Bismillâhirrahmânirrahîm;

İSLÂM dünyasında “davetçi” Müslümanlardan biri de Mısırlı Hasan El-Benna’dır. 1906’da doğdu.  İyi bir din eğitimi aldı. Bir süre İsmailiyye’de Arapça hocalığı yaptı. 1928’de İhvan-ı Müslimîn hareketini başlattı. İngiltere’nin İslâm dünyasına yönelik sömürüsüne başkaldırdı. İktidarlar ondan rahatsız oldu. 1949’da şehit edildi. Fakat başlattığı hareket bütün Mısır’a yayıldı. Diğer İslâm ülkelerini de etkiledi.

     Hasan el-Benna, fikirlerini sistematik bir temel üzerine kurdu. Kutsal öğretiyi yaygınlaştırmak adına teşkilâtlandı. Dava sahibinin çalışma esaslarını belirledi. MGV Yayınları onun, “Davamızın İlkeleri” adlı eserini yayınladı. Hasan el-Benna bu eserini, “Davalarının yüceliğine, fikirlerinin kutsiyetine inanan Müslüman Kardeşler’in mücahitlerine” armağan etti.

     Bu esasların, “Hayatımızda uygulanacak öğretiler olduğunu” söyleyerek, dava adamının uyması gereken ilkeleri 10 maddede sıraladı:

      1. Anlayış: “İslâm, hayatın bütün yönlerine müdahil ve bütün alanları kuşatan bir sistemin adıdır” diyen el-Benna, “Üzerimize vazife olmayan meselelere dalmak, bize yasaklanan gereksiz yük kabilinden işlerdir” prensibi ile çalıştı. Dava sahiplerinin kendi görevlerine bakmalarını; davalarını temsilde kusur etmemelerini öğütledi.

   Hasan el-Benna İslâm’ın aklı özgürleştirdiğini ve istikamet verdiğini anlatarak şöyle der: “Aklı, kâinata ibret nazarıyla bakmaya teşvik eder. İlmin, ilim adamlarının kıymetini yüceltir. Doğru ve faydalı olan her şeyi hoş karşılar. Hikmet mü’minin yitik malıdır. Onu nerede bulsa elde etmek yönüyle en hak sahibi odur.”

DAVET CİHATLA YAŞAR

     2. İHLÂS: Allah yolunda yapılan çalışmaların mayasıdır. Dava uğrunda yapılan fedakârlıklarda dünya menfaati gözetilmez. İhlâs, eserde, “Müslüman’ın ameli ve cihadının sadece, ama sadece Allah’ın rızasını talep etmek” olarak anlatılır. Böyle insanlar için, “İnanç ve fikir savaşçısı” ifadesi kullanılır.

     3. Amel: Hak davanın temsilcileri, sözünün eridir. İnandığı gibi yaşar. Konuşup, gereğini yapmama hastalığına tutulmaz. El-Benna ameli, “iman ve ihlâsın meyvesi” olarak tanımlar. Ona göre dava sahibi, “Önce kendini ıslah etmelidir.” Muvaffak olmanın ilk şartı budur.

     4. Cihat: Allah’a giden yolun önündeki engelleri kaldırmaktır. Cihadın amacı, Allah’ın kullarına duyulan sevgi ve şefkattir. Zulüm ve haksızlıkları ortadan kaldırmayı amaçlar. Hasan el-Benna bu konuda, “Hiçbir davet, cihat olmadan yaşamını devam ettiremez. Daimi sloganımız, Yolumuz cihattır” der.

     5. Fedakârlık: Başarının itici gücüdür. Zafer, ciddi bir çaba harcamadan kazanılmaz. Ter izi, toz izine karışmadan sonuca ulaşılmaz. Eserde fedakârlık, “Gayemiz uğrunda nefsimizi, hayatımızı, her şeyimizi kurban etmektir” ifadesiyle anlatılarak sınırları belirlenir: “Allah yolunda ölmek en yüce emelimizdir.”

     6. Zorluk ve kolaylıkta itaat: Büyük bir davanın yürütülmesi için plan ve disiplin şarttır. Bu da verilen emre itaatle sağlanır. “Ne kadar itaat, o kadar zafer” sözü tarihçe de doğrulanmıştır. El-Benna itaati, “Emri hemencecik yerine getirmek” şeklinde tanımlar.

ADANMIŞ İNSAN

     7. Sebat: İşlerin hayırlısı az da olsa “devamlı” yapılanıdır. Her zaman, ısrar edenler, vazgeçmeyenler, hedefe kilitlenenler, saatlerini zafere ayarlayanlar kazanır. El-Benna sebatı; “Müslüman kardeşlerin gayesi uğrunda mücahit olarak kalmayı sürdürmesi” olarak açıklar.

    8. Adanmışlık: Bunun ideal örneğini kurban olayında, Hz. İbrahim (A.S.) ve oğlu İsmail’de görüyoruz. “Davamızın İlkeleri” kitabında konu, “Fikir ve dava uğrunda diğer şahıs ve doktrinlerden sıyrılmak” şeklinde açıklanarak şu gerekçe ortaya konur: “Senin fikriyatın, fikirlerin en bütünü ve zirvesidir.”

    9. Kardeşlik: Kardeşliğin zirvesini Medine’ye hicrette, Ensar ve Muhacirler arasında görüyoruz. Ensar, Mekke’den hicret eden Muhacirlere gönülleri, çorbaları, ekmekleri ve mallarına ortak ettiler. El-Benna dava kardeşliğini, “Ruhların ve kalplerin inanç bağıyla ayrılmaz bağlılığı” olarak anlatır.

     10. Güven: Sağlam bir teşkilât, lider ve mensupları arasında kurulan sarsılmaz bir güvene dayanır. El-Benna, güveni davanın hedefine ulaşmasında “her şey” olarak benimseyerek şöyle der: “Davet erinin nefsinde liderine sevgi, saygı ve takdir hissi uyandıracak derin bir itimat duygusu taşımasıdır.”

     Davanın İlkeleri kitabının sonunda sadakat sahibi Müslümanların bazı görevleri hatırlatılır:

    Her gün Kur’an okumalı, manası üzerinde tefekkür etmelisin.

    Sağlığını korumalı, israftan kaçınmalısın.

    Doğru sözlü olmalı, temizliğe dikkat etmelisin.

     Büyük görevleri omuzlayabilecek bir cesaret sahibi olmalısın.

    Vakur olmalı, ciddi işlerle meşgul olmalısın.

     Şuur sahibi olmalı, adaletten ayrılmamalısın. İnce ruhlu ve affedici olmalısın.

     Malının bir kısmı ile davete ortak olmalısın!