Ramazan gününde bile can evlerinden vurulan, iftar

sofraları kana bulanan Filistinliler niye bize bu kadar acı vermektedir.

Halkın bu yakın ilgisi, onları Türk sanmalarından.

Genel kanı ise, onların Arap olduğundandır.

Filistin toprağında binlerce yıl öncesinde yerleşik bir

hayat, zengin bir kültür vardı.

Fakat bir ayrıntı daha da ilginç.

Bilimsel bulgular, arkeolojik veriler, Yontma Taş

Devri nde Filistin de yaşayanların aynı dönemde Avrupa da yaşayan Neandertal lar

ile aynı gruptan olduğunu ve benzer kültürlerinin olduğunu göstermektedir.

Böylece Filistin de Avrupa ırkından insanlar vardı.

Cenneti sembolize eden incirin, zeytinin, üzümün diyarı o

kadar çok göç almakta idi ki.

MÖ 4. binyılın sonuna doğru kuzeyden güneye yeni halklar

göç etti.

Bronz Çağı nın başlarında Filistin de çok çeşitli halklar

yaşıyordu ve bunlar zamanla kaynaşarak yerleşik bir şehir toplumunu

oluşturdular.

Filistin halkı, bölgede İbrani krallıkları kurulana kadar

Antik Mısır sistemini kullandı.

Bu dönemdeki Sami Filistin halkına Kenanlılar denmekte

idi.

MÖ 3. binyılda Filistin de surlarla çevrilmiş kasabalar

ortaya çıktı. Bu kasabalar Antik Mısır ın siyasi kontrolü altındaydılar.

MÖ 19. yüzyıldan itibaren Filistin de şehir hayatı oldukça

gelişti.

Antik Filistinliler, MÖ 12. yüzyılda güney sahilindeki

bölgeleri ele geçirdiler.

Filistin ismini ilk kez, Antik Yunan yazarlar zikretti,

bu bölge için Philistia ismini kullandılar. Filistin adı, Romalılar tarafından

da kullanılmış  sonra Arapçaya girmiş,

İslam ın hâkim olmasından sonra günümüzde de kullanılmaktadır.

Ne ki Filistin den kargaşa hiç eksik olmamış, son Bronz

Çağı nda Mısırlılar Filistin i işgal etmişler. Kraliçe Hatshepsut döneminde

Filistinliler, Mısır hâkimiyetine karşı başkaldırmaya başladılar. İntifada

yüreklerinde hep yeşil kalmış. Bu isyan dalgası bir sonraki firavun 3. Thutmose

tarafından şiddet kullanılarak bastırılmış. 

MÖ 13. yüzyılın sonlarında Filistin deki Kenanlı

prenslikler, yolsuzluklar nedeniyle oldukça zayıflamıştı. Bu dönemde

İsrailoğulları, Şeria Nehri civarındaki dağlık bölgeyi ve Batı Filistin i ele

geçirdiler.

Böylece, İsrailoğulları, Filistin e geç bir dönem olan

Son Bronz Çağı nda gelmeye başladılar. MÖ 12. yüzyıla kadar bölgeye tam olarak

yerleşmemişlerdir.

Göçebe İbrani kavimlerin Kenan iline yerleşmesi ile

bölgede İsrailoğulları nın nüfusu artmaya başladı.

Kenanlılar, yerleşik komşu kabileler yerine işgalcileri

kendilerine yakın buldular.

Yine de sahilde yaşayan Kenanlılar, bölük pörçük

durumdaki İsrailoğullarını hâkimiyetleri altına alabilirlerdi.

Tarihe bir çentik daha atıldı.

MÖ 12. yy. başlarında yaşanan Denizci Halklar istilası,

bu durumu engelledi. Bu Denizci Halklar arasında Ege (Girit) kökenli

Filistinliler, güney sahiline yerleştiler ve yaklaşık bir buçuk asır zarfında

Filistin in çoğunu ele geçirdiler.

Görüldüğü gibi Filistin de öyle zengin bir insanlık

örgüsü bulunmaktadır ki; Avrupa ırkından Samilere, Egeli, Giritli denizci

milletlerden çeşitli kavimlere, Antik Mısır, Arap renkleri ile harmanlanmış

Kenan ilinin cennet zenginliği göz kamaştırmakta.

Filistin de, tek bir ırkın değil, insanlığın mücadelesi

yapılmaktadır.

Bu yüzden Filistin davası, tüm dünya insanlığını

ilgilendirmektedir.

Şeyh Ahmet Yasin in yıllar önceki acılı cümleleri, hâlâ

güncelliğini korumaktadır:

Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler!

Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı

felaketler karşısında

Bir halk yok mu Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin

namusu için kızacak

Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak

ilan edenlere karşı duracak!

Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken .

Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman

alınlarımızda şu yazılacak:

Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!

Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız,

yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek!

Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!

Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi

beklemeyin!

Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın

savaşçı onuruyla ölelim!

Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü

sizden her biri boynuna taksın!

Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin!