Başlık, aslında ‘Hele şu -Üstün cesaret ödülü- meselesini bir netleştirelim’ olmalıydı ancak uzun başlıklardan pek hoşlanmam. Varsın ilk cümlemiz bu olsun.

Bu arada vaktiniz varsa yazıyı sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim. Çünkü enteresan bilgiler var.

...

Efendim! Malum memlekette zaman zaman temcit pilavı misali ısıtılıp ısıtılıp milletin gündemine taşınır şu –Üstün cesaret ödülü- meselesi.

İsterseniz önce bir hatırlayalım!

Mevzubahis ödül, Başbakanlığı döneminde R. Tayyip Erdoğan’a Yahudiler tarafından verilmişti. O dönem kamuoyunda büyük tepkilere neden olmuştu. Efendim, bu ödül dünyada şimdiye kadar 10 Yahudiye verilmiş. Peki neden ilk defa bir Müslümana veriliyor. Acaba... ile başlayan cümleler...

Sosyal medyada da sık sık karşımıza çıkıp durur ve çoğunlukla da tartışma programlarında gündem olur.

Genellikle şu iki türlü açıklama ya da iddia ile karşılaşırız.

Birincisi, kamuoyunda oluşan tepkileri bertaraf etmek adına Başbakan olduğu dönemde R. Tayyip Erdoğan’ın söz konusu bu ödülü iade ettiği (!) şeklindeydi. Yalnız bu iddia pek tatmin edici olmayacak ki kamuoyunu da pek ikna etmedi gibi...

Diğeri ise son zamanların popüler savunmalarından biri olan Cumhurbaşkanlığı iletişim Başkanlığı’nın beyanatıydı.

Beyanat şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yahudi Üstün Cesaret Madalyası aldı." iddiası manipülasyon içermektedir.

Yıllardır dolaşımda olan ve İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarıyla tekrar gündeme gelen iddiaya dayanak gösterilen görüntülerle ilgili açıkça manipülasyon yapılmaktadır.

İftira ve İnkârla Mücadele Birliği (Anti-Defamation League - ADL) tarafından verilen “Umursama Cesaret Ödülü”, Holokost (Yahudi Soykırımı) sırasında Yahudiler’in kurtarıcılarını onurlandırmak için verilen bir ödüldür.

Dolayısıyla 2005 yılında bu ödülün takdimi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsına değil, Holokost sürecinde (1933-1945) bazı Yahudiler’i soykırımdan kurtaran Türk diplomatlar adına yapılmıştır.

2014 yılında da tartışmaya konu olan görüntülerle ilgili Türk basınına konuşan ADL yetkilileri, "Biz bu takdir plaketini Başbakana teslim ettik; ama bu plaket aslında bugün hayatta olmayan Türk diplomatların anısına verildi." açıklamasında bulunmuştur.

Ödüle 2011 yılında, 2. Dünya Savaşı sırasında asker olan Polonyalı diplomat Jan Karski'nin adı verilmiştir.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı/Dezenformasyonla Mücadele Merkezi. 31 Ekim 2023 AA

...

Peki işin aslı ne?

Doğrusu kamuoyu da ve kanımca İletişim Başkanlığı da bu konuda eksik bilgiye sahipler. Doğrusu şahsım olarak ben de ilk defa öğrenmiş oldum ki meğer aslında 2 ayrı ödül varmış. Bunlardan ilki Cesaret Ödülü diğeri ise Üstün Cesaret Ödülü.

Cesaret Ödülü (Courage Award): Amerikan Yahudi Kongresi (AJC) tarafından 29 Ocak 2004 tarihinde New York'ta verilmiş. (Bu ödül, 2014 yılında Gazze'deki olaylar sonrası kuruluş tarafından geri istenmiş ve Türk yetkililerce iade edilmiş.)

Kamuoyunun bildiği asıl ödül bu ödül. Yani Dünyada sadece 11 kişiye verilen ödül. Ödülü veren AJC, 100 yıl önce Theodore Herzl’in kurduğu ‘Dünya Yahudi Kongresi’nin Amerika’daki türeviymiş. (Taha Kıvanç/Yeni Şafak Gazetesi/05 Şubat 2004/Köşe yazısı)

AJC, daha sonra ödülü geri istemiş. Sebebi ise: Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın, Temmuz/2014’de Gazze’ye saldırıp, 2000 Filistinliyi katleden İsrail’e, ‘Terör Devleti’ demesiymiş... Bu lafa çok içerlemiş olacaklar ki ödülü geri istemişler. Bizimkiler de iade etmişler. İyi de etmişler.

...

Acaba bu ödül neden verildi? İnsan tabii düşünmeden edemiyor?

Bunun için ödül öncesi tutum ve davranışları biraz araştırmak gerekiyor.

Ödül, 29 Ocak 2004’de New York’ta verilmişti. Bu tarihin takribi 10 ay öncesinde Mart/2003’de Irak’ı işgale kalkan Amerika’ya Türk hava sahasını kullanma izni verilmişti. Dahası müdahale öncesinde Amerikan savaş araç gereç ve mühimmatları Türkiye üzerinden Irak’a geçirilmişti. Tabi bunların BOP kapsamında yapıldığını daha sonra öğrenecektik. BOP’un ise aslında Büyük İsrail Projesi olduğunu da... O zamandan-günümüze kadar İslâm coğrafyasında yaşananlar için destek sözünün de ta o zamandan verilmiş olduğunu tahmin etmek çok zor olmazsa gerek...

Ödülün hemen ertesi günü Tayyip Erdoğan, Harvard Üniversitesi’ndeki konuşmasında da şu cümleleri kurmuştu: “Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’ta başarılı olmasını samimiyetle arzu etmektedir. Çok yönlü destek de olmaktadır.” ... “İsrail Devleti’nin yaşama hakkını kimsenin tehdit etmesine Türkiye razı olmayacaktır.”

...

Gelelim ikinci ödüle, yani Üstün Cesaret Ödülü’ne... Bu ödül, 1987 yılından beri ‘Yahudileri kurtarmak için kendi hayatını tehlikeye atanlara’ veriliyormuş. Ödülün ismi, önceleri Üstün Cesaret Ödülü iken 2011’de Jan Karski Üstün Cesaret Ödülü olarak değiştirilmiş. Polonyalı bir diplomat ve direnişçi olan Jan Karski, II. Dünya Savaşı sırasında Yahudi katliamını dünyaya ilk defa duyuran isimlerden biriymiş.

Türkiye Başbakanı R. Tayyip Erdoğan’a verilen bu ödül, yine Amerika’da faaliyetlerini sürdüren ve bir Yahudi örgütü olan ADL (İftira ve İnkârla Mücadele Birliği) tarafından 10 Haziran 2005’te New Yok’ta takdim edilmiş. Ödülün aslında II. Dünya savaşı sırsında Türk diplomatların Yahudileri kurtarma çabaları anısına takdim edildiğini, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın açıklamasından öğrenmiştik.

Peki kimdi bu diplomatlar? Şimdi ona bakalım:

Selahattin Ülkümen, asker, siyasetçi ve diplomat. 1944 Rodos Başkonsolosu, II. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından sürgüne gönderilmek istenen 50’ye yakın Yahudi’yi Türk pasaportu düzenleyerek kurtarmış. 1987’de bu ödülü ilk alanlardan biriymiş. Ayrıca 1989’da da İsrail kendisine ‘Uluslararası Dürüstler’ madalyası vermiş. Haziran/2003’te İstanbul’da vefat etmiş.

Behiç Erkin, Paris Büyükelçisi, II. Dünya Savaşı sırasında Fransa’da binlerce Yahudiye Türk pasaportu vererek toplama kamplarına gönderilmelerini önlemiş. Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşı ve I. Dünya Savaşı’ndaki başarılarından dolayı Atatürk ile birlikte Almanya’nın en önemli nişanı olan 1. Dereceden Demir Haç Madalyası ile onurlandırılmışlar. Kasım/1961’de İstanbul’da vefat etmiş.

Necdet Kent, 1941-44 Marsilya Muavin konsolosu, Fransa’da yaşayan yüzlerce Yahudiye Türk pasaportu vererek toplama kamplarına gönderilmekten kurtarmış. Eylül/2002’de İstanbul’da vefat etmiş.

Namık Kemal Yolga, Paris büyükelçisi, II. Dünya Savaşı sırasında çok sayıda yahudiye Türk pasaportu vererek Nazi toplama kampına gönderilmesini önlemiş. 1998’de Musevi 500. Yıl Vakfı tarafından onurlandırılmış ve Ayrıca İsrail tarafından kendisine özel bir madalya verilmiş. Aralık/2001’de vefat etmiş.

Öte yandan Selahattin Ülkümen, Necdet Kent ve Namık Kemal Yolga’ya 2001 yılında İsmail Cem’in Dışişleri Bakanı olduğu dönemde, Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından ‘Üstün Hizmet Madalyası’ verilmiş.

Şimdi bu isimler, gerek Türkiye ve gerekse İsrail tarafından yeteri kadar zaten onurlandırılmışlar. Yetmedi ölümlerinden üç beş sene sonra 10 Haziran 2005’te onlar adına Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına Yahudi Abraham Foksman tarafından ‘Üstün Cesaret Ödülü’ verilmiş.

“Abraham Foksman kim?” derseniz...

Şu ödül veren ADL yani İftira ve İnkârla Mücadele Birliği’nin (ADL)’nin Başkanı. Mayıs/2026’da New York’ta ölmüş. ADL, 1913’te kurulmuş, Yahudiler, Türk diplomatlar tarafından 1941-44 yılları arası II. Dünya savaşı sırasında kurtarılmış. Abraham Foksman, ADL’nin 1987-2015 yıllarında görevde bulunmuş 5. Başkanı. 1987’den 2005’e Türkiye’de R. Tayyip Erdoğan dâhil 9 başbakan görevde bulunmuş. Anlaşılan önceki başbakanlar zamanında bu ‘Üstün Cesaret Ödülü’nü vermek Abraham Foksman’ın aklına gelmemiş.

Daha ne desek ki acaba

Merhum Abdurrahim Karakoç demiş ya: “Biz ne bilek begim, böyükler bilir.”