Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.
Yeryüzünde yaşayan insanlar arasında kendisini en akıllı sananlar, işledikleri günahlar ile helak olmaya koşanlardır. Şımarıklık bu kimselerin en önemli sıfatıdır. Bunlar yalana kulak veren zavallılardır. Bunlarla ilgili Kur’an bize şu bilgileri vermektedir. MAİDE SÛRESİ 41-42: “Ey Peygamber, kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla “inandık” diyen kimselerden ve Yahudilerden küfür içinde koşuşanların hali seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler ve sana gelmeyen kimselere kulak verirler, kelimeleri yerlerinden kaydırıp değiştirirler. ‘Eğer size şu verilirse hemen alın, o verilmezse sakının!’ derler. Allah bir kimseyi şaşkınlığa düşürmek isterse, sen Allah›a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah›ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vardır. Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler…” Günümüzde yaşanan siyasi ve sosyal olayları bu ayetin rehberliğinde bir düşünelim ve kararlarımızı buna göre verelim ve yolumuzu ve istikametimizi Kur’an ve Sünnet rehberliğinde belirleyelim.
HELAK EDEN ALLAH’TIR
Allah Teâlâ, işledikleri günahlar sebebiyle helak ettiği kavimler hakkında bize Kur’an’da şu bilgiyi vermektedir: ENAM SÛRESİ 6: “Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkânları kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmurlar indirip evlerinin altından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helâk ettik. Biz onları, günahları sebebiyle helâk ettik ve onların ardından başka nesiller yarattık.” Günahlar ile saadet bulunmuyor, helak olunuyor. ENAM SÛRESİ 70: “Bu dünya hayatının rahatına dalarak, eğlenceyi ve geçici zevkleri din haline getiren kimseleri, kendi hallerine bırak; ama bu durumda onlara hatırlat ki, ahirette her insan yaptığı yanlışlardan ve haksızlıklardan dolayı, mutlaka rehin tutulacak ve kendisini ne Allah’a karşı koruyacak ne de kayırıp kollayacak bir kimse bulacaktır. Kendisi için bütün fidyeleri vermeye gayret etse bile, bu kendisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte yaptıkları yanlışlardan dolayı, rehin tutulacak olanlar bu gibi insanlardır. Onlar için Allah’tan gelen gerçekleri örtbas etmelerine karşılık, kaynar sudan bir içecek ve acı bir azap vardır.” Faizi, yalanı, kumarı, İslam düşmanlarını veli edinmeyi kendisi için dava edinenler, yol arkadaşlarıyla birlikte hak ettikleri karşılığı mutlaka bulacaktır. Bu tip kimselerin bize teklif ettikleri her şeye “HAYIR” demek, şerlerinden kurtulmanın en sağlam yoludur. Eğer bir toplum helak olmaya müstahak işler yaparsa, Allah o toplumu helak eder: HUD SÛRESİ 117: “Halkı iyi olduğu halde Rabbin, haksızlıkla memleketleri helâk etmez.” Güç zehirlenmesi sebebiyle şımaran bir toplumu da Allah helak eder. İSRA SÛRESİ 16: “Bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun ‘varlık ve iktidar sahibi önde gelenlerine’ emrederiz, böylelikle onda bozgunculuk çıkarırlar. Artık o ülke helak olmayı hak eder de, biz de orayı darmadağın ederiz.” Güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır. O’nun rızası da İslam’dır. Yolu İslam olmayanın, sözü hakmış gibi olsa da bu kimseye “HAYIR” ben seninle birlikte olamam demek en büyük kurtuluştur. Biz Milli Görüşçüler her daim şu duaya âmin deriz. NUH SÛRESİ 28: “Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla, zalimlerin de ancak helâkini artır.” Bunun için Milli Görüşçüler kaba kuvveti değil, hakkı üstün tutan bir siyaseti temsil ediyor, milletimizin saadeti için cihad ediyor.
BİR ACAYİP REFERANDUM
Türkiye’de anayasa değişikliği için yapılacak olan referandum, ABD’nin, AB’nin ve İsrail’in önemsediği bir numaralı meselesi haline gelmiştir. Biz bunu son zamanlarda “önemine binaen” ülkemize akın eden büyük ziyaretçilerden de anlamaktayız! 16 Nisan’da yapılacak olan referandum hakikaten Türkiye için tehlikeli bir mesele olmaya adaydır. Referanduma sunulan anayasa değişikliği ile yapılmak istenen şey, yürütme, yasama ve yargı yetkisinin tek bir kişide toplanmasıdır. Bu yetkiler, kim ve ne için tek kişide toplanmak isteniyor? Aklımıza çok şey geliyor ama dilimiz söylemeye varmıyor. Sahi bizim kültür bakanımız Nabi Avcı, bu süreçte niçin İsrail’i ziyaret etti dersiniz? Önümüze getirilen bu anayasa değişikliğinin ABD, AB ve İsrail ittifakının bir projesi olduğu ihtimali önemsenmelidir. AK Parti’nin 15 yıllık icraat siciline baktığımızda ve Bahçeli’nin bir grup toplantısında: “Birini tercih etmek durumunda kaldığımızda elbette ki Recep Tayyip Erdoğan’ı tercih ederiz” sözünü doğru okuduğumuzda, bu anayasa değişikliğinin ABD, AB ve İsrail ittifakının dayatması olduğunu söylemek mümkündür. Bu değişikliğe düşünmeden EVET diyeceklerin bu konuyu düşünmeleri, buna göre karar vermeleri gerekir.
Eğer düşünürlerse, değişikliğe “EVET” demenin ABD, AB ve İsrail’in ülkemiz üzerindeki emellerine hizmet etmek olduğunu muhtemelen görecekler, bu sefer “HAYIR” demede hayır olduğunu fark edeceklerdir. Bu değişikliği arzu edenler, kimsenin düşünmesini istemedikleri için ortalığı geriyorlar.
DAYATMAYA HAYIR
Biz Milli Görüşçüler olarak, bu değişikliğin arkasındaki muhtemel şer maksatlara dikkat çekiyor, bunun için bu haliyle bu anayasa değişikliğine “HAYIR” oyu kullanmanın daha uygun olacağını ifade ediyoruz. Niçin “EVET” demediğimizi de delilleri ile açıklıyoruz. Bu kanaatimizden dolayı
bizi PKK, FETÖ gibi terör örgütleriyle aynı kefeye koyanlara da Cenab-ı Hak indinde hakkımızı helal etmiyoruz. Biz kimsenin safında değiliz. Yanlış yapıyorsunuz dedik, dinlemediler. Şimdi de yanlış yapıyorsunuz diyoruz. Lütfen sözlerimize kulak verin. Haktan başka, hukuktan, milletten başka kimsenin yanında durmadık, saf tutmadık. Selam hidayete tabi olanlara...