Seçimlerden AKPnin oylarını artırarak çıkmış olmasına çeşitli yorumlar getirmek mümkündür. Kimileri AKPnin oylarını artırmasını AB yandaşlarının zaferi olarak yorumlayabildiği gibi kimileri yapılanların halk tarafından tasvibi şeklinde değerlendirebilmektedir. Şahsen AKPnin oylarını artırmasını bu memlekette AB yandaşlarının hızla arttığı şeklinde yorumlamak gerçeği yansıtmaz. Bu yorumu yapanlar söylediklerine gerçekten inanıyorlarsa vakit geçirilmeden Ekimde Anayasa için yapılacak referandum ile birlikte AB konusu da millete sorulabilir.

Bize göre AKPnin oylarını böylesine artırmasının esas sebebi milletimizin siyasete siyaset dışı güçlerin müdahelesi ve bazı kurumlarda kullanılarak halk iradesinin rafa kaldırılmasına yönelik çalışmalar ve eylemlere tepkisidir. Bu anlamda 27 Nisandaki Genelkurmay bildirisi AKPnin oylarının artmasında en önemli rolü oynamıştır. İkinci olarak da CHPnin 350 milletvekiline rağmen yanına Erkan Mumcu ve Ağarı da alarak Meclisi kilitleyip arkasından da Anayasa Mahkemesine giderek bize göre zorlama bir yorum ile Cumhurbaşkanını seçmek için Meclis toplantı yeter sayısının 367 olarak belirlenmesi ile birlikte Meclisin Cumhurbaşkanını seçemez duruma düşürülmesine de seçmen tepki göstermiştir. Diyebiliriz ki seçmen demokratik yoldan demokrasi dışı zorlamalara dur demiştir. Bu zorlamalar durur durmaz orasını bilemeyiz ama, halkın ortaya koyduğu irade budur. Kaldı ki, halkımızın bu tepkisinin örnekleri geçmişte de vardır. Demokrat Partinin CHPyi eze eze  iktidara gelişi, 12 Eylül darbecilerinin dayatmasına karşı seçmenin Özalı desteklemesi bunun örnekleridir.

Doğrudan ya da dolaylı müdahaleler karşısında halkın fiili bir tepki ortaya koymuyor olması kimseyi yanıltmamalıdır. Halk tepkisini sandığa saklamakta, orda verdiği oy ile tavrını ortaya koymaktadır.

Bu bakımdan AKPlilerin aldıkları oy oranına bakarak halkın kendilerini çok başarılı bulduğu için bu sonucu elde ettiklerini sanmamaları gerekir. Böyle sanarak havaya girerlerse aynı halk bir dahaki seçimde bir anda sıfırlayıverir. Elbette bu seçim sonuçlarını başta CHP ve laikçi çevrelerde çok iyi yorumlamak durumundadırlar. Seçim sonuçları göstermiştir ki onların ileri sürdükleri gibi bu ülkede rejim tehlikesi yok, toplum bu söylemi reddediyor. Bunun aksini iddia etmek topluma karşı savaş açmak anlamına geliyor. Bir diğer ifade ile toplum bir takım kişi ve kurumların topluma karşı rejimi korumak gibi bir iddiaya sarılmasını tasvip etmiyor ve "Gerektiğinde rejimi ben korurum. Siz kendi işinize bakın" demiştir. Bu seçimlerin bir diğer sonucu ise "ulusalcılık"  adı altında "darbe çığırtkanlığı" yapanları seçmen elinin tersi ile bir kenara itivermiştir.

Netice itibariyle diyebiliriz ki, bu seçimlerde millet "Yanlış yapanı ben zamanı geldiğinde tasfiye ederim. Benim yetkimi elimden almaya kalkışırsanız sizi de tasfiye ederim " demek istemiştir. Hatta açıkça söylemiştir.

Meseleye bu açıdan baktığımızda bundan 4 ay öncesine gidecek olursak AKPnin hızlı bir yıpranmaya girdiğini ve oy kaybettiğini görüyorduk. Ne var ki, CHPnin ve laikçilerin dayatmaları, "Halkın oyu bizi ilgilendirmez. Bizim istediğimiz olur" anlamına gelen eylem v e söylemleri ile birlikte AKP mağdur gibi görünmeye başlanmıştır. O andan itibaren AKPnin yapması gerektiği halde yapmadıkları artık seçmen tarafından "yaptırılmıyor" olarak algılanmaya başlanmıştır. Bu da seçimlerde AKPnin işine yaramış, oylarını artırmıştır. Özellikle bazı derin güçlerin CHP-MHPkoalisyonu istekleri ve bu yönde kamuoyu oluşturma çaba ve dayatmaları da yine seçmen tarafından tasvip görmemiştir.. Hatta diyebiliriz ki, sol oyların bir kısmı MHPye kaymıştır.

Elbette seçimlerden önce  yaşanan sıkıntılar bugün için de söz konusudur. Ancak, yeni seçilmiş Milletvekillerinin yeni bir seçimi göze almaları zor olacaktır.