Önceki yazımızda ne dedik "Mısırda karşılıklı nutuklar (yani büyüklere ninniler) çekilirken, Gazzede/Filistinde bebekler bile vahşice katlediliyor... İslâm âlemi, D-8ler ve insanlık yani bütün dünya ise sadece seyrediyor!.. Zalim Dünya Düzeni, Gizli Dünya Devleti böyle kurulmuş, böyle devam ediyor... Bakalım nereye ve ne zamana kadar !."

Yazıya böyle başladık ve genel değerlendirmemizi yaptıktan sonra, sonunda dedik ki;

"Bu durumda yapılması gerekenler gelecek yazıda..."

Evet, bu durumda Türkiye ne yapmalı, Türkiye ne yapmalı, İslâm âlemi ne yapmalı ..

Türkiye önce "ADİL (EKONOMİK) DÜZEN"i kendi ülkesinde uygulayacak... Bunun için pilot uygulamalar yaparak insanlara "ADİL (EKONOMİK) DÜZEN"i öğretecek... Bu pilot uygulamalarla insanlara "ADİL (EKONOMİK) DÜZEN"i göstererek öğretecek...

Bu arada Türkiye ülke savunmasında dünyanın en güçlü devleti olacak...

Sonra ne yapacak

İranda ve Mısırda İslâmiyeti kabul eden yönetimler var...

Oralarda da "ADİL (EKONOMİK) DÜZEN" kurulmasını tavsiye edecek...

D-8ler öncelikle kendi ülkelerinde "ADİL (EKONOMİK) DÜZEN"i kuracaklar...

Bu sayede özellikle ülkelerini savunma bakımından bağımsız hâle geleceklerdir.

Aslında Erbakan hocamız D-8ler, D-20ler, D-60lar, D-160lar yani bütün dünya devletleri, bütün insanlık için yol haritasını çizmiş ve anlatmıştı; biz onları hatırlatıyoruz...

Evet, Türkiyenin önderliğinde ve rehberliğinde D-8ler önce bunları yapacaklar...

Sonra tüm dünya devletlerini, tüm insanlığı "Adil (Ekonomik) Düzen"e çağıracağız...

"ADİL (EKONOMİK) DÜZEN"i kabul ettiklerinin delili, hakemliği kabul etmeleridir.

"Adil (Ekonomik) Düzen"i ve hakemliği kim kabul ederse bizim müttefikimiz odur.

İnsanları bir arada tutan iki güç vardır.

Biri "BARIŞ"tır, temeli hakka ve hakemlere yani "ADALETE" dayanır.

Diğeri "SAVAŞ"tır, temeli kuvvete ve "ZULME" dayanır.

Biz kuvvete karşı kuvvetle çıkamayız. Elbette biz de hazırlık yapacağız, düşmana karşı hazırlanacağız ama biz kuvvete karşı gerçek anlamda ancak Hak yani halk ile çıkabiliriz.

Hakkı, adaleti, barışı tesis etmeyi başardığımız zaman gerçekten galip geliriz.

Bundan yarım asır önce biz cihada başladığımızda bir ümidimiz vardı...

Bu zalimler, bu kâfirler giderse, yeryüzünün düzeleceğini düşünüyorduk...

Var gücümüzle onları indirip kendimizi onların yerine geçirmeye çalıştık...

Ne oldu

Suya vardık ama su serap çıktı...

Serabın peşinden koşarken ümitli idik...

Suya varacağız ve kana kana içeceğiz diyorduk...

Şimdi can havli ile güya suya ulaştık ama susuzluktan ölmek üzereyiz...

Ne yazık ki sadece seraba ulaştık, susuzluğumuz gitmedi ama ümitlerimiz gitti...

Hedef sadece bu şekilde iktidar olmak idiyse; artık koşacak bir hedefimiz de kalmadı...

İşte... "Millî Görüş ve Adil (Ekonomik) Düzen Çalışanları" Türkiyenin, İslâm âleminin ve insanlığın kırılan ümitlerini yeniden yeşertmek, iyice yerleştirip pekiştirmek ve kurumsallaştırmak istiyor... "ADİL (EKONOMİK) DÜZEN" ile insanlık seraba yani sahte iktidara değil de; gerçek suya, gerçek ırmağa, gerçek kurtuluşa, gerçek saadete kavuşacaktır.

Biz buna inanıyor ve bunun için çalışıyoruz; dolayısıyla hedefe varacağız, inşallah...