Önce bu konuya niçin girdiğimi izah edeyim. Biliyorsunuz, bugünlerin en güncel meselesi AKP nin kapatılma davası.

Bu yapay krizin aşılması için çâreler aranıyor. Çözüm olarak, bir kanun çıkartılarak, açılan dâvânın düşürülmesi öneriliyor.

Bu öneriye karşı çıkanlar bu çözüm etik (ahlâkî) bir çözüm değildir. Çünkü, özel olarak AKP nin kurtarılmasını hedef alıyor, eğer kapatma davası açılmadan önce AKP, ilgili kanunları değiştirmiş olsaydı, bir sakınca olmazdı, AKP fırsatı kaçırmıştır diyorlar.

Bu görüşü savunanlar arasında, hukûki konularda makalelerini zevkle okuduğumuz sayın Sami Selçuk Beyefendi dahi var.

Bize göre bu konuyu tek yönlü değil, bütün ayrıntılarıyla ele almak lâzım. Sadece bu aşamada kanun çıkarma etik olmaz deyip, kestirip atmamak icab eder.

1- Evvelemirde parti kapatma dâvâsı SİYASİ BİR DÂVÂDIR. Siz hem yargı organına bir siyasi partinin, idamı neticesini doğuracak olan, önemli bir görev vereceksiniz, hem de, savcı ve yargıç olarak işe el koymuş hukukçuların, sâdece, siyâsetten tecrit edilmiş, kanuni metinleriyle meşgûl olup neticeye varması gerektiğini ileri süreceksiniz. Bu fikir asla isabetli olmaz.

2- Gerek böyle bir siyasi davayı açan savcı ve gerekse dâvâya bakacak hakimlerin, makine adamlar gibi hareket etmesi istenemez.

Başsavcılık makamınca,

Böyle davranıldığı için, açılan dâvâ yurt ve dünya genelinde son derece yadırganmıştır. Türkiye nin içerisinde bulunduğu hâyâti ve kritik faktörlerin getireceği zararlar, tehlikeli neticeler hesaba katılmamıştır.

Meselâ, dünyamızda herkesin korku ve heyecanla beklediği küresel bir ekonomik tsunami mevcuttur. Bu tehlikenin dalgaları ülkemizde de ekonomik dengeleri altüst etmeye başlamıştır.

Diğer taraftan ülkemizi bölmeye yönelik, çevremizde olağanüstü yakın tehdidler yaşanmaktadır. Sırf vatanımızın bütünlüğünü ortadan kaldırmak için, güneydoğumuzda bir ikinci İsrail devleti kurdurulmuştur. Bu sebepten, ordumuz sürekli olarak teyakkuz ve hareket halindedir. Bu ve buna benzer problemler karşısında milletimiz endişe içindedir.

Hal böyle iken, mevcut hükümetin, mahkeme kararıyla düşürülmesi Cumhurbaşkanının bile cezalandırılmasını hedef alan bir siyasi dava ile karşı karşıyayız.

İşler gittikçe içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir.

3- Görülüyor ki, iç ve dış şartlar gül ve gülistanlık değildir. Alınacak tedbirler, acaba etik midir değil midir, tartışmasını yapacak lükse sahip değiliz.

4- TBMM nin YASAMA GÖREVİ engellenemez.

TBMM, görülmekte olan dâvâlarla ilgili kânunların dahi değiştirilmesini gerekli görüyorsa Meclis in vazifesini yapması gerekir. Velevki bu dâvâ bir parti kapatma davası olsun, kural değişmez.

Bir yargı organının görevi ne derece yasal bir görev ise, TBMM nin görevi de kaynağını Anayasa dan alan bir görevdir. Milletin menfaati, gerektiriyorsa, Meclis Anayasa nın tümünü bile değiştirmek hak ve yetkisine sahiptir.

Gerek yargı, gerek yürütme organları, TBMM nin çıkardığı kanunları uygulamakla mükelleftir. Yapılan yasamanın etik olup olmadığının taktiri de Meclis e âittir.

5- Kaldı ki TBMM kapanma dâvâsı açılmazdan çok önceleri bir sayın Anayasa profesörü olan ERGUN ÖZBUDUN gibi bir hukukçunun kılavuzluğunda, yeni bir ANAYASA yapmanın hazırlıklarına başlamış bulunuyordu.

İyi niyetle yürütülen bu çalışmalar meyanında yeni Anayasa da siyasi partiler müessesesine yeni bir statüye kavuşturulması hususu da mevcuttur. Hal böyleyken, sonradan açılan kapatma davasında AKP yi kurtarma kanunu gözüyle bakılması da mümkün değildir.

Bu durumda ancak savcılıkça açılan davanın etik olup olamayacağı hususu tartışılabilir, TBMM nin çıkaracağı yeni metin tartışılamaz.

Sayın okuyucularımıza bir hususu açıklamak istiyorum. Biz burada AKP nin avukatlığını yapmıyoruz. Üst üste gelen darbelerin, mayınlı saha haline getirdiği bir Anayasa dan milletimizin kurtarılması için, çaba sarfedenleri desteklemeye çalışıyoruz.

İster hukuki, ister cezâi olsun bütün mahkemelerde görev yapan sayın Hakim ve Savcılarımız, hak ve adâletin tecellisinde, sadece şekli hukukla bağlı değildir. Aslolan sözler lafızlar değil, kanunların ruhudur o ruhta mündemiç olan mânâlardır ve kavramlardır.

Parlamenter ve hukukçularımızın ve bütün sivil toplu kuruluşlarımızın, kişisel endişe ve düşüncelerin üzerine çıkarak, Yeni Anayasa nın tanzimine katkıda bulunmalarını milletçe temenni ediyoruz. Saygılarımızla.