Uyumak; bir ihtiyaçtır. Uyanık kalabilmek için uyumak
gerekir. Biz insanlar uyumazsak hayata dair birçok fonksiyonumuzu yavaş yavaş
kaybederiz. Uyumadan yaşamanın bir parçasıdır. Normal bir uyanıklık için normal
ve sağlıklı bir uyku hepimiz için şarttır. Uyku, ömrümüzün ortalama üçte birini geçirdiğimiz, hayatımızın devamı
için mutlaka gerekli olan farklı bir bilinç durumudur; geri dönüşümü olan bir beyin davranışıdır.
Biz insanlar için uyku da büyük bir nimettir!
Ama uyutulmak öyle midir! Uyumak bir ihtiyaçsa, bir
nimetse; uyutulmak ise düşünebilmek , akledebilmek emrinden alıkonmaktır.
Bugünün moda kavramı algı
operasyonları nın muhatabıdır insan. Algı yönetimi, zihin işgallerinde tahrip
gücü en fazla silah olarak karşımıza çıkmaktadır. Unutuyorsak, umursamıyorsak,
dünü bugüne bugünü de yarına taşıyamıyorsak bilinçaltımız işgal edilmiş; idrak
ve karar merkezimiz olan bilincimize nüfuz edilmiş demektir. Sapla samanı karıştıran, hesap soramayan,
muhakeme ve mukayese gücü elinden alınmış uyutulmuş bir birey izdir artık.
Uyutulmak meselesi, belki de meselelerin en büyüğüdür. Zira üstad Necip Fazıl
Kısakürek in ifadesiyle; Hayatımızın yarısını uyuyarak geçiriyoruz, diğer
yarısını da uyutularak
İSRAİL LE
NORMALLEŞMEYİ SİNDİRECEK KAMUOYU OLUŞTURULUYOR
Regaip Kandili gecesi Dışişleri Bakanlığı nın resmi web
sayfasından No: 88, 8 Nisan 2016,
Türkiye- İsrail Görüşmeleri Hk. başlıklı duyuruyu okuyunca çok şaşırmamıştık.
Bu açıklamanın bir kandil gecesi nde yapılmış olmasının şaşkınlığını yaşadık
elbette. Fakat Londra daki mutabakat görüşmesinin muhtevasıyla ilgili,
Heyetler, mutabakat metninin nihai hale getirilmesi ve farklılıkların
giderilmesi yönünde ilerleme sağlamışlar ve anlaşmanın çok yakında
gerçekleştirilecek bir sonraki toplantıda sonuçlandırılması hususunda uzlaşıya
varmışlardır ifadeleri, perşembenin gelişi çarşambadan bellidir şiarına
misal teşkil ediyordu bizim açımızdan. Zira sürecin öncü haberleri hep
dikkatimizi çekmişti. Rusya uçağının düşürülmesinden sonra başlayan süreçte
bütün oklar Türkiye ile İsrail barışması zorunluluğunu(!) adeta gösteriyordu.
Öyle ki, devletin haber ve yayın organları İsrail ile ilgili sipariş haberleri
haber merkezlerine servis etmeye başlamıştı. Taksim deki patlamadan sonraysa
jestler açıktan yapılır olmuştu. İsrail-Türkiye kucaklaşması için kamuoyu
profesyonelce hazırlanıyordu. Önce gizli başlamıştı görüşmeler. Sonra İsviçre
mutabakatı sızdırıldı. Nabza bakıldı; görüldü ki, dün meydanlarda İsrail bayrağı yakan kamuoyu gitmiş, İsrail
ile normalleşmeyi sindirecek bir ortam oluşmuştu. Nihayetinde de Londra daki
görüşme resmen ilan edildi.
KORKARIZ Kİ
İSRAİL İ DİZE GETİRDİK DENECEK
Bu gelişmeler gazetemizin hep yakın takibinde oldu.
Seçimden önce Siyonizm i sevindirmeyin diyen gazeteler ve gazeteci
dostlarımız anlaşılıyordu ki el mecbur susacak, görmeyecek, konuşmayacaktı
Hatta İsrail le normalleşmeyi kamuoyuna izah etmek, tepkileri dindirmek görevi
de yine kendilerine kalacaktı. Maalesef yine tek başımıza kalmıştık. Korkarız
ki, İsrail i dize getirdik denecek başlıklı Başyazı mızı hatırlayacaksınız.
Son yaşanan gelişmeler ışığında bu yazının bazı bölümlerini yeniden hatırlatmak
mecburiyetindeyiz. Affınızı istirham ederek 9 Nisan 2016 Cumartesi günkü
Başyazı dan bir kesite yeniden dikkatinizi çekelim:
Korkarız ki, bu gelişmeler bile zafer olarak takdim
edilmeye çalışılacak.
Korkarız ki, İsrail ile yapılmakta olan mutabakatın
maksadı büyük devlet olmanın gereği gibi bir takım laf-u güzaflarla
örtülecek.
Korkarız ki, İsrail ile normalleşmeyi, İsrail ile
mutabakatı, İsrail in emellerine alet olmayı bizim hocalarımız bile izah etmeye
kalkışacak.
Belki de gazetelerimizin manşetlerine göre, ekranların
bildik yüzlerine göre Türkiye İsrail i dize getirmiş olacak.
1 Kasım seçimlerinden önce İsrail i değil, ümmeti
sevindiri sloganı hafızalardayken. Türkiye kamuoyunun ve İslam âleminin
İsrail in sevindirilmesi meselesine önce ikna edilmesi, sonra da sevindirilmesi
de gerekiyor. Gerekenler de mutlaka
yapılacaktır. Nasıl mı!
Belki de, yıllar öncesinden Gazze ye gideceğini açıklayan
Sayın Cumhurbaşkanımız için bir Gazze seferi düzenlenecek Belki de Gazze ye
uygulanan İsrail ambargosunda yumuşatılmaya gidilecek ve Gazze ye kameraların eşliğinde insani
yardımlar sokulacak, inşaat malzemeleri girecek. Belki de, gösterişli törenlerle bir yardım gemisi
göndereceğiz Gazze ye, Mavi Marmara yı ve şehitlerimizi unutturmak için.
Böylece meseleyi halletmiş olacağız. Ve tabii zafer iyice perçinlenmiş olacak.
Gazze ye yardım götürmenin sevinci ve coşkusu günlerce konuşulacak, zihinlere
iyice yerleştirilecek.
Türkiye ve İslam âlemi böylesine bir sanal zaferin
sevincini doyasıya yaşarken, Siyonizm ise sinsice son hamlesinin hazırlıklarını
yapmaya başlayacak.
HEM DE MANŞETTEN DEDİLER!
Maalesef dediler Dört gün sustular ama dediler
Gazze ye önce Türkiye girecek dediler, hem de manşetten. Türkiye nin
Gazze ye yüzer elektrik santrali gönderme talebinin İsrail tarafından kabul
gördüğünü dediler Gazze ambargosu nun Türkiye bayraklı gemilere yönelik
olarak kademeli olarak kaldırılması için yüzer liman konusunda uzlaşmaya
vardığını yazdılar Türkiye dediğini yaptırdı, İsrail kabul etti dediler
Tarihi anlaşma dediler. Dediler Dediler 9 Nisan da yayımlanmıştı Başyazı
12 Nisan da bunları yazmaya başladılar. İmzanın atıldığı gün zafer havasının
oluşması için yarın dozajı daha da artıracaklar Kim bilir ne tarihi
savunmalar, ne tarihi methiyeler gelecek İsrail le normalleşmeye.
Sanki sadece Gazze nin rahatıymış, konforuymuş gibi.
Elbette bunlar önemli şeyler. Elbette, ambargo kalkmalı! Ama Filistin
davasından vazgeçilmeden, İsrail e hiçbir şey verilmeden kalkmalı..Filistin
davası konfor davası olsaydı Ankara dan önce Filistinli kardeşlerimiz İsrail
ile normalleşirdi . Kudüs ten vazgeçerek İşgal edilmiş Filistin
topraklarından vazgeçerek Siyonist İsrail in Mescid-i Aksa üzerindeki yeni
yeni hamlelerini görmezden gelerek Mavi Marmara lar unutularak Arz-ı Mev ud
emelleri yok sayılarak Kundakta öldürülen bebekler, evleri başlarına yıkılan
anaların ahı yerde bırakılarak Filistin davasına sahip çıkılabilir mi. Şeyh
Yasin ler, Rantisi ler Binlerce Filistinli şehit olurken konforlu yaşam uğruna
mı şehit oldu, Allah aşkına!
MUTABAKATINIZ
MESCİD-İ AKSA YI ESARETTEN KURTARACAK MI!
Manşetten verilen haberdeki yüzer liman konusuna dikkat
lütfen! Anlaşılan o ki, İsrail diplomatik olarak geri adım atmıyor. Bize de
yüzer liman formülü ile idare edin deniliyor. Evet, yüzer limana gemilerimiz
yanaşabilir. Çocuk bezleri, mamalar, battaniyeler, inşaat malzemeleri, gıdalar
sevk edilir. Peki ya Filistin in özgürlüğünü gemilerimizden o yüzer limana indirebilecek
miyiz Peki ya, Mescid-i Aksa nın esaretine son verebilecek miyiz Artık İsrail
çocuklarımızı öldürmeyecek değil mi, o yüzer limana gemilerimiz yanaşınca!
Mesele sahiden bu mu! Mutabakatınızda zulüm duvarının yıkılması var mı!
Mutabakatınızda İsrail tankının önüne elinde küçük bir taşla çıkan Filistinli
çocuktan ne var!
HİÇ DEĞİLSE
FİLİSTİN DAVASI TEMİZ KALSIN
Manşetler atılır, yılmaz savunucular ekranlarda yine
cengâverce boy gösterir. Saatlerce kesintisiz cümleler kurarlar sizin için. Yüzer
limana gemilerimiz yanaşır, o gemileri Türk bayraklarıyla ve Cumhurbaşkanımızın
fotoğraflarıyla karşılayan Gazzelilerin görüntüleri üzerine zafer yazıları
yazılır. Algı yönetimiyle herkes uyutulur, herkes susar. Peki vicdanlar susar
mı! Hayır asla vicdanlar susmayacaktır! Ümmetin sancaklaşan Filistin davasını
İsrail le normalleşmenize alet etmeyin n olur! Hiç değilse Filistin davası
temiz kalsın.
Şartlara teslim olmak hiçbir zaman zafer olamayacağı
gibi, her zafer şartları teslim almakla başlar. Bunun için de iktidarların en
büyük gücü kendi yanlışını gösterecek, onu gittiği yanlış yoldan alı koyacak
kurum, kuruluş ve kimselerin varlığıdır. Unutmayalım ki, görebildiğimiz
yanlışları düzeltmediğimiz sürece, göremediğimiz felaketler meydana gelir. Gözlerini
kapayan sadece kendisine gece yapar; İsrail gerçeğine gözleri kapamak ise
ümmete, insanlığa geceyi davet olur.
YOLUNU KAYBEDENE
İYİ GİDİYORSUNUZ DEMEK EN BÜYÜK KÖTÜLÜKTÜR
Biz uyarıyoruz Önce İsrail ile normalleşmeyi sürdüren
makamlara sözümüz: Biliyoruz ki, yolunu kaybedene iyi gidiyorsun demek en
büyük kötülüktür. İsrail ile girilen bu
yol, kaybedilmiş bir yoldur.
Sonra algı yöneticilerini uyarıyoruz: İsrail le
normalleşme için atılan her başlık, yapılan her teşvik, saptırılmış maksatlı
her söz zihinlere sıkılan bir mermiden farksızdır. Lütfen, bu milletin zihnine
İsrail mermisi sıkmayın.
Son sözümüz algı mağduru insanımıza: Bir insanı ancak
gerçekten uyuyorsa uyandırmak mümkündür. Uyuyun, ecel gelmediyse mutlaka
uyanacaksınız. Ama n olur uyutulmamaya bakın!..