Pierre Clastres Devlete Karşı Toplum adlı kitabında Avrupalı antropologları eleştirir ve Kopernik’in yaptığı gibi cesaretimizi toplayıp bakış açımızın merkezini değiştirmeliyiz der. Bilindiği üzere Avrupalı bilim adamları yapılan tüm araştırmalarda merkeze daima kendilerini koyar ve kendi kültürlerini referans gösterirler. Mesela Avrupalı gençler üzerinde yapılan bir araştırmadan bahseder ve burada alınan sonuçları farklı kültürel dokuya sahip birey ve toplumlara adeta dayatır, doğru olan budur derler… Eğitim içerikli çalışmalarda bunun örneklerine pek sık rastlarsınız. Batılı birkaç bilim adamı kendi kültürel yapılarını merkeze alarak bir grup insan üzerinde araştırma yapmıştır ve kendi bakış açılarına uygun bir tanımlamada bulunmuş ve bunun evrensel bir veri olarak bütün toplumlara sunmuşlardır. Peki deneklerin kültürel yapıları diğerleriyle ne kadar uyumludur? Olayı değerlendirirken referans gösterilen Batı değerlerinin diğer toplumlarda herhangi bir karşılığı var mıdır? İşte Pierre Clastres Batı’nın bu yaklaşımına eleştiri getirir ve Kopernik’i örnek gösterir. Peki, ne yapmıştı Kopernik? Biliyorsunuz çağın bağnazlarını yani kilise kesimini karşısına alarak dünya hem kendi yörüngesinde hem de güneşin etrafında döner demişti. Bunun bedelini ödemeye razı olmuş ve farklı bir bakış açısı getirmişti.

Pierre klasik antropologların arkaik toplumları iki kriterle tanımladığından bahseder. Birincisi, bu toplumlarda yazı yoktur,  ikincisi ise bu toplumlar geçim ekonomisi ile yaşamaktadırlar.  Satmak ya da biriktirmek için değil. Pierre Batılı antropologların yerli kabilelerin okuma yazma bilmedikleri ve sırf hayatta kalabilmek için çalıştıklarına yönelik değerlendirmelerine de karşı çıkar ve kendilerini medeniyetin merkezi olarak gören toplumlarda da birçok insanın okuma bilmediğine ve binlerce insanın sadece hayatta kalabilecek kadar kazanabildiklerine vurgu yapar ve bu kriterlerin gerçeği yansıtmadığını açıklar. Pierre Batılı antropologların yerli kabilelerde siyasi bir örgütlenmenin olmadığına yönelik değerlendirmelerinin ise gerçeği yansıtmadığını aksine bu toplumlarda doğal bir hiyerarşinin oluştuğunu ve bu şekilde sosyal bir uyumun gerçekleştiğini belirtir.

Bilindiği üzere Hz. Peygamber üç kişi bir arada bulunduğunuzda aranızdan birini başkan seçin buyurmuş, böylece fertlerin daha düzenli ve daha uyumlu yaşayabileceklerine işaret etmiştir. Resulullah toplumsal alanda istişareye önem vermiş ve fertlerin yaşamlarını düzenli bir örgü içinde sürdürmeleri için tavsiyelerde bulunmuştur. Burada doğal olarak gelişen siyasi yapılanma bir otorite yapılanması şeklinde değil fertlerin haklarının korunması ve adil bir rol dağılımının yapılması için gerekli görülmüştür.