Yüzyılımızda medyanın aşırı yaygınlaşması, hayatın hemen bütün alanlarına girmesi, hemen herkesin doğrudan ya da dolaylı faaliyetlere dâhil olması aşırılıklara neden oluyor. Denetimsizlik, yerli yersiz bilgi akışı, tarafların ayrışması ve giderek keskinleşen bir dil ve ifade biçiminin oluşması cepheler oluşturuyor. Sözcüklere insanların ruh halleri yansıyor. Tarafların yazışmalarındaki öfkeli durum anında beliriyor. Sözcüklerin gerilimli oluşu insanları beklenmedik sonuçlara götürüyor. Denetimsizlik bazen başka sonuçlara da götürüyor.

İnsanların ilişkilerinde, davranışlarında kimi zaman yakınlaşmalar, kimi zaman da uzaklaşmalar oluyor. Bu durumun bir ölçüsü olmuyor. Nefretler olabileceği gibi duygusal yaklaşımlar da oluyor.

Özellikle bilgisayar üzerindeki iletişimde farklı insanların tanışmaları, o anki psikolojileri farklı bir alana doğru sürüklüyor.

Siyasal gerilimler bugün için ideolojik olmanın ötesinde. İdeolojilerin bile çıkarlar yüzünden çözüldüğü görülebiliyor. Taraflar bir başka cephede en olmadık biçimde buluşabiliyorlar. Kimi zaman kimi olayların aşırı bir biçimde tırmandırıldığı ve toplumsal bir oluşa sürüklendiği gerçeği göz ardı edilmemeli. Bu yüzyılın son çeyreğinde bazı olaylar bahane edilerek gerilim tırmandırılıyor.

İletişim ağında büyük olaylar tezgâhlanıyor. İnsanlar bir anda sokağa dökülebiliyor. Büyük kalabalıkların sokağa dökülmesiyle denetimsizlik başlıyor. Kimin ne yaptığı bile bilinmiyor. Bu karmaşada yabancı servislere kadar herkes devreye giriyor. Medya üzerinden kışkırtmalar sürüyor. Olur olmaz herkse bu gerilimi ateşliyor. Bilgisayar veya ekran başındakiler artık kendilerini bile denetleyemiyorlar.

“Arap Baharı” diye nitelendirilen ayaklanmalar sonrasında yaşanan büyük karmaşada akıldan çok duygular baskındı. Bu süreç İslâm coğrafyasını bir ateş gibi sardı. Salt siyasal ayrışmalardan meydanlara dökülmedi insanlar. Çıkar çevreleri, mezhep çatışmaları ve hatta en basit gerekçeler bile belirdi. Süreç kime yaradı, belirsiz. Aslında emperyalizm istediği sonuçları elde etti. Dolayısıyla medyadaki bu durum bile egemen çevrelerin çıkarlarına yardım ediyor. Olan kitlelere oluyor.

Bir toplumu germek için nedenler çok. Bir kedinin bir yere sıkışması ve onun kurtarılmasındaki gecikmeler bile bir toplumun öfkesinin tırmandırılması ve ayaklanması için bir neden olabiliyor. İnsanların hayata ilişkin memnuniyetsizlikleri bir yerde patlamalara gerekçedir.

Gezi Parkı olayı masum bir gerekçe ile başladı. Ardından bütün memnuniyetsizler, karşı gruplar ayaklanma ve gösterilere dâhil oldu. Artık önü alınamaz bir sürece girildi. Bu tarafların daha çok gerilimine neden oldu. Gencecik insanların ölümüne neden oldu. Tarafların öfkesi sınır tanımadı.

Soğukkanlılık ve sabır insan hayatından çıkınca gerilim doruk yapar. Çocuk cinayetleri, kadınların yaşadığı zulüm, erkeklerin kimi zaman olan çaresizlikleri psikolojik gerilimin tırmanışına neden. En olmadık olaylar art arda sökün ediyor.

Haksızlıklara kayıtsız kalınmadan, kimi olaylar bastırılabilir, kimi gerilimlerin ateşi düşürülebilir. Bunu da toplumun önünde yer alanlar yapmalıdırlar. Eğer onlar da gerilimi tırmandırıcı bir eylemde bulunurlarsa o zaman durum tamamen zıvanadan çıkar. Aynı ortamın insanları bile bu gibi durumlarda sınır tanımadan birbirlerine düşman olabiliyorlar. Aileler parçalanabiliyor.

Not: Ülkemizin özellikle Elâzığ yöresinin manevi önderlerinden Molla Bahri’nin vefatı gönül bağı olanları derinden üzdü. O bölge insanı olan bizlerin üzerinde hakkı ve emeği vardı. O sevenlerine kavuştu. Kendisine rahmet ve mağfiret, sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.