Sizi tanımayanı siz hiç tanımadığınızı söylediniz. Bunların düşman
olduğunu anladığınızı ifade ettiniz. Sözlerini de şahıslarını da alıp alıp yere
çaldınız! Ne yalan söyleyeyim, heyecanlandık. Alkışladık. Tamam artık
düzelirler, Avrupa konusunda on iki yıldır kırdıkları onurumuzu bundan böyle
tamir ederler diye düşünmeye başladık.
İki gün geçti geçmedi ki, sizden aynı teraneler gelmeye
başladı:
Avrupa yolumuzu kimse engelleyemez! Ey Alman ey Merkel,
Avrupa Birliği ne girişimizi engellersin ha!
Gelirsek oraya şöyle yaparız, böyle yaparız! Bizim kim
olduğumuzu öğrenmek için Fransa ya bak Sarkozi ye bak!
Zaten şaşkındık, şimdi iyice kafalarımız karıştı:
Size göre Avrupa Birliği nedir, karar verin
İdeal bir medeniyet mi
Hıristiyan birliği mi
Egemenliğimizi teslim edebileceğimiz emin bir kuruluş mu
Haçlı ruhunun hayata geçirilmesi için kurulmuş bir birlik
mi
Faiz lobisini kalkan olarak kullanan düşmanlar topluluğu
mu
Burnumuzu yere sürtmeye çalışan zalimler birliği mi
Yeni anladığımız düşmanlar topluluğu mu
Karar verin artık!
Hergün başımızı bir o yana bir bu yana çevirmekten
boynumuz yalama oldu!
Onurumuz yerlere serildi!
Yeter artık bir karar verin!
Allah rızası için bir karar verin!
AVRUPA SEVDASI
Bize uymaz domuzu, kilisesi,
Sömür, öldür dür en etkili sesi!
Yetti Avrupa sevdanız, durdurun,
Bu çiğnenen milli onurdur, durun!