Allah’ın Resülü, Ramazan ayında şehrin kirli ve bunaltıcı havasından uzaklaşmak, tefekküre dalmak, yeri göğü yaratanı düşünmek için Hira’ya gider. Burada oruç tutar, tefekkür eder, putlaştırılış nefisleri uğruna kişiliğini değerlerini, benliğini, insanlığını unutmuş bir toplumdan bir kaç gün de olsa uzak kalarak, ruhunun ve aklının derinliklerinde beliren keşfin lezzet ve muhabbetiyle hemhal olmak ister.

Yine böyle bir günde ruhunun derinliklerinden onu saran muhabbetin rehavetiyle kendinden geçmişken, esrarengiz bir sesle doğrulur:

Oku!

Oku! Yaratan Rabb’inin adıyla oku! O insanı alaktan yarattı. Oku! Rabb’in en büyük kerem sahibidir. O kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediğini öğretti… (A’lak 1,5)

Yer gök ve arasındakiler bu sözle birden sarsılır. Bu manevi ağırlığı ile ayakta durmaya çalışır. O söz öyle bir sözdür ki, içinde bütün insanlığın kurtuluşunu barındırır: Okumak, hakikati kavrayarak Rabb’ini bilmek, Hazreti Peygamber yaşadığı olayın tesiriyle hemen eve gelir ve eşine “beni ört” der. Hâlâ ayetin etkisindedir.

Hz Hatice eşini büyük bir heyecanla karşılar ve yardımcı olabilmek için harekete geçer. O gün özel bir gündür ve bu özel günde eşini teskin etmek Hatice’ye düşer. Çünkü mesajının ağırlığı altında Peygamber titremekte, sarındığı örtünün içinde eşine: diyerek, meramını ve endişesini dile getirmektedir. Hatice amcasına giderek olayı anlatır. Amcası Varaka Bin Nevfel bilgin bir adamdır ve “O bu ümmetin peygamberi olacak, keşke ömrüm kifayet etse de bende O’na tabi olanlardan olsam” der...

Hz Peygamber, artık sorumlu birisidir ve artık O da diğer peygamberler gibi bu karanlık çağın coğrafyasında yaşayan, yolunu şaşırmış biçarelere yol göstermek, hayra, doğruya, adalet ve hürriyete götürmek zorundadır.

O günlerde en büyük destekçisi eşi Hatice’dir Hz Peygamberin. O vefatına kadar her zorlukta eşinin yanında yer almış ve ona büyük destek vermiştir.