Saddam ın dramı, Batı âleminin oynadığı oyunun, sadece bir sahnesi.
Yaşadığımız olaylara geniş bir perspektiften bakarsak manzarayı daha net olarak görebiliriz.
Birinci Dünya Savaşı ndan önce, Osmanlı İmparatorluğu nu yıktılar.
Sonra, Ortadoğu daki İslâm ülkelerini küçük küçük parçacıklara bölerek İslâm coğrafyasını cetvelle çizdikleri hudutlarla sıkıştırdılar.
Bu yaptıkları onları tatmin etmedi, içerisinde bulunduğumuz şu dönemde Büyük Ortadoğu Projesi aldatmacasıyla, 30 İslâm ülkesini daha da küçük parçalara ayırmaya karar verdiler.ABD yetkililerinin, bütün İslâm ülkelerinin siyasî haritasının değiştirileceğine dair beyanları hâlâ geçerliliğini koruyor.
Bütün bu operasyonlar da hainane emellerinin gerçekleşmesine kafi gelmemiş olmalı ki, şu günlerde İslâm ülkelerini ırk ve mezhep kavgaları çıkartarak hem birbirine kırdırmaya ve hem de kendileri yaptıkları katliamlarla imha etmeye çalışıyorlar.
Bilindiği gibi İslâm toplumları belli başlı iki grupta toplanıyor. Sünniler ve Şiîler.Bu iki ana unsuru fitne çıkartarak birbirine düşman ettikleri taktirde, İslâm ülkelerinin, değil devletçikler halinde aşiretler veya köy ve mahalleler halinde bile birbiriyle, birlikte yaşayamayacaklarını hesaba katarak bu hileye başvurdular.
Gözüken odur ki, şu karşı karşıya bulunduğumuz haçlı savaşı, daha önceleri tarihlerde gördüğümüz ve okuduğumuz haçlı savaşlarının en can yakıcı ve en tehlikeli olanıdır.
Şüphesiz ki, Müslüman oldukları halde bu fitneye alet olanlar, bu fitneyi tetikleyenler, bu ateşi daha da alevlendirenler, kör haçlı taassubuyla İslâm ın hayatına kastedenlerden çok daha büyük bir vebal içerisindedirler ve çok daha büyük bir günah işliyorlar.
Zira münafıkların şerri, küfürde olanlardan daha şiddetlidir.
Çünkü, bilindiği gibi gerek komünist ve gerekse kapitalist emperyalistlerin, bayatlamış metodları; Muhammed Teraâkileri, Babrak Karmalları, Necibullahları ya da Saddamları, Karzaileri, Allavileri, Talabanileri, Barzanileri âlet ederek, onları geçici bir müddet için kullanarak, emellerine nail olmaktır.
Emellerine nail olduktan sonra dahi onları, tıpkı Saddam a yaptıkları gibi suçlayarak kendilerini temize çıkarmak ve cezaların en ağırını maşa olarak kullandıkları kimselere vermektir.
Evet bütün İslâm âlemi, şimdiye kadar görülmemiş büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır. Susmamalıyız. Çünkü susarsak sıra bize de gelecektir. Irak ı cehenneme çeviren bu yangın bizi de içine alacaktır.
Daha önce de söyledim ve yazdım. Henüz fırsat elden kaçmamıştır.Çünkü Türkiye dünya politik dengeleri bakımından kilit ülkedir. Biz millet ve devlet olarak ağırlığımızı barıştan yana koyarsak, savaş taraftarlarına manevra alanı kalmayacaktır.
Amerika, Irak a vurmadan önce, Türkiye hayır deseydi, ağırlığını barış terazisinin kefesine koymuş olsaydı, dünya bu hale gelmeyecekti. Fransa, Almanya, Rusya, Çin ve diğer barış isteyen ülkeler bizimle birleşerek bu patlamaya engel olacaktı.
Meselâ yıpranmış bir koalisyon hükümetinin başbakanı olmasına rağmen Ecevit, ABD nin Irak a vurmasına hayır dediği için, ABDharekete geçememişti.
Ayrıca, 1 Mart tezkeresi bir oyla reddedildiği için bile ABD nin tebdili şaşmış, aylarca savaşı başlatması gecikmiş ve bunun neticesi olarak hızı kesilmiş, içinden çıkılmaz bir bataklığa saplanmıştı.
Bu sebepten, dünya kamuoyu ve bilhassa ABD seçmeninin çoğunluğunun istikameti ve kanaati değişmiş, Bush ve partisinin iktidardan düşmesi gibi çok elverişli bir ortam oluşmuştu.
Bu sebeplere binaen Türkiye nin hâlâ Busn yanlısı bir politika izlemekte ısrar etmesi yanlıştır. Türkiye nin hâlâ BOP a taraftar gözükmesi yanlıştır. Sayın Başbakanın hâlâ Büyük Ortadoğu Projesi nin EŞBAŞKANLIĞINI deruhte etmekteki ısrarı yanlıştır.
Tekrar ediyoruz, Bush ve ekibinin hezimete uğramış olması gerek Türkiye ve gerekse dünya sulhunun kurtarılması için bulunmaz bir fırsattır. Üstelik milletimizin büyük çoğunluğu da ifade etmeye çalıştığımız gibi düşünmektedir.
Dünya dengeleri değişmeden fırsatların değerlendirilmesi ve coğrafyamızın en hayatî bölgesinde başlatılmış olan bu yangının söndürülmesi kaçınılmaz bir zaruret haline gelmiştir.
Yeni yılın başında Türkiye yeni bir sayfa açmalı, milletimizi sevindirmelidir.